1. Hukuk Dairesi 2014/10187 E. , 2014/12002 K. "" ... Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, imar uygulaması ile miras bırakanları Hüsne Kalender adına tescil edilen ve daha sonra kendilerine intikal eden 787 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından bina yapmak suretiyle işgal edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, imar uygulamasından önce hisseli olan taşınmazdan satış vaadi sözleşmesi …
**1. Hukuk Dairesi 2014/10187 E. , 2014/12002 K.** **"İçtihat Metni"** ... Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, imar uygulaması ile miras bırakanları Hüsne Kalender adına tescil edilen ve daha sonra kendilerine intikal eden 787 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından bina yapmak suretiyle işgal edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, imar uygulamasından önce hisseli olan taşınmazdan satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı arsada iyiniyetle ev yaptığını, Türk Medeni Kanununun 724.maddesinin tüm koşullarının oluştuğunu belirtip asıl davanın reddini savunarak keşfen belirlenecek arsa bedeli karşılığında temliken tescilini istemiştir. Mahkemece, birleşen dosyanın davacısı ...'ın satın alma ve zilyetliğe dayalı olarak iyiniyetli malik konumunda olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile asıl davanın reddine, birleşen temliken tescil davasının kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece "... dinlenilen tanıklar çekişme konusu taşınmaz üzerindeki yapının 1980'e tekabül eden tarihlerde davalı ... tarafından yapıldığını bildirmişlerdir. Bu tarih itibariyle davalı ...'nin taşınmazda ayni veya kişisel bir hakkının bulunmadığı sabittir. Kaldı ki, belirtilen yapılanma tarihinin kadastrodan sonraya rastladığı da açıktır. Bir kimsenin başkasına ait olan kadastral çap kapsamına haksız yapılanması o kişinin iyiniyetli olarak kabul edilmesine manidir. Esasen yukarıda da değinildiği üzere daha gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile pay edinilmeden ahara ait taşınmaza yapılanmanın hukuken korunamayacağı ve bu yapılanmaya hukuki sonuç bağlanamayacağı tartışmasızdır. Anılan taşınmazda sonradan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile pay satın almış olması başlangıçta varolmayan iyiniyet unsurunu sonradan geçerli hale getirmez.Öyle ise, Türk Medeni Kanununun 724.maddesinin öngördüğü koşulların davalı yararına gerçekleştiği kabul edilemez. Diğer taraftan, bir kimsenin ayni veya kişisel hakkının bulunduğu kadastral parsel üzerine inşa ettiği binanın üzerinde bulunduğu zeminin, bina ile birlikte imar uygulaması sonunda başkasına özgülenmesi ve onun adına sicil kaydının oluşması halinde 3194 sayılı İmar Yasasının 18.maddesinde öngörülen, binadan kaynaklanan kaim bedele hak kazanacağı asıldır. Oysa somut olayda, davalı ...'nin binayı yaptığı sırada imar öncesi 1263 ada 3 parselde kişisel veya ayni bir hakkı bulunmamaktadır. Kendisine gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile temlik eden ... ondan öncesi ... ise yapının inşa edilmesinde bir dahli bulunmadığı gibi bina ile ilgili bir hakları da bulunmamaktadır.Bu durum karşısında davalı ...'nin 3194 sayılı İmar Yasasının 18.maddesinde yapı nedeniyle öngörülen kaim bedele müstahak bulunmadığı da açıktır. ./.. -2-