1. Hukuk Dairesi 2026/824 E. , 2026/2350 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/417 E., 2025/338 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, ka…
1. Hukuk Dairesi 2026/824 E. , 2026/2350 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/417 E., 2025/338 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ile mera olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir. Kadastro sonucunda, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 84... parsel sayılı taşınmazların tapu ve vergi kaydına dayanılarak, 197 parsel sayılı taşınmazın ise belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... oğlu ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 11.08.1955-09.09.1955 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine tespitlerin kesinleşerek taşınmazların tapuya tescil edildikleri, daha sonra intikal işlemlerine tabi tutuldukları, 2012 yılında kesinleşen uygulama (yenileme) kadastrosu çalışmaları sonucunda 184 parselin 1 03... parsel olarak, 197 parselin 1 03... parsel olarak, 259 parselin ise 1 03... parsel olarak tescil edildiği, taşınmazların halen davalılar adına paylı olarak tapuda kayıtlı oldukları anlaşılmıştır. Davacı Hazine vekili; çekişmeli 1 03... , 54... parsel sayılı taşınmazların ... Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunan 1937 tarih ve 19 sayılı Arazi Tahrir Defteri'nin 449 sırasında köy merası olarak kayıtlı olduğunu, 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında bu kaydın araziye uygulanmadığını ve söz konusu kaydın kapsamında kalan çekişmeli taşınmazların şahıs arazisi olarak tespit edildiğini, bilahare yörede mera tahdidinin yapıldığı ve çekişmeli taşınmazların tahdit kapsamında kaldığını beyanla tapu kaydının iptali ile mahsus sicile kaydedilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı ... vekili; dava konusu gayrimenkulün mera olup olmadığı hususunda hava fotoğrafları, tanık beyanları ve keşif sırasındaki gözlem ve değerlendirmeler de dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, dava konusu gayrimenkulün mera olarak tespiti durumunda tapuya güven ve aleniyet ilkesi gereği davacı Hazineye karşı tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazların tapu sicilinin 1954 yılında oluştuğu, taşınmazların irsen intikalen kendilerine kalan yerler olduğunu, bu hususun yerel bilirkişilerce bilindiğini, yıllardan beri taşınmazlar üzerinde zirai faaliyetlerde bulunduklarını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yöntemince mera araştırması ve kayıt uygulaması yapılması gereğine değinen kaldırma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazların ve komşu parsellerin niteliklerinin tarım arazisi vasfında olduğu, dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ile alınan bilirkişi raporunun birbiri ile uyumlu bulunduğu, dava konusu taşınmazların mera ve yaylak olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafın dayanağı arazi tahrir kaydının mülkiyet belgesi olmadığı, çekişmeli taşınmazların kadim mera olduğunu ispat yükünün davacı Hazine üzerinde bulunduğu, toplanan delillere göre taşınmazların mera vasfında olduğunun ispat edilemediği, taşınmazlar üzerinde tarımsal faaliyet yapılmamasının mera olduklarını ispat etmediği, tespit tarihinden 60-65 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açılmasının Anayasa Mahkemesi kararlarında istikrarlı bir şekilde uygulanan meşru beklenti kavramına tamamen aykırı olduğu, çekişmeli taşınmazların mera olarak sınırlandırılması ile elde edilmek istenilen yarar davalı gerçek kişilerin davanın kaybedilmesi nedeniyle uğrayacakları külfet arasında orantısızlık bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek doğru sonuca varılabilmesi için davacı Hazine dayanağı vergi kaydının kapsamının belirlenmesi, ardından yöntemince mera araştırmasının yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi hususuna değinilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın tarımsal arazi niteliğinde bulunduğu, mera vasfında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece yazılı şekilde davacı Hazinenin mera iddiasını ispat edemediği, çekişmeli taşınmazların özel mülkiyete konu yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları muhteviyat ve sonuçları itibariyle çelişkiler barındırdığı halde bu yön üzerinde durulmamış, bozma kararının gereklerine riayet edilmemiştir. Dosya kapsamında yer alan jeodezi (harita) mühendisi bilirkişi raporuna göre taşınmazların sınırlarının oluşmadığı ve tarımsal amaca uygun zilyetliğe tesadüf edilmediğinin belirtildiği; hükme esas bilirkişi heyeti raporu içeriğinde ise taşınmazların özel mülkiyete konu yerlerden olduğuna dair kanaate varıldığı, bu hususun çelişki oluşturduğu, öte yandan davacı Hazinenin mera iddiası yönünden Hazine dayanağı tahrir kaydının ve 1 03... ve 57 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu ve vergi kaydının aidiyeti hususunda usulüne uygun şekilde uygulama yapılmadığı gibi yöntemince mera araştırmasının da yapılmadığı, taşınmazların niteliği, kadim mera olup olmadığı, tarımsal amaçlı kullanılıp kullanılmadığı hususunda dava konusu taşınmazların sınırları içerisinde bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişilerden ayrıntılı ve maddi olaylara dayalı olarak beyan alınmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; taşınmazların bulunduğu yere ait özellikle askeri haritalar ile geniş ölçekli memleket haritaları, 1 03... ve 57 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile oluşumuna esas kayıtlar getirtilmeli, ayrıca taşınmazların tespitine esas vergi kayıtları da celp edilmek suretiyle dosya ikmal edilmelidir. Bundan sonra taşınmazlar başında elverdiğinde yaşlı, yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat fakültelerinin toprak bölümünde ihtisaslı ve önceki keşiflere refakat etmemiş 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi ile 2 kişilik jeoloji mühendisi bilirkişiden teşekkül eden bilirkişi kurulu ve daha evvel dosyaya rapor ibraz etmemiş 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte davacı Hazinenin dayandığı tahrir kaydı ile çekişmeli 1 03... ve 57 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu ve vergi kayıtları mevkisi ve tüm hudutları ile uygulanarak zeminde tek tek gösterilmeli, gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen hudutlar teknik bilirkişi haritasında işaret ettirilmeli, uygulama sırasında özellikle eski tarihli askeri haritalardan istifade edilerek tahrir kaydında yazılı hudut yerleri bu haritalar vasıtasıyla belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği ve kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadığı ya da mera niteliğindeki taşınmazdan kazanılıp kazanılmadığı etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, teknik bilirkişilerden yapılan keşfi, tespit edilen hudutları ve uygulanan kayıtların kapsamını gösteren ayrıntılı, denetime elverişli krokili rapor alınarak bu suretle tahrir kaydının ve taşınmaza revizyon gören tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmelidir. Kayıt kapsamları belirlendikten sonra 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulundan dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera nitelikli yerlerden nasıl ayrıldıklarını, taşınmazların meradan açılan meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, üzerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp tarımsal niteliklerini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, önceki bilirkişi raporlarının içeriğini de denetleyecek şekilde bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Harita mühendislerinden teşekkül eden bilirkişi kuruluna dosyada mevcut en eski tarihli hava fotoğrafları ile askeri haritalar üzerinde inceleme yaptırılarak davacı dayanağı tahrir kaydında yazılı hudut yerlerine ilişkin denetleme yapılmalı, çekişmeli taşınmazların ve mera tahsis haritası kapsamında kalan tüm taşınmazların bir bütün halinde hava fotoğraflarında gözüken nitelikleri, mera olup olmadıkları, fiilen tarımsal faaliyette kullanılıp kullanılmadıkları, sınırlarının belirgin olup olmadığı, çevre arazilerden ayıran doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı rapor aldırılmalı, ayrıca mera tahsis haritası ile davacı Hazinenin dayandığı arazi tahrir kaydının kapsadığı alanları gösteren kroki düzenlettirilmelidir. Bu şekilde yapılan tahkikat sonucunda elde edilmiş deliller ile daha evvel toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Değinilen hususlar göz ardı edilip eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. Davacı Hazine vekilinin açıklanan nedenden ötürü temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.