Başvuru, tam yargı davasının makul sürede sonuçlanmaması ve davanın yetkisiz mahkemede görülerek süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tam yargı davasının makul sürede sonuçlanmaması ve davanın yetkisiz mahkemede görülerek süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 17/4/2015 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 17/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı/Bölüm tarafından 11/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 9/2/2016 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlere atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve başvuruya konu yargılama dosyasından elde edilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, işçi olarak çalışmakta iken 20/4/2005 tarihinde karın ağrısı şikâyetiyle başvurduğu İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 20/4/2005, 23/4/2005 ve 30/4/2005 tarihlerinde ameliyata alınmıştır. 30/4/2005 tarihli ameliyata ilişkin epikriz raporunda başvurucunun ince bağırsaklarının kısaltıldığına ilişkin bilgiye yer verilmiştir. Daha sonra aynı Hastanenin Sağlık Kurulu tarafından başvurucuya kısa bağırsak sendromu teşhisiyle 17/6/2005 tarihinden geçerli olmak üzere iki ay istirahat raporu verilmiştir. Aynı teşhisle 17/8/2015 tarihinden itibaren iki ay daha istirahat raporu verilmiştir. 17/10/2015 tarihli raporda da apendektomi sonrası i. bağırsak rezeksiyonu (kısa bağırsak send.) teşhisine yer verilerek bir ay istirahat uygun görülmüştür. 18/11/2005 tarihli raporda dakısa bağırsak sendromu teşhisiyle yenideniki ay istirahat uygun görülmüştür. Başvurucu 18/1/2006 tarihinde yeniden kısa bağırsak sendromu teşhisiyleiki ay istirahat raporu almış ve bunun üzerine iş akdi, 20/4/2005 tarihinden itibaren çalışamadığı gerekçesiyle 31/1/2006 tarihinde feshedilmiştir. Başvurucu 27/7/2008 tarihinde Sağlık Bakanlığına başvuruda bulunmuştur. Başvurucu 20/4/2005 tarihinde anılan Hastanede apandisit ameliyatına alındığını, ameliyatın 4-5 saat sürdüğünü, sonrasında iyileşmeden taksiyle evine gönderildiğini, aynı gece tekrar rahatsızlanması üzerine özel bir hastaneye götürüldüğünü; burada ameliyat kesiğinin büyük olduğu ve iltihap kaptığı söylenerek tekrar ameliyat olduğu Hastaneye gönderildiğini, ertesi gün burada ikinci defa ameliyat edildiğini, bu ameliyatın da başarısız olması üzerine takip eden günlerde aynı Hastanede üçüncü bir ameliyatın yapıldığını ancak bunun da başarısız olduğunu, sonrasında ailesi tarafından özel bir hastaneye götürüldüğünü ve tedaviye başlandığını, tedavinin devam ettiğini, bununla birlikte ameliyat sonrasında yeni sorunların ortaya çıktığını, doktorunun söz konusu rahatsızlığın bağırsaklarının kısaltılmasından kaynaklandığını söylediğini, apandisit ameliyatı nedeniyle üç yıldır acı çektiğini belirterek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Sağlık Bakanlığı 3/9/2008 tarihli işlemle, söz konusu dilekçe üzerine düzenlenen tıbbi mütalaa raporunda, uygulanan ameliyatların hayati önemi haiz olduğu; ileri sürülen problemin basit diyet tedbirleriyle giderilebileceği, ameliyatlarda yanlışlık bulunmadığı, her şeyin zamanında ve yerinde yapılarak hayat kurtarıcı olduğu hususlarının belirtildiği dolayısıyla olayda hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle istemi reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu;bağırsaklarının kısaltılmasının başka problemlere yol açtığını oysa bağırsaklarının kısaltılması konusunda bilgilendirilmediğini ve bu durumu doktorundan yeni öğrendiğini, ayrıca çalıştığı iş yerinde iyi ücret almakta iken ameliyatlardan sonra çalışamadığını, doktorların çalışabilir raporu vermediğini belirterek maddi ve manevitazminat istemiyle 17/9/2008 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Mahkeme 26/9/2008 tarihli ve E.2008/1697, K.2008/1801 sayılı kararı ile davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Dava dosyasının incelenmesinden mamul vinç operatörü olarak çalışan davacının 20 Nisan 2005 tarihinde karın ağrısı şikayeti ile İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğu ve dava dosyasındaki raporlardan davacının 2005, 2005 tarihleri de dahil üç kez ameliyat olduğu ve bu ameliyatlardan dolayı yine 2005 yılı içerisinde de sağlık raporları aldığı, davacının bu sağlık durumundan dolayı çalışmaması nedeniyle 2006 tarihinde iş akdinin feshedildiği ve aynı tarih itibariyle Türkiye İş Kurumunca işten ayrılma bildirgesinin düzenlendiği ve Türkiye İş Kurumu Bayrampaşa Şube Müdürlüğünün 2006 tarihli yazısından davacıya 2006 ila 2006 tarihleri arasından işsizlik ödeneğinin ödendiği ve davacının bu tarihten sonra işsiz kaldığı, bunun üzerine 2008 tarihinde davalı idareye başvurarak çalışamaz duruma gelmesine sebebiyet veren idarenin kusurundan dolayı tazminat talebinde bulunduğu, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2008 tarih ve 707 sayılı işlemiyle davacının talebinin reddedilmesi üzerine 2008 tarihinde görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Olayda, her ne kadar davacı tarafından davalı idareye başvuru üzerine tesis edilen işlem üzerine 60 gün içinde dava açılmış ise de; 2005 yılı içerisinde geçirmiş olduğu ameliyatlardan dolayı hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek tazminat talep edildiğinden dava açma süresi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının maddesinin fıkrası uyarınca hesaplanacaktır. Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden davacının 2005 yılı içindeki ameliyatlardan dolayı meydana geldiği ileri sürülen hizmet kusurunu en son sağlık durumu nedeniyle artık çalışamayacağını ortaya koyan ve çalıştığı şirket tarafından iş akdinin fesh edildiği 2006 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği açıktır. Bu nedenle, yukarıda belirtilen kanun hükmü gereğince davacının en geç 2577 sayılı Yasanın maddesi uyarınca 2006 tarihinden itibaren bir yıl içerisinde davalı idareye başvurmak suretiyle davasını açması gerekirken, bu bir yıllık süreyi geçirdikten sonra davalı idareye 2008 tarihinde yaptığı başvuru üzerine açılan davada süre aşımı bulunduğundan işin esasını incelemeye hukuken imkan bulunmamaktadır." Başvurucu 99,50 TL temyiz harcı ödeyerek kararı temyiz etmiş, karar Danıştay Onuncu Dairesinin 25/12/2012 tarihli ve E.2009/4152, K.2012/6892 sayılı ilamıylaonanmıştır. Başvurucunun, karar düzeltme istemi aynı Dairenin 12/6/2013 tarihli ve E.2013/7427, K.2013/4564 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Nihai karar 1/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 29/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 1/6/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”