Başvuru, doğumun ardından bebeğin vefat etmesi, annenin kronik hastalığa yakalanması ve olaya ilişkin olarak açılan tazminat davasında etkin araştırma yapılmayıp kusurun tespit edilmemesi nedeniyle yaşam hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, doğumun ardından bebeğin vefat etmesi, annenin kronik hastalığa yakalanması ve olaya ilişkin olarak açılan tazminat davasında etkin araştırma yapılmayıp kusurun tespit edilmemesi nedeniyle yaşam hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Zeynep Şen 10/2/2002 tarihinde 32 haftalık hamile iken muhtelif şikâyetlerle (baş ağrısı, ödem, yüksek tansiyon, görme bulanıklığı) Ankara Etlik Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Hastane) başvurmuştur. Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) ön tanısı ile hastaneye yatışı yapılan başvurucunun idrar ve kan tahlilleri yapılarak ilaç tedavisine başlanmıştır. Ayrıca erken doğum ihtimaline karşı bebeğin akciğerlerinin gelişmesi için kortizon tedavisi uygulanmıştır. Başvurucunun böbrek fonksiyonlarına ilişkin değerlerin yüksek olduğunun anlaşılıp genel durum bozulmasının gebelik zehirlenmesinin en ileri aşamasına (HELLP sendromu) doğru bir seyir göstermesi -anne ve bebeğin hayatının tehlikede bulunması- nedeniyle sezaryen ameliyatı ile doğumun gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. 11/2/2002 tarihinde başvurucu, sezaryen ameliyatı ile 400 g ağırlığında 34 cm boyunda canlı bir erkek bebek dünyaya getirmiştir. Diğer başvurucu Harun Şen bebeğin babasıdır. Doğumdan sonra bebek ve anne, yoğun bakıma alınmıştır. Bu süreçte anneye kan, plazma ve trombosit verilmiştir. Ameliyat sonrası anne dâhiliye, nefroloji, göz ve beyin cerrahisi kliniklerinde muhtelif tetkiklere (MR, EEG, USG) tabi tutulmuş, bu tetkikler sonucu böbreklerde rahatsızlık (parankim hastalığı, kortikal kist) tespit edilmiş, anneye fazladan sıvı alması telkin edilerek takibi yapılmıştır. Bebek kuvözde takip edilmiş ve anne tarafından beslenmesinin yapılabildiğinin anlaşılması üzerine 28/2/2002 tarihinde taburcu işlemleri yapılmıştır. Bebek taburcu edilmesinin ardından 2/3/2002 tarihinde vefat etmiş ve aynı tarihte defnedilmiştir. Bebeğe otopsi işleminin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dosya içeriğinde, başvurucuların otopsi yapılması yönünde talepte bulunduklarına veya otopsi işlemi yapılamaması durumuna itiraz ettiklerine dair bir bilgi/belge bulunmamaktadır. Ayrıca olaya ilişkin bir ceza soruşturması yürütüldüğü yönünde bilgi/belge sunulmadığı da görülmüştür. Başvurucu Zeynep Şen'in takip eden süreçte farklı sağlık kurumlarına yaptığı müracaatlar sonucu kendisine kronik böbrek yetmezliği tanısı konulduğu, diyaliz tedavisi uygulanması gerektiği yönünde raporlar (21/3/2002 ve 11/9/2003 tarihli Ankara İhtisas Hastanesi raporları ile 2008 tarihli Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi raporu) aldığı anlaşılmıştır. Başvurucular 11/11/2005 tarihinde, hatalı tıbbi uygulama nedeniyle bebeklerini kaybettiklerini ve anne Zeynep Şen'in kronik böbrek yetmezliği hastalığına yakalandığını ileri sürerek idarenin kusur sorumluluğuna dayalı tam yargı davası açmıştır. Dava, baba Harun Şen için eşinin hastalanmasından kaynaklı manevi tazminat, bebeğini kaybetmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat; anne Zeynep Şen için hem bebeğini kaybetmesi hem de rahatsızlanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerini içermektedir. Davaya bakan Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) uyuşmazlığın çözümü için bebeğin ölümünde ve Zeynep Şen'in kronik hastalığa yakalanmasında tıbbi uygulamadan kaynaklı bir hata olup olmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Başkanlığı nezdinde bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. 26/12/2008 tarihli raporda özetle 2/3/2002 tarihinde ölen bebeğin defin izin kâğıdında ölüm sebebinin solunum yetmezliği olarak belirtildiği, bununla birlikte bebek için zamanında otopsi yapılarak iç organlarda morfolojik değişmeler araştırılmadığından prematüre olarak doğmuş bebeğin ölüm nedeninin belirlenemediği ifade edilmiştir. 9/10/2009 tarihli raporda ise özetle 10/2/2002 tarihinde preeklampsi tanısı ile yatırılan, aynı zamanda böbrek yetmezliği saptanan hasta Zeynep Şen'in eldeki laboratuvar bulgularına göre böbrek parenkim hastalığının gebelikten önce de mevcut olması gerektiği, gebeliğin böbrek hastalığını alevlendirdiği, böylelikle preeklampsinin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı, hastaya yapılan transfüzyonların akut tübüler nekroza bağlı böbrek yetmezliğinin kanıtlarının olmadığı, gebelik gibi olayların kişideki mevcut böbrek hastalığının gidişatını hızlandırarak daha erken hemodiyalize girmesine neden olabileceği, preeklampsi nedeniyle yatırılan ve HELLP sendromuna gidiş nedeniyle sezaryen yapılan Zeynep Şen'e uygulanan tanı, takip ve tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Başvurucular söz konusu raporlara itiraz etmiştir. Başvurucular itirazlarında anneye yanlış kan verildiğini, doğum dikişlerinin kanamasında yanlış tedavinin etkili olduğunu, bebeğin kuvözde yeterli süre kalmadığını ve erken taburcu işlemi yapıldığını ileri sürmüştür. Mahkeme 16/6/2010 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. İtirazın bilirkişi raporunu kusurlandıracak nitelikte olmadığını da karar metnine işleyen Mahkemenin ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...yüksek tansiyon ve gelişen Hellp sendromu sonucunda böbrek yetmezliğinin bu hastalığın beklenen bir sonucu olduğu, hastaya takılan kanların taze donmuş plazmaların ve eritrosit süspansiyonunun hastanın kan grubuna uygun olarak 0Rh (-) takıldığı iki ünite trombositin ABRh(+) kandan hazırlanmış olmakla birlikte trombositlerin antijen ihtiva etmemesi nedeniyle Rh(+) kandan hazırlanmasında tıbbi sakınca bulunmadığı, ayrıca Rh uyuşmazlığına karşı koruyucu önlem alındığının bilirkişi raporuyla ortaya konulması nedeniyle davacıların bebeğinin ölüm olayının ve Zeynep Şen'in böbrek yetmezliği hastalığına bu nedenle yakalanmış olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, bebeğin kilosu ve erken doğmuş olması sebebiyle bebeğin aspire etme nedeniyle ölmüş olma ihtimalinin bulunması karşısında sağlık hizmetlerinin riskli bir nitelik taşıdığı ve davacı Zeynep Şen'in hizmetten yararlanan konumunda olduğu ve yukarıda aktarılan bilirkişi raporu dikkate alındığında isteme esas olan zararın doğmasında davalı idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecek nitelikte ağır bir hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır." Söz konusu karar başvurucuların temyiz talebi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesi tarafından 19/6/2014 tarihli hükümle bozulmuştur. Bozma gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde şu hususların açıklığa kavuşturulamadığı belirlenmiştir:1-Yukarıda yer verilen 2009 günlü raporda, böbrek yetmezliği saptanan hasta Zeynep Şen'in eldeki laboratuar bulgularına göre böbrek parenkim hastalığının gebelikten önce de mevcut olması gerektiği, şeklinde varsayımsal ifadeden hareketle açıklamalarda bulunulmuştur. Öncelikle bu durumun varsayımsal ifadeden öte somut gerekçelere dayandırılmalıdır. Bu yönde yorum yapmaya imkan yoksa bu imkanı sağlayacak her türlü bilgi ve belge temin edilmelidir.2- Yine 2009 günlü raporda; ...Eğer hastanın gebeliğin erken dönemine ve/veya gebelik öncesine ait ultrasonografi, idrar tahlili ve kan biyokimyası gibi kayıtları varsa durumu tekrar değerlendirilebileceği... Yönünde yapılmış açıklamanın anlamı, cümlede sayılan ultrasonografi, idrar tahlili, kan biyokimyası gibi kayıtların temin edilmesinin gerekliliğidir. Nitekim hastanın bir önceki doğumunun da aynı hastanede gerçekleştiği düşünüldüğünde sağlıklı bir değerlendirme adına bu kayıtların temini yoluna gidilmesi gerekecektir.3- Yine 2009 günlü raporda; "hastaya yapılan transfüzyonların, akut tübüler nekroza bağlı böbrek yetmezliğinin kanıtlarının olmadığı" öncelikle ifade edilmişse hastaya yapılan transfüzyonların, hastanın da kan grubu değerlendirilmek suretiyle tıp kurallarına uygun olup olmadığı yeterince açıklanmamıştır.4- 2008 günlü raporda ise prematüre olduğu anlaşılan bebeğin taburcu olduktan 4 gün sonra vefat ettiği belirlenmiş ise de hastanın tıbbi bulguları ile taburcu edilmesi kararının tıp kurallarına uygun olup olmadığı değerlendirilmemiştir.Bu veriler ışığında; Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulu raporlarının; dava konusu olayda işlendiği ileri sürülen hizmet kusurunun tespiti noktasında yeterli açıklıkta olmadığı belirlenmiştir..." Mahkeme bozma hükmüne uyarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından düzenlenen 1/9/2016 tarihli bilirkişi raporunun ilgili kısmı şöyledir:"Kişi adına SSK Ankara Doğumevi ve Kadın Hastanesince düzenlenmiş hasta dosyasının incelenmesinde;2002 tarihinde hipertansiyon (TA:210/140mmHg) şikayetiyle başvurduğu, son adet tarihine göre 32 hafta 3 günlük gebeliği olduğu, G3P1A1Y1 olduğu, nidilat sonrası TA:80/60nmHg'ye düştüğü, yapılan muayenesinde pretibial ödem, baş ağrısı, görme bulanıklığı, epigastrik ağrısının olduğu, preeklampsi tanısı ile yatışının yapıldığı, kan basıncı, nabız, ateş, aldığı çıkardığı takiplerinin yapıldığının görüldüğü,Bakılan kan tetkikinde AKŞ: 212mg/dl, AST 30 U/L, ALT: 33 U/L, Üre:160mg/dl, Na:137mEq/lt, KCB4b7mEq/lt, CR: 102mEq/lt 2002 tarih, 27208 protokol nolu Kan İstem Formunda; kişinin kan grubunun 0Rh(-) olarak belirtildiği ve 4 Ü trombosit süspansiyonu talep edildiği,2002 tarihli İdrar tetkikinde :albumin 8gr/dlt, şeker yok, 9-10 lökosit, 3-4 eritrosit 10-12 epitel, 1-2 grander silendir görüldüğü, 1x1 diazem yapıldığı,11:30-16:30 arasındaki TA takipleri 130-150/80-110, Nb: 121-147/dk arasında değiştiği ve saat 16:30'da 6mg Mg S04'u %5 dekstroz içinde verildiği, 17:20'de 1000cc içinde 15gr Mg S04 tedavisi için takıldığı, 17:30-18:00 arasındaki TA değerlerinde 160/100-120mmHg olduğu, alfemet 4*1 başlandığı, 2002 18:30'dan, 2002 saat 01:30 kadar olan TA takiplerinin 140-160/80-110mmHg, Nb:118/127/dak arasında değiştiği, 2002 saat 11:32 tarihli NGB:8g/dl, PLT: 000/mm3, PLT: 000/mm3, 12:58 tarihli HGB:9g/dl, PLT: 000 mm3, 13:30'daki UGB:8g/dl, Saat 13:30'da 553 nolu 1Ü AB (+) trombosit transfüzyon, saat 14:00'de 552 nolu 1Ü AB (+) trombosit transfüzyon yapıldığı,Transfüzyon sonrası 2002 saat 19:13 tarihli NGB:9g/dl, PLT:000/ mm3 olduğu,2002 03:21 tarihli hemogramında HGB.4 (g/dl), PLT: 000/mm3,2002 09:07 tarihli hemogramında HGB: 7 g/dl, PLT:000/ mm3 olduğu,2002 tarihli SGOT:27 U/L, SGPT:33 U/L, Üre:152mg/dl,2002 tarihli (saat 11:00) SGOT:31 U/L, SGPT:33 U/L, Üre:172mg/dl, KŞ:140mg/dl, 2002 tarihli (saat 12:10) SGOT:30 U/L, SGPT:33 U/L, Üre:160mg/dl, KŞ:212mg/dl, Na:137,K:4,7, Cl:102,2002 03:00 tarihli biyokimyada AKŞ:127 mg/dl, Üre:165MG/DL, SGOT:30, SGPT:29 U/L, Na:136 mEq/L, KT:4mg,2002 10:35 tarihli biyokimyasında ALT:26 IU/L, AST:23 IU/L, Üre:138mg/dl, kreatinin 9mg/dl olduğu,Kişinin HEELP sendromu tanısı ile 09:45'de sezeryana alındığı, operasyon sırasında 2500 cc (sİ+RL) perlinganit 0,5 mg, atropin ve fizostigmin yapıldığı, daha sonra 2 ampul ca glukonat eklendiği; 1400gr 34cm canli erkek bebek doğurtulduğu,2002 saat 12:00 civarı 576 nolu 0Rh (-) kanın verildiği, 13:45'de 0521 nolu 0Rh(-) kan takıldığı, 15:30'da. 1908 nolu SKT 2001 0Rh(-) TDP verildiği, 16:30'da 3348 nolu 0Rh(-) SKT 2002 olan TDP verildiği, 2002'de postoperatif dönemde dahiliye nefroloji göz konsültasyonlarının yapıldığı, hafif ensefalopati teşhisi konduğu,Op.Dr. K.O. imzalı kişi adına düzenlenmiş bir diğer epikriz evrakında; “Bayan Zeynep Şen 2002 tarihinde saat 15'de 32 haftalık gebelik ve şiddetli preeklampsi tanısı ile doğum haneye kabul edildi. Kabulde tansiyon arteri al 210/140 mmHg idi. Has ta monitör ize edildi. Takibe alındı. Sırayla dil altı nidilat 4xl,Alfatned ve MgSo4 tedavisi başlandı. Hemoglobin karaciğer fonksiyon testleri ve trombosit. sayısı başta olmak üzere takiplere başlandı. Toplamda 5 gr. MgS04 infilze edildi. Karaciğer fonksiyon testlerinde progresif yükselme SGPT 33'den TStU/lfye ve trombosit sayısında proresif düşmesi nedeniyle (000'den 0001e) hasta doğum hane şefi Doç. Dr. Orhan Gelişenle konsulte edildi. Hasta klinik olarak HELP sendromuna gidiş olarak değerlendirildi ve doğum kararı verildi.Hasta 2002 tarihinde 45'de sezaryene alındı. 1400 gr 34 cm canlı erkek bebek doğurtuldu. Operasyon sırasında komplikasyon olmadı. Postoperatif yoğun bakıma alınan hastaya başta anestezi ve dahiliye olmak üzere göz, nefroloji, beyin cerrahı konsültasyonu önerileriyle takıp ve tedavi edildi. 2002 tarihinde nefroloji kliniğine başvurması önerisiyle hasta kendi isteği ile taburcu edildi.” kaydı bulunduğu,3-2002 tarihli SSK Ankara Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim Hastanesi'nce düzenlenen USG raporunda; her iki böbrek parankim ekosu G2 arttığı, (kronik parankimal hastalık ?) , en büyüğü sol böbrek orta kesiminde yaklaşık 13mm çaplı kortikal kistlerin olduğu,Ankara Diyaliz Merkezi antetli Dr. F. imzalı kişi adına düzenlenen 2008 tarihli ilgili kurum adına düzenlenen belgede kişinin 2006 tarihinden itibaren kronik böbrek yetmezliği nedeniyle haftada 3 kez 4 saat bikarbonatlı hemodiyaliz tedavisi geldiği.4-SSK Ankara Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesince kişi adına düzenlenmiş kan istem ve hazırlanan kanlara ilişkin düzenlenen belgelerde; 2002 17:40 tarihinde 4Ü tarihinde 0Rh (-) 576 ve 500110 kan nolu kan ....... Verildiği, 2002 tarihinde 2Ü TDP istendiği, aynı tarihle 0Rh (-) 5348 ve 1908 kan nolu kan ürünlerinin verildiği, 2002 tarihinde 2Ü tam kan istendiği, aynı tarihte 0Rh (-) 591 nolu İÜ eritrosit süspansiyonu, 593 nolu tam kan verildiği,5-Ankara Etlik İhtisas Hastanesi 2006 tarih, 3484 nolu sağlık kurulu raporunda; kişinin son dönem böbrek yetmezliği tanısı ile haftada 3 gün bikarbonatlı hemodiyaliz tedavisi alması zorunludur kaydı bulunduğu,Aynı Hastane 2006 tarihli tüm abdomen US raporunda; her iki bb parankim ekosu grade II parankim hasarı ile uyumlu olarak artmıştır kaydı bulunduğu,6- Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezince kişi adına düzenlenen tıbbi belgelerde; 2009 tarih 01259887/4671105 protokol numaralı tetkikinde kan grubu ORh(-), indirekt coombs (-), aynı tarih 4671093 protokol numaralı tetkiklerinde AKŞ: 101mg/dl, BUN:47mg/dl, kreatinin 81mg/dl# ALT:64 U/L, AST: 40 U/L7~HGB 4g/dl, HCT:%7, PLT:000/NL, WBC:9380/NL 7- Kişinin 2008 tarihli İhtisas Kurulunda yapılan muayenesinde; G3P2Y1 olduğu, daha önceden bilinen böbrek hastalığı, şeker hastalığı HT olmadığı, ailesinde böbrek hastalığı olmadığı, 1 yıl periton diyalizine girdiği, şu anda haftada 3 kez hemodiyalize giriyor, TA: 130/90nnnHg, Nb:96/dak, solunum istirahatte rahat olduğu, solunum ve kalp seslerinde patoloji saptanmadığı, batının rahat olduğu, göbek altında insizyon izi, pubis üzerinde insizyon izi görüldüğü, organomegalisi saptanmadığı, sol dirsek iç bükümde çalışan AV fistülünün olduğu görüldüğü,8-İhtisas Kurulu'nun 2009 tarih ve 8647(B) karar sayılı mütalaasında;Adlı Tıp Kurumu Kanunun ilgili maddesi uyarınca Adlı Tıp İhtisas Kurulu Üyeleri İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç.Dr.S.A. ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı "Prof.Dr.R.'nin kurulumuza davet edilmesine karar verilmiş olup kendilerinin de katılımları ile Kurulumuzun 2009 günlü toplantısında adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesi sonucunda;Zeynep ŞEN adına düzenlenmiş adli ve tıbbi belgeler incelendiğinde; 2002 tarihinde preeklampsi tanısı ile yatırılan aynı zamanda böbrek yetmezliği saptanan eldeki laboratuar bulgulara göre böbrek parenkim hastalığının gebelikten önce de mevcut olması gerektiği, gebeliğin mevcut böbrek hastalığını alevlendirdiği ve böylelikle preeklampsinin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı, hastaya yapılan, transfüzyonların, neden olduğu söylenen transfüzyona bağlı akut tübüler nekroza bağlı böbrek yetmezliğinin kanıtlarının olmadığı, gebelik gibi olayların kişideki mevcut böbrek hastalığının gidişini hızlandırarak daha erken hemodiyalize girmesine neden olabileceği (eğer hastanın gebeliğin erken dönemine ve/veya gebelik öncesine ait ultrasonografi, idrar tahlili, kan biyokimyası gibi kayıtları varsa durumu tekrar değerlendirilebileceği) preeklampsi nedeniyle yatırılan ve HELLP sendromuna gidiş nedeniyle sezaryen yapılan kişiye uygulanan tanı, takip ve tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunduğu, kayıtlıdır.SONUÇ:Zeynep ŞEN hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgeler Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından Nefroloji Uzmanı Doç.Dr.N.G. katılımı ile değerlendirildiğinde;2002 tarihinde preeklampsi tanısı ile yatırılan hastaya yapılan transfüzyonların neden olduğu söylenen akut tübüler nekroza bağlı böbrek yetmezliğinin kanıtlarının olmadığı, yapılan transfüzyonların tıp kurallarına uygun olduğu, böbrek yetmezliğine giden klinik tablonun gebeliğin indüklediği HELLP sendromuna bağlı gelişen nefropati sonucu oluştuğu, kişide gebelik öncesinde kronik böbrek yetmezliği bulunduğuna dair delillerin bulunmadığı, preeklampsi nedeniyle yatırılan ve HELLP sendromuna gidiş nedeniyle sezaryen yapılan kişiye uygulanan tanı, takip ve tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." Yeniden yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporu da yeterli bulmayan başvurucular rapora yönelik itirazlarında özetle Danıştayın bozma kararında yer verilen eksikliklerin yeni raporla da giderilmediğini, böbrek yetmezliğinin hastaneye yatış sonrası gereken tedavinin uygulanmaması sonucu ortaya çıkmasına dair birçok belirti olmasına karşın aksinin somut bilgi/belge ile ortaya konulamadığını, böbrek yetmezliğinin HELLP sendromuna bağlı olarak değil uyumsuz kan verilmesi nedeniyle oluştuğunu, bebeğin erken taburcu edildiğini, belirtilen bu hususların raporla açıklığa kavuşturulmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme 29/1/2018 tarihli kararı ile bilirkişi raporuna yönelik itirazların raporu kusurlandırmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Bu durumda, yüksek tansiyon ve gelişen HELLP Sendromu sonucunda böbrek yetmezliğinin bu hastalığın beklenen bir sonucu olduğu, hastaya takılan kanların taze donmuş plazmaların ve eritrosit süspansiyonunun hastanın kan grubuna uygun olarak 0Rh (-) takıldığı iki ünite trombositin ABRh(+) kandan hazırlanmış olmakla birlikte trombositlerin antijen ihtiva etmemesi nedeniyle Rh(+) kandan hazırlanmasında tıbbi sakınca bulunmadığı, ayrıca Rh uyuşmazlığına karşı koruyucu önlem alındığının bilirkişi raporuyla ortaya konulması nedeniyle davacıların bebeğinin ölüm olayının ve Zeynep Şen'in böbrek yetmezliği hastalığına bu nedenle yakalanmış olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, bebeğin 32 hafta 3 günlük, yani prematüre olduğu, prematürelik nedeniyle solunum sıkıntısı çekmemesi için doğumdan önce kortizon tedavisi uygulandığı, doğumdan sonra bebek yoğun bakımda tedavi edilerek gerekli tıbbi ve kuvöz desteğinin yeterince verildiği, bebeğin durumu stabilleştikten sonra kotta takip edildiği, annesi tarafından beslendiği, 28/02/2002 tarihinde annenin bilgilendirilerek sağlıklı olarak taburcu edildiği, ancak bebeğin kilosu ve erken doğmuş olması sebebiyle azami dikkat ve ihtimama ihtiyaç duyduğu, bebeğin aspire etme (beslenirken sütün solunum yollarına kaçması veya kusma nedeniyle solunum yoluna kaçması) nedeniyle ölmüş olabileceği, otopsi raporu olmadığından kesin ölüm nedeninin bilinemeyeceği hususları karşısında sağlık hizmetlerinin riskli bir nitelik taşıdığı ve davacı Zeynep Şen'in hizmetten yararlanan konumunda olduğu ve yukarıda aktarılan bilirkişi raporu dikkate alındığında isteme esas olan zararın doğmasında davalı idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecek nitelikte ağır bir hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır." Danıştay Onbeşinci Dairesi ret hükmünü 12/9/2018 tarihinde onamıştır. Karar düzeltme istemi de 6/2/2019 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucular nihai hükmü 20/3/2019 tarihinde tebellüğ etmelerinin ardından 11/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Saadet Ergün ve diğerleri, B. No: 2013/4194, 14/10/2015, §§ 24-30; Ali Abidin Saruhanoğlu ve diğerleri, B. No: 2014/15478, 6/12/2017, §§ 39-