Başvuru, hükme esas teşkil eden raporun bilimsel kesinlik taşımamasına rağmen mahkûmiyetine karar verilmesi ve bu raporun aleyhine olan delillere itibar edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hükme esas teşkil eden raporun bilimsel kesinlik taşımamasına rağmen mahkûmiyetine karar verilmesi ve bu raporun aleyhine olan delillere itibar edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/2/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Ilgın Devlet Hastanesi Baştabipliği, 22/10/2008 tarihinde hastanede gerçekleşen doğum sonrasında başvurucunun eşi nin gebe kaldığı tarihte on beş yaşını doldurmamış olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştur. Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığı 2/7/2009 tarihli iddianame ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından cezalandırılması talebiyle başvurucu hakkında kamu davası açmıştır. Akşehir Ağır Ceza Mahkemesi 24/3/2010 tarihli karar ile 10/11/1993 doğumlu nin kendi iradesiyle 4/11/2007 tarihinde başvurucu ile kaçarak karı koca hayatı yaşamaya başladığı, nin on beş yaşını doldurduğu 10/11/2008 tarihine kadar çocuğun cinsel istismarı suçunun -aynı suç işleme kastıyla- birden fazla kez işlendiği ve kişiyi cinsel amaçla hürriyetinden yoksun bırakma suçunun da bu tarihe kadar devam ettiği gerekçesiyle toplam 10 yıl 10 ayhapis cezasıyla (8 yıl 4 ay+2 yıl 6 ay) cezalandırılmasına karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmiş ve Yargıtay Ceza Dairesinin 12/12/2103 tarihli onama kararıyla kesinleşmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde nihai kararın bireysel başvuru tarihinden önce başvurucuya tebliğ edilmediği saptanmış ve kararın başvuru formunda belirtildiği üzere dosyanın Yargıtay tarafından kapatıldığı 14/1/2014 tarihinde öğrenildiği anlaşılmıştır. A. Kanun Hükümleri 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin ilgili(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,Anlaşılır.(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.'' 5237 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili (1), (3) ve (5) numaralı fıkralarının ilgili kısmı şöyledir:"(1)Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir....(3) Bu suçun,...f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. ...(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.''B. Yargıtay İçtihatları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 3/6/2008 tarihli ve E.2008/5-56, K.2008/156 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''5237 sayılı TCY.nın 6/1-a maddesinde, 'henüz 18 yaşını doldurmamış kişi' olarak tanımlanan çocuk kavramının, yasakoyucu tarafından cinsel dokunulmazlığa karşı suçların düzenlendiği bölümde, 'onbeş yaşını bitirmiş', 'onbeş yaşını tamamlamamış' şeklinde iki ayrı dönem olarak ele alınmıştır. Buna göre bu bölümde 'onbeş yaşını tamamlamamış' çocuklar ile 'onbeş yaşını bitirmiş olup ta onsekiz yaşını tamamlamamış' olan çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar farklı kategoride mütalaa edilmiştir. TCY.nın 103/1-a maddesinde, 'onbeş yaşını tamamlamamış' olan çocuklara karşı her türlü cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmışken aynı maddenin (b) bendinde ise diğer çocuklar ifadesiyle 'onbeş yaşını bitirmiş olup ta onsekiz yaşını tamamlamamış' olan çocuklar kastedilerek bunlara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Yasa koyucu bu maddede 'onbeş yaşını bitirmiş olup ta onsekiz yaşını tamamlamamış' olan çocuklara karşı rızalarıyla yapılan cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken 'onbeş yaşını tamamlamamış' çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rızaları olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır. TCY.nın maddesinde de, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı bir suç olarak düzenlemiştir. Bu nedenle çocuklara karşı cinsel amaçlı olarak işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının da iki kategoride ele alınması gerekmekte, birinci kategoride yer alan 'onbeş yaşını tamamlamamış' çocuklara karşı işlenen 'cinsel amaçlı olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda, çocukların rızalarının hukuken değer ifade etmediği konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Öğretide de aynı esas kabul edilmiş ve eyleme razı olma ehliyeti bulunmayan küçüğün şikayet hakkı bulunmadığı vurgulanmıştır.'' Yargıtay Ceza Dairesinin 1/7/2009 tarihli ve E.2009/6976, K.2009/8824 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''Yaşına itiraz edilen mağdureye ait, nüfus idaresinden getirtilen doğum tutanağında "sağlık personeli yardımıyla doğduğu" belirtilmiş ve mağdurenin babası sanık Ahmet Gülen'in de "Kızım Ayvalık Devlet Hastanesinde doğdu" şeklindeki beyanı üzerine; Hasteneden bu husus sorulmuş, verilen cevabi yazı ekide, mağdurenin annesinin 1993tarihinde hastenede doğum yaptığına dair, Hasta kabul defterinin doğan bebeğin cinsiyetinin ne olduğunu gösterir sayfası olmaksızın onaysız sureti gönderilmiş bulunduğundan; öncelikle çocuğun cinsiyetini de gösterir hasta kabul defterinin onaylı suretinin getirtilmesi bundan sonra hastanede doğmadığının anlaşılması halinde; suçun unsurlarına ve oluşumuna etkisi bakımından mağdurenin yaş tesbitine esas olacak kemik film ve grafilerinin çektirilipsağlık kurulundan rapor alınması, gerektiğinde Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas kurulundan da görüş sorularak gerçek yaşının bilimsel biçimde saptanması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdirigerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hükme varılması, [Kanuna aykırı görüldüğünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.]''