4. Hukuk Dairesi 2021/22760 E. , 2023/13564 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/1017 E., 2020/683 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı dav…
**4. Hukuk Dairesi 2021/22760 E. , 2023/13564 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/1017 E., 2020/683 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ASKİ'ye ait borunun patlaması sonucunda davacıya sigortalı işyerini 17.06.2012 tarihinde su bastığını, su basması nedeniyle işyerinde hasar meydana geldiğini, sigortalının zararlarının davacı şirket tarafından karşılandığını ve sigortalıya 7.500,00 TL ödeme yapıldığını, davalının anılan zarardan sorumlu olduğunu açıklayıp sigortalının haklarına halef olarak sigortalıya ödenen tazminatın ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya sigortalı işyerinin suyu tahliye edecek gerekli önlemleri almadığından sigortalının kusurlu olduğunu, davalı kurumun zarardan sorumlu olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Davanın açıldığı Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/319 Esas ve 30.11.2012 tarihli görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/426 Esas sayılı dosyada karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir. Mahkemenin 15.03.2016 tarihli ve 2014/617 Esas, 2016/134 Karar sayılı kararıyla; davaya konu işyerinde meydana gelen hasarın çıplak gözle görülebilecek durumdaki şube hattına ait borunun paslanması ve çürümesi sonucu meydana geldiği, bakım ve onarım konusunda davalıya haber verilmemiş olması nedeniyle davalının herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli ve 2016/16345 Esas, 2019/7647 Karar sayılı ilamı ile "...ASKİ Tarifeler Yönetmeliği 9/e bendine göre; şube yollarının korunması abonelere, bakım ve onarımı ise ASKİ Genel Müdürlüğüne aittir. Aynı yönetmeliğin 9/h bendine göre ise; şube yolunun bina parsel sınırının içerisinde kalan kısmında abonelerin ihmal veya kusurundan meydan gelebilecek hasarlardan ASKİ sorumlu tutulamaz, bu nedenle üçüncü şahısların uğradığı zararların tazmin yükümlülüğü abonelere aittir. Söz konusu hasarın çıplak gözle görülebilecek durumdaki şube hattına ait borunun paslanması ve çürümesi sonucu patlaması ile meydana geldiği anlaşıldığından asıl kusurlu sigortalı ise de; bilirkişi raporunda belirlenen maddi olgular göz önüne alındığında ve ASKİ Tarifeler Yönetmeliği 9/e bendine göre şube yolunun bakım ve onarımı ASKİ Genel Müdürlüğü'ne ait olduğundan sigortalı tarafından ASKi’ye ihbar yapılmamış olsa bile ASKİ inceleme yapmayarak zararın artmasına etken olup 818 sayılı BK 43 ve 44 üncü maddeleri gereği müterafık kusuru dikkate alınarak tazminattan belirlenecek oranda indirim yapılması mümkün olabilir. Buna göre; mahkemece yapılacak iş; sigortalı işyerinde davaya konu su basması olayı nedeniyle meydana gelen hasar ile miktarının ne olduğu konusunda, eksper raporunu da irdeleyen, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak, gerçek zararın tespit edilmesi ve davalı ASKi’nin müterafık kusurunun değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi.." gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde davalı ASKİ %25 oranında müterafik kusurlu kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile 1.875,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; belirlenen kusur oranının hatalı olduğunu, hiçbir bilgisi olmayan aboneye bakım ve onarım konusunda kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, faiz başlangıcının ödeme tarihi olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yapı malikinin sorumluluğundan kaynaklanan, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, TBK'nin 69 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamı ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden temyiz incelemesinin yapılamayacak olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2.Davacı vekili, davacıya sigortalı işyerinde meydana gelen hasarın davacı tarafça giderildiğini açıklayıp sigortalıya ödenen tazminatın davalıdan ödeme tarihinden itibaren faiz ile rücuan tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek hükmedilen tazminatın dava tarihinden yasal faiz ile tahsiline karar verilmiştir. Varılan sonuç yasaya ve içtihatlara uygun düşmemektedir. Rücu hakkı, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Davacının malvarlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğine göre bu paraya ödeme günüden itibaren faiz yürütülmesi gerekir. Her ne kadar hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekir ise de dosya kapsamından davacı tarafından 25.08.2012 tarihli ihtarname ile sigortalıya ödenen tazminatın davalıdan rücuan tahsili talep edilmiş, ihtarnamenin tebliğinden itibaren davalıya 15 gün ek süre verilmiştir. Bu durumda davalının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün sonra temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Bu kapsamda, davalı tarafça davacının ihtarnamesine 10.10.2012 tarihinde cevap verildiği anlaşılmakla davalının bu tarihte temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle faiz başlangıcı konusunda temerrüt tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan "dava tarihinden" ibaresinin çıkarılarak yerine "10.10.2012 tarihinden" ibaresinin yazılması suretiyle bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 14.12.2023 tarihde oy birliğiyle karar verildi.