3. Hukuk Dairesi 2020/8158 E. , 2021/2109 K. MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 02/03/2021 tarihinde davacı vekili Av. ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması iç…
**3. Hukuk Dairesi 2020/8158 E. , 2021/2109 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 02/03/2021 tarihinde davacı vekili Av. ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıdan ... ilçesi, ... mahallesinde bulunan bağımsız bölümü 60.500,00 TL bedelle satın aldığını, dairenin bodrum katta olması nedeniyle herhangi bir yağış anında su alıp almayacağının konuşulduğunu, davalının böyle bir problem olmayacağını belirtmesi üzerine taşınmazı satın aldığını ancak taşınmazın satın alınmasından sonra 14/06/2011 ve 12/08/2012 tarihlerinde yağan yağmurlarda 2 kez evin temelinden su aldığını, yapılan tüm onarımlara rağmen durumun değişmediğini, hali hazırda dava konusu bağımsız bölümün rutubetli, duvarları sürekli ıslak olduğunu, taşınmazın bu haliyle gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin feshiyle, sözleşmeden dönmesi nedeniyle maruz kalınan tüm maddi ve manevi zararların müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Davacı eldeki dava ile satın aldığı taşınmazın gizli ayıplı olması nedeniyle sözleşmenin feshiyle, sözleşmeden dönmesi nedeniyle uğradığı maddi zararın davalıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, yasa gereği davacının sözleşmeden dönerek bedel iadesi talep edebilmesinin ancak dava konusu malın da iadesi halinde mümkün olacağı, bu iadenin taşınmaz malda davacı adına olan tapu kaydının iptali ile tapunun eski hale getirilmesi ile mümkün olduğu, ancak yargılama sırasında davacı tarafın dava konusu taşınmazı dava dışı üçüncü şahsa tapuda satmış olduğu, hatta davacının sattığı şahısta son gelen tapu kaydına göre taşınmazı başka bir şahsa sattığı, dolayısı ile davacının taşınmazı davacıya iade edemeyecek durumda olduğu, ayıplı malda tüketicinin seçimlik hakları yenilik doğuran haklar olup bir defa kullanılmakla sona erdiği, tüketici olan davacının ayıplı taşınmazdan kaynaklı sözleşmeden dönme ve bedel iadesini talep ettiği, bu nedenle diğer seçimlik haklarını kullanmasının mümkün olmadığı, davacı tarafın ayıp nedeni ile taşınmazı değerinden aşağıya sattığına yönelik herhangi bir beyan ve iddiasının olmadığı benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinde davaya konu taşınmazın yargılama sırasında dava dışı üçüncü şahsa satılarak tapuda devrinin yapıldığı anlaşılmıştır. Davacının her ne kadar taşınmaz yönünden sözleşmeden dönme talebi tapu kaydının iptaline yönelik bir talep olsada “çoğun için de azda vardır” kuralı gereğince davacının taşınmazın gizli ayıplı olması nedeniyle uğradığı maddi zararın tazminini talep etmiş olması nedeniyle, gizli ayıp nedeniyle uğramış olduğu maddi zararın tespiti ile, gerekirse nisbi metod uygulanmak suretiyle tespit edilerek hüküm kurulması gerekirken, hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacının diğer temyiz itirazlarının reddine,(2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, ve peşin alınan 54,40 TL temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 3.050 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6100 sayılı HMK'nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.