Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 11/11/2012 tarihinde sağ gözüne metal parça isabet etmesi sonucunda yaralanarak aynı gün saat 00 sıralarında Uşak Devlet Hastanesine (Hastane) görme bozukluğu şikâyeti ile müracaat etmiştir. Hastane Acil Servisinde görev yapan pratisyen hekim A. tarafından yapılan muayenede başvurucuya konjoktivite tanısı konulmuş ve pansuman yapılarak taburcu edilmesine karar verilmiştir. Başvurucu, ertesi gün 24'te görme bozukluğunun arttığını belirterek yeniden Hastaneye gitmiş, göz hastalıkları uzman hekimi S. tarafından muayenesi yapılarak USG ve kafa grafileri incelenmiştir. Bu tetkikler sonucunda başvurucunun göz küresi içinde birikintiler bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine (Tıp Fakültesi) sevk edilmiştir. 13/11/2012 tarihinde Tıp Fakültesine giden başvurucunun muayenesinde göz içinde yabancı cisim bulunduğu belirlenerek tedavisine başlanmıştır. Görme yetisini tümüyle kaybettiği anlaşılan başvurucu, bu süreçte iki kez ameliyat edilmiş ancak olumlu sonuç alınamaması nedeniyle tedavisine son verilmiştir. Başvurucu 28/11/2013 tarihinde üçüncü kez ameliyat edilerek sağ gözünün içi boşaltılmış ve protez uygulaması yapılmıştır. Zararlarının tazmini amacıyla idareye yaptığı müracaata olumsuz cevap alan başvurucu 12/11/2014 tarihinde Manisa İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açarak idareden maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Başvurucu dava dilekçesinde; Hastanede yapılan ilk müdahalenin yetersiz olduğunu, pratisyen hekim A.nın uzman hekimden görüş alması gerekmesine karşın yalnızca pansuman yaparak kendisini taburcu etmesi nedeniyle hizmet kusuru bulunduğunu ifade etmiştir. İdarenin cevap dilekçesinde; olayda hizmet kusurundan söz edilemeyeceği, meydana gelen neticenin tıbbi komplikasyon olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İhtisas Kurulundan (ATK) bilirkişi raporu almıştır. 28/4/2017 tarihli raporda; başvurucunun görme kaybının retina yaralanmasına bağlı olarak kaza anında oluştuğu, kornea ve lenste hasar olmaması nedeniyle acil koşullarında teşhis konulamayabileceği bildirilmiştir. Başvurucudaki yaralanmanın uzman bir doktor tarafından poliklinikte biomikroskop ve göz dibi muayenesi ile tespit edilebileceğini belirten raporda, görme kaybı tarif edilmesi nedeniyle doktor A.nın başvurucuyu kısa süre içinde uzman hekime yönlendirmesi gerektiğine değinilerek doktorun eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığı vurgulanmıştır. Raporda ayrıca başvurucuyu muayene ederek sevk işlemini yapan doktor S.nin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu ifade edilmiştir. Mahkeme 4/10/2017 tarihinde manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, maddi tazminat talebinin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; ATK raporuna atıfta bulunularak somut olayda Acil Servis doktoru A.nın eksik tıbbi müdahalede bulunduğu belirlendiğinden manevi tazminatın kısmen kabul edildiği belirtilmiştir. Gerekçede, başvurucunun görme kaybının kaza anında oluştuğu, bu nedenle aynı gün içinde ameliyata alınmış olması hâlinde dahi, sağ gözündeki görme kaybının engellenemeyeceğine ilişkin ATK raporuna itibar edilerek maddi tazminat talebinin reddedildiği belirtilmiştir. Bunun yanında başvurucunun idarenin kusurundan kaynaklanan ve salt bu eylem nedeni ile ödemek zorunda kaldığı somut ve kanıtlanabilir bir zararının bulunmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu ve idare, istinaf talebinde bulunmuştur. Başvurucunun dilekçesinde; Mahkemenin maddi tazminat talebine dayanak olan delilleri toplamadığı, manevi zararın boyutu nazara alındığında yalnızca 000 TL tazminata hükmedilmiş olmasının hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmüştür. İdare vekilinin dilekçesinde ise sağlık personelinin ağır kusuru bulunmadığından idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü olmadığı belirtilmiştir. İstinaf talebini inceleyen İzmir Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi (Daire), ATK raporunda doktor A.ya yalnızca konsültasyon eksikliği nedeniyle kusur izafe edildiğini ancak anılan uygulama nedeniyle başvurucunun tedavi süresinin uzaması, gözündeki hasarın artması ve enfeksiyon gelişmesi yönünde bir değerlendirme yapılmadığını belirterek Tıp Fakültesinden bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. Tıp Fakültesinin 4/4/2008 tarihli raporunda; yaralanmanın yeri ve biçimi nedeniyle geçen zamanın tedavi sürecini olumsuz etkilemediği, başvurucunun yaralanmasının doğal bir sonucu olarak sağ gözünün işlevini yitirdiği bildirilmiştir. Daire, 12/4/2018 tarihinde başvurucunun istinaf isteminin reddine, davalı idarenin istinaf isteminin kabulü ile manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; bilirkişi raporları uyarınca başvurucunun ameliyatına kadar geçen sürenin gözünü kaybetmesinde belirleyici olmadığı, idarenin ağır hizmet kusuru olmaması nedeniyle manevi zararlardan sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 18/6/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 18/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B. No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450, 26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-