5. Hukuk Dairesi 2025/15028 E. , 2026/3808 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3414 Esas, 2025/1692 Karar KARAR : Ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/458 Esas, 2024/268 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaş…
5. Hukuk Dairesi 2025/15028 E. , 2026/3808 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3414 Esas, 2025/1692 Karar KARAR : Ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/458 Esas, 2024/268 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı idare vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, ..., ... 1 60... (ifrazen 48,50) parsel sayılı taşınmazların 1.952,07 m²lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı idare vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, ..., ... 1 60... (ifrazen 49) parsel sayılı taşınmazın 367,81 m²lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespitine ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili asıl ve birleştirilen davada cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa vasfında olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan 339,63 m²lik kısmın da kamulaştırılması gerekiğini ileri sürerek taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılamanın uzamasına davacı kurumun sebebiyet vermemesi sebebiyle faiz kararının kaldırılması gerektiğini, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusu taşınmazın arsa olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz arsa olarak kabul edilse bile emsalin doğru emsal olmadığını, dava konusu taşınmazın bedelinin yüksek belirlendiğini, İlk Derece Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece taşınmazların kamulaştırma bedeli ile faiz türünün eksik ve hatalı olarak tespit edildiğini, kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanması gerektiğini, taşınmazların metrekare birim bedelinin düşük belirlendiğini, ek rapor taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, asıl ve birleştirilen dava yönünden tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişilerce yapılan mukayesesinde, asıl ve birleştirilen dava dosyasına konu parsellerin somut emsalden 1,46 kat daha değerli olduğunun tespiti ile 2020 yılı Ekim ayı itibarıyla metrekare birim fiyatı asıl dava dosyasına konu olan 1 60... ve 50 parseller yönünden 400,00 TL /m² birleştirilen dava dosyasına konu 1 60... parsel yönünden 438,00 TL üzerinden hüküm kurulduğunu, Dairelerinin 2020/1796 Esas sayılı dosyasına yansıyan 1 40... parsel sayılı taşınmaz için 26.10.2018 tarihi itibarıyla belirlenen 333,00 TL/m² birim belirlenerek verilen kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2021/6084 Esas, 2022/1469 Karar sayılı kararı ile onandığı Dairelerinin 2022/2595 Esas sayılı dosyasında ... 1 60... parsel yönünden 2020 yılı için metrekare birim fiyatının 370,00 TL/m² olarak belirlenip verilen kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2024/9229 Esas, 2025/7369 Karar sayılı kararı ile onandığı, aradan geçen zaman ve endeks farkı, konumları gözetildiğinde belirlenen bedelde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine asıl dava dosyasında kamulaştırmadan arta kalan 1 60... parsel yönünden isabetli olarak tescil kararı verildiği, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olduğu, her ne kadar davalar aynı hukuki sebepten kaynaklandığından kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken asıl ve birleştirilen davalar yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de davacı tarafın bu yönde açık istinafı bulunmadığından bu hususun eleştirilmekle yetinildiğini, bu nedenlerle davalı vekilinin her bir davalı yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi yönündeki talebinin yerinde görülmediği, ancak birleştirilen davada dava konusu 1 60... parsel sayılı taşınmazın ikinci kararla tespit edilen toplam 161.100,78 TL/m² kamulaştırma bedelinden ilk kararda tespit edilen 130.940,36 TL'lik kamulaştırma bedeli mahsup edildikten sonra fark bedel olan 30.160,42 TL'ye faiz işletilmesi gerekirken 16.647,60 TL'ye faiz işletilmesinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar ile emsal taşınmazın vergi değerlerinin karşılaştırılmadığını, asıl ve birleştirilen davalar yönünden davalılar vekiline ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunda bildirdiği sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki taşınmazların zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi yerinde olduğu gibi davanın açıldığı tarih gözetilerek belirlenen bedele dava tarihinin dört ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na; faize ilişkin yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 04.03.2026