Başvuru, batan bir yük gemisine yönelik arama kurtarma faaliyetleri yürütmek üzere görevlendirilen botun hava koşulları ve denizin durumu dolayısıyla batması sonucu bottaki personelin yaşamını yitirmesi olayıyla ilgili olarak Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün hem yönetim kurulu üyesi hem de genel müdürü yardımcısı olan iki kişi hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, batan bir yük gemisine yönelik arama kurtarma faaliyetleri yürütmek üzere görevlendirilen botun hava koşulları ve denizin durumu dolayısıyla batması sonucu bottaki personelin yaşamını yitirmesi olayıyla ilgili olarak Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün hem yönetim kurulu üyesi hem de genel müdürü yardımcısı olan iki kişi hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucular Dilek Genç, Esma Genç, Emine Genç, Gönül Öztürk ve Güldane Öztürk tarafından yapılan 2018/9516 sayılı başvuru 29/3/2018 tarihinde, 2018/29637 sayılı başvuru ise 14/9/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvurucular Günay Özben, Yunus Emre Özben ve Derya Özben tarafından yapılan 2018/11397 sayılı başvuru 12/4/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Başvurular arasındaki konu yönünden bağlantı nedeniyle 2018/29637 sayılı bireysel başvuru dosyasının 2018/9516 sayılı başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2018/9516 sayılı başvuru dosyası üzerinden yapılmasına ve 2018/29637 sayılı başvuru dosyasının kapatılmasına karar verilmiştir. Komisyonca 2018/9516 ve 2018/11397 sayılı başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurular arasındaki konu yönünden bağlantı nedeniyle Bölüm incelemesi aşamasında 2018/11397 sayılı bireysel başvuru dosyasının 2018/9516 sayılı başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2018/9516 sayılı başvuru dosyası üzerinden yapılmasına ve 2018/11397 sayılı başvuru dosyasının kapatılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerine, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere ve başvurucular Dilek Genç, Emine Genç ve Esma Genç’in bir başka yakınlarıyla birlikte yaptıkları 2014/3944 sayılı bireysel başvuru dosyasındaki bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: 4/12/2012 tarihinde Şile açıklarında seyreden bir geminin batması üzerine olay yerine en yakın istasyon olan Şile’de konuşlu Kıyı Emniyeti-7 hızlı tahlisiye (can kurtarma) botu (7 numaralı bot) ile başka bot ve römorkörler olay yerinde arama kurtarma çalışmaları gerçekleştirmek üzere görevlendirilmiştir. Arama kurtarma çalışmalarına ilişkin yürütülen operasyon; Genel Müdür S.O., Genel Müdür Yardımcıları Ü.A., A. ve B.O.Ö., Daire Başkanları A. ve K., İşletme Müdürü Ç, Şube Müdürü S.H.B., Şube Müdürü Vekili F.Ö.Ö., Başenspektör (denetçi) vekili N.K. ve kaptan B.B. tarafından imzalanan bir tutanağa bağlanmıştır. Saat 35’te 7 numaralı botun kaptanı R.Ç. hava muhalefeti nedeniyle limandan çıkamadığını bildirmiştir. Saat 40’ta 3 numaralı botun kaptanı S. mürettebatın deniz tutması sonucu iş göremez hâle geldiğini, bu nedenle istasyona geri döndüğünü ve bir başka römorkörün gönderilmesi gerektiğini bildirmiştir. Saat 30’da 7 numaralı botun yedek vardiyası göreve çağrılmış ve kişilerin beyanlarına göre saat 30 civarında vardiya değişimi yapılmıştır. 7 numaralı botun yedek vardiyasında kaptan Ö., yağcı T.S., usta gemici A.K. ve makinist G. görev yapmaktadır. Dört kazazedenin olay mahallinden canlı olarak kurtarıldığının rapor edilmesi üzerine saat 55’te operasyonu yürüten kriz masası tarafından canlı kazazede bulunma olasılığının yüksek olduğu belirtilerek 7 numaralı botun kaptanından çalışmalara katılması istenmiştir. Kriz masasında tutulan tutanağa göre kaptan Ö., havanın çok sert olduğunu ancak kurtarma sahasına intikal etmeyi deneyeceğini bildirmiştir. 7 numaralı bot saat 01’de hareket etmiş, saat 16’da botun makinelerinin durduğu bildirilmiş ve saat 21’de botun kayalıklara çarparak parçalandığı anlaşılmıştır. A.K. kazadan sağ kurtarılmış, kaptan Ö., yağcı T.S., makinist G. ve personeli kurtarmaya çalışan bir sivil hayatını kaybetmiştir. Müteveffa Ö. başvurucu Günay Özben’in eşi, başvurucular Yunus Emre Özben ile Derya Özben’in babasıdır. Müteveffa G. başvurucu Dilek Genç’in eşi, başvurucu Esma Genç’in oğlu, diğer başvurucuların ise kardeşidir.A. Başvuruya Konu Olay Hakkında Yürütülen Ceza Soruşturmaları İle Ön İncelemelere İlişkin Süreç Şile Cumhuriyet Başsavcılığı meydana gelen olay hakkında bir ceza soruşturması başlatmıştır. Anılan soruşturma kapsamında alınan müşteki ve tanık beyanlarında, hava ve deniz şartları uygun olmamasına karşın kaptan Ö. ve personelinin iş akitlerinin feshedilmesi ile tehdit edilmek suretiyle denize açılmaları yönünde zorlandıklarını belirten ifadeler yer almaktadır: i.A.K.nın 11/12/2012 tarihli ifadesi şöyledir: “...Ben Kıyı Emniyet Müdürlüğünde Deniz Hizmetleri Daire başkanlığında usta gemici olarak hizmet yapmaktayım. 04/12/2012 tarihinde batan gemideki personelleri kurtarmak için açılan Kıyı Emniyet Müdürlüğüne ait deniz kazasına uğrayan botta bulunmakta idim... Botu denize hazırlarken [Ö.nün] birkaç kişi ile konuştuğunu duydum. Onlara bizi motive edeceklerine tehdit ediyorlar. Yani bizi zorla denize çıkartıyorlar şeklinde sözler sarf etti. Ardından bot ile beraber açıldık. Gelen dalgalar sebebi ile yaklaşık 5 m. yukarıya kalktıktan sonra 5 m. yükseklikten aşağıya düştük. O anda kullanmış olduğumuz bot stop etti. Bot tekrar çalışmadan diğer dalgalar geldi. Ben botun kıyıya vuracağını anladığımdan aşağıya atladım... [Ordino memuru B.Ç.ye] iş emrini vermesini söyleyen böyle durumlarda toplanan kriz masasıdır. [K]riz masasında toplanan genel müdürler, muavinleri daire başkanları, enspektörler geminin pozisyonunu, hava durumunu, yerin koşullarını değerlendirerek kurtarma botunun açılması ile ilgili bir karara varırlar... [K]endi isteğimle ve görevim sebebi ile o gün bota bindim...” ii. A.K. 26/12/2012 tarihinde alınan ifadesinde ise botun stop etmesinden sonra Ö.nün telefonda konuştuğu bir kişiye “Al işte! Çıktık karaya gidiyoruz, tekne parçalanacak. Şimdi iş [sözleşmemi] feshedin.” dediğini söylemiştir.iii. Genel Müdürlükte memur olarak çalışan S.nin ifadesi şöyledir: “...Eski eşim olan [T.S.den] yaklaşık bir yıl önce resmi olarak boşandım. Bir tane ortak çocuğumuz vardır... Ben ... kriz masasının hemen karşısında bulunan odada işimizi icra etmekte iken tüm olanları duydum. Genel Müdür [S.O.] kriz masasında bulunuyordu. Enspektör [N.K.] telefon ile konuşurken telefonda bu havada denize çıkılmaz demesi üzerine [S.O.] ona çıkacaklar şeklinde sözler sarf ediyordu. Hatta bir ara çıkacaksınız ulan çıkmazsanız istifanızı yarın masamda hazır istiyorum. Hatta apoletlerinizi sökerim şeklinde sözler sarf ediyordu. Bunları kendi kulaklarım ile duydum... [D]enize çıkan Kıyı Emniyet 7 botu kendi isteğiyle çıkmamıştır...” iv. Kendisi de bir gemi kaptanı olan tanık F.G. verdiği ifadesinde olay günü Ö. ile telefonda konuştuğunu, Ö.nün söylediğine göre başka kaptanların hava muhalefetinden dolayı denize açılamayacaklarını söylemeleri nedeniyle izinde olan Ö.ye batan gemideki gemi adamlarını kurtarma çalışmalarına katılması yönünde baskı yapıldığını ve Ö.nün korunma ekipmanı, kurtarma ekibi ve kara desteği olmadan kötü hava şartlarında göreve çıkması için zorlandığını beyan etmiştir.v. R.Ç. dalga yüksekliği nedeniyle liman ağzından öteye gidemediğini, inisiyatif kullanarak botu limana çektiğini, Ö.nün kendi inisiyatifi ile denize açıldığını, kadrolu olarak çalışmaları nedeniyle sözleşmelerinin feshedilmesi gibi bir durumun olmadığını ifade etmiştir.vi. 7 numaralı botta çarkçı olarak çalışan A.Ç. kendilerine baskı yapılmadığını, R.Ç.nin inisiyatif kullanarak botu limana çektiğini, denize açılma konusundaki takdirin Genel Müdürlüğe ait olduğunu ancak denize açıldıktan sonra karar verecek kişinin kaptan olduğunu, olay günü Ö.nün kendisine “Bana ‘Botu burdan çıkartmazsan akibetini sen düşün!’ diyorlar.” dediğini açıklamıştır.vii. Başvurucu Günay Özben; olay günü izinli olan eşinin sözleşmesinin feshedilmesi ile korkutularak göreve çağrıldığını, eşimin istemeyerek evden çıktığını ve internette hava raporlarına bakarak “Bu havada denize çıkılmaz. Benim de çocuklarım var, adamlarımın da.” dediğini söylemiştir.viii. Başvurucu Esma Genç’in ifadesi şöyledir: “... [O]ğlum 3 gün izinde idi ancak daha sonra [Ş]ile[’]de deniz kazası nedeni ile oğlumu aradılar saat 11 gibi aramaya başladılar oğlum telefonda ısrarla izinde olduğunu söylüy[o]rdu fakat aramaya devam ettiler kaptanla konuştular kaptan oğluma gelmezsen sözleşmeni fes ederim diyerek hala evdemisin şerefsiz demişler, bunun üzerine kaptanı kıramayıp denize çıktı ve bizede 12 yıllık arkadaşım çıkmayıp ne yapayım dedi hatta telefonda konuştuğu kaptana internetten hava durumuna bakarak riski göze alıyormusun şeklinde soru da sormuştu kaptan da oğluma bu havada çıkamasakta gider bakarız demiş...” ix. G.nin babası O.G., oğlunun telefonda konuştuğu bir kişiye telefonda “Bu havada çıkılır mı, denizde dalgayı görmüyor musunuz, orada çalışanlar çıkmıyor da bizi neden çağırıyorsunuz?” dediğini ve gelen telefon aramaları üzerine oğlunun hazırlanarak evden çıktığını ifade etmiştir. Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Genel Müdürlük personelinin hayatını kaybetmesi hususunda taksirle ölüme sebebiyet verilip verilmediği, taksir var ise kusurluların kimler olduğunun kusur oranları ile birlikte tespit edilmesi için bir iş güvenliği uzmanı, bir uzak yol kaptanı, bir gemi inşa ve yüksek makine mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından havanın, denizin, personelin ve botun durumu değerlendirilmiş; kılavuzlara göre 4,5 metreden fazla dalga yüksekliği bulunması hâlinde botun seyrinin güvenliği olmadığı, kazanın olduğu gün ise dalga yüksekliğinin 5 metreyi bulduğu, bir başka ifade ile 7 numaralı botun mevcut deniz ve hava koşullarında seyre uygun olmamasına karşın denize açılması konusunda görevlendirildiği tespit edilmiştir. Bilirkişilere göre dalga yüksekliğinin 5 metreyi bulduğu somut olayda duruma uygun olmayan tahlisiye botları yerine kurtarma/açık deniz römorkörleri ile helikopterlerin kullanılması gerekmektedir. Botun motorunun stop etmesinin sebebi ise botun olması gerekenden yüksek hızda seyretmesi sonucu dalga tepesinden atladığında su jetinin su ile temasının kesilmesi olarak belirtilmiştir. Anılan raporda; meydana gelen kaza ve ölüm olayında asli unsurun hava koşulları olduğu, makinist G.nin %10, kaptan Ö.nün %40, hava ve deniz durumu ile dalga yüksekliği gözönüne alındığında römorkör ve helikopterler yerine göreve uygun olmayan tahlisiye botlarını görevlendiren kişi veya kişilerin %50 görev kusuru bulunduğu belirtilmiştir. Şile Cumhuriyet Başsavcılığınca, taksirle birden fazla kişinin ölümüne görev sebebiyle neden olmak suçu isnadıyla 4/12/2012 tarihinde gerçekleştirilen operasyonu bizzat yürüten ve tutulan tutanakta imzası bulunan Genel Müdür S.O. ile Genel Müdür Yardımcıları Ü.A. ve B.O.Ö. dâhil on bir kişi hakkında soruşturma izni verilmesi Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından (şimdiki adıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı) talep edilmiştir. Ulaştırma Bakanlığında görevli bir müfettiş ile bir müfettiş yardımcısı tarafından yapılan ön incelemede ilgili yerlerden gerekli belgeler getirtilmiş ve pek çok kişinin ifadesine başvurulmuştur. Bu başvuru için önem taşıyan ifadeler aşağıda yer almaktadır.i. 3 numaralı botun kaptanı S.nin anlatımına göre olay günü şunlar yaşanmıştır:- Saat 05’te N.K. Kilyos açıklarındaki bir gemiye yardım edilmesi yönünde S.ye talimat vermiştir. S. ve ekibi botla istasyondan ayrılmış ancak hava koşulları bot için tehlike oluşturmuştur. S. telefonla aradığı N.K.ya durumu izah edip istasyona geri dönme isteğini bildirmiştir. N.K. “Hayır, dönemezsin!” diyerek önceki talimatı yinelemiştir. Daha sonra S.yi telefonla arayan A. “Hayır, gideceksin!” demek suretiyle S.den görevini yapmasını istemiştir. S. botu tehlikeye attıklarını ifade edip dönüşe geçeceğini söylemiştir. Bunun üzerine A. güvenli bir yerde beklenmesi talimatını vermiş, bir süre sonra da yardım sinyali aldıkları Şile açıklarındaki bir gemiye yardım edilmesini istemiştir. Bot yola çıkmış ancak Riva açıklarında can salı denize düşme tehlikesiyle karşılaşmış, basınç alarmı sürekli çalmaya başlamış ve makine personelini deniz tutmuştur. N.K.yı telefonla arayan S., durumu ortaya koyup dönmesi gerektiğini ifade etmiştir. N.K. arayacaklarını söyleyerek telefonu kapatmıştır. Daha sonra botun telefonunu arayan A. olası tehlike konusunda S.yi dinlemiş ancak yine de gitmek için şartları zorlamasını istemiştir. S.nin dönme isteğini tekrar etmesi üzerine telefonun hoparlörünü açan N.K. S.ye durumu yeniden izah etmesini söylemiştir. S. durumu tekrar izah etmiş ancak Genel Müdür S.O., S.ye bağırarak bir şeyler söylemiştir. S. kendisine söylenen sözleri anlamamıştır. A. “Gideceksin o kadar!” diyerek telefonu kapatmıştır. A.yi telefonla arayan S. personelin sürekli kustuğunu ve yola devam etmelerinin tehlikeli olduğunu ifade etse de A. “Kan kussunlar gideceksin!” demiştir. S. inisiyatif kullanarak dönüşe geçmiştir. Şube Müdürü A.A. telefonla aradığı S.ye “Kime sordun da döndün?” diye sormuştur. Botun dönmesi üzerine bot personelinin tamamının değiştirilmesi ve hafta tatilinde olan personelin çağrılması yönünde talimat verilmiştir. Bot saat 20 sıralarında Kaptan Y. ve Kaptan S. idaresinde hafta tatilinden gelen ekiple birlikte yeniden denize açılmıştır. ii. S.ye göre karayel rüzgârlarına açık sığ bir liman olması ve dönen dalgaların kırılma yapması nedeniyle Şile Limanı, kötü hava koşullarında girip çıkması çok riskli bir limandır. Olay günü Şile Limanı’nın ağzındaki dalga yüksekliği 7 metreden fazladır.iii. 3 numaralı botta makinist olarak görevli K.Y., S.ye yapılan baskıyı doğrulamıştır.iv. S. ceza soruşturması kapsamına verdiği ifadeye benzer beyanda bulunmuştur.v. Şile Kara Tahlisiye İstasyonu Reisi Z.O., olay günü havanın normal seyir şartları dışında olduğunu, Ö.nün neden denize açılmak istediğini bilmediğini, daha önce benzer hava koşullarında mendirekten çıkan bir gemiye şahit olmadığını ve olay günü mendirek ağzındaki dalga yüksekliğinin 7-8 metre olduğunu beyan etmiştir.vi. Şile Kara Tahlisiye İstasyonu Reisi Yardımcısı H.Y., hava koşularının 7 numaralı bot için ciddi tehlike arz ettiğini, rüzgârın çok şiddetli olduğunu, botun limandan çıkmasının neredeyse imkânsız olduğunu ve botun neden denize açılmak istediğini anlamadığını söylemiştir.vii. Şile Kara Tahlisiye İstasyonu Reisi Yardımcısı A.R.B., Z.O. ile benzer beyanda bulunmuştur. viii. N.K. ve A. 7 numaralı botun yedek vardiyasının kriz masasının kararıyla çağrıldığını ve operasyonu kriz masasında görevli kişilerin yönettiğini ifade etmiştir. Ön inceleme sonunda hazırlanan 22/6/2013 tarihli raporda; personelin tamamı hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında soruşturma izni talebinde bulunulmuş ise de Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün bir kamu iktisadi teşekkülü olması nedeniyle kurum personelinin 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında yer aldığı, söz konusu KHK’nın maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği genel müdür ve yönetim kurulu üyeleri dışındaki personel hakkında soruşturma izni alınmasına gerek bulunmadığı ve resen soruşturma yürütülebileceği, değerlendirmenin Genel Müdür S.O. hakkında yapıldığı belirtilmiş ve başlıca şu tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur:- Gemi kullanım kılavuzunda 7 numaralı botun 9 bofor şiddetindeki rüzgâra dayanıklı olduğu belirtilmiş ise de botun klas hizmetlerini yürüten firmaya göre bot azami 6 bofor deniz şiddetine kadar emniyetli seyre müsaade etmektedir ve 4,5 metreyi aşan dalga yüksekliği varsa bot çalıştırılmamalıdır. - Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan hava tahmine ilişkin bilgilere göre olay günü denizdeki dalga yüksekliği yer yer 5 metreyi bulmuştur. Kurtarma operasyonuna katılan botların jurnallerinde ise gün içindeki dalga yüksekliğinin 2-7,5 metre arasında değiştiği belirtilmiştir (Söz konusu jurnallere göre saat 00 sıralarında rüzgârın şiddeti 7-8 bofordur.). Bu değerler botun klas kuruluşunun denize açılabilmek için belirlediği sınırların dışındadır. - Hava muhalefeti kriz masası yetkilerince bilinmektedir.- R.Ç.nin tecrübe eksikliğinin olmaması ve vardiya değişikliği talebinin de bulunmaması karşısında normal koşullarda aynı botta ertesi gün göreve başlayacak Ö.nün neden vardiyaya çağrıldığı anlaşılamamaktadır.- Göreve çıkması konusunda Ö.ye baskı yapıldığı yönünde ciddi emareler bulunmaktadır. Zikredilen raporda sonuç olarak S.O. hakkında soruşturma izni verilmesinin icap ettiği kanaati bildirilmiştir. 24/6/2013 tarihinde Ulaştırma Bakanı tarafından seyir emniyeti ve gemi kurtarma ile ilgili her türlü hizmeti ifa etmenin ve denizde can tehlikesine uğramış kimselere yardım etmenin Genel Müdürlüğün asli görevi olduğu, teknenin denize ve yola elverişli durumda olduğu, botun seyir yapmasına mâni bir havanın olmadığı, ayrıca geminin, yolcunun ve mürettebatın emniyetinin sağlanması yönünde karar alma ve uygulama noktasında kaptanın bütün kurallar ve emirlerin üzerinde yetki ve sorumluluğa sahip olduğu gerekçeleriyle S.O. hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından anılan karara yapılan itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesince ön inceleme raporu ve eki belgelerin hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikte olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Şile Cumhuriyet Başsavcılığı, S.O. hariç olmak üzere operasyon nedeniyle tutulan tutanakta isimleri yazılı kişilerin ifadelerini almıştır. Bu ifadelere göre denize açılma konusundaki takdir yetkisi kaptana ait olduğundan bu konuda Ö.ye baskı yapılmamıştır. S.O. herhangi bir kaptanla telefonda görüşmemiş, olay saatindeki dalga yüksekliği 5 metreye ulaşmamıştır. Hava tahminine göre olay günü dalga yüksekliği en fazla 4,5 metredir. Olay yerindeki rüzgârın şiddeti 3-5 bofordur ve bu şiddetteki bir rüzgâr ancak 2-2,5 metre dalgaya sebep olabilir. Nitekim olay saatinde bazı botlar denize açılabilmiştir. Soruşturma izni verilmemesinden dolayı soruşturma yapılması imkânının bulunmaması nedeniyle şüpheli S.O. hakkında kamu adına takibata yer olmadığına karar veren Şile Cumhuriyet Başsavcılığı, tutanak mümzi diğer on kişi hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan kamu davası açılması için düzenlediği fezlekeyi İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) göndermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, Şile Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezlekeye dayanarak aralarında Ü.A. ve B.O.Ö.nün de bulunduğu on kişi hakkında İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) nezdinde kamu davası açmıştır. Başvurucuların davaya katılma istekleri Ceza Mahkemesince kabul edilmiştir. Yargılama sırasında sanıklardan Ü.A. ve B.O.Ö.nün suç tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları anlaşılmış olup Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla soruşturma izni alınması için talepte bulunulmuş ve bu sanıklar yönünden davanın durdurulmasına karar verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, Ulaştırma Bakanlığından Ü.A. ve B.O.Ö hakkında soruşturma izni verilmesini talep etmiştir. Ulaştırma Bakanlığında görevli bir başmüfettiş (Bu müfettiş S.O. hakkında düzenlenen ön inceleme raporunu düzenleyenlerden birisidir.) tarafından hazırlanan 29/2/2016 tarihli raporda; i. Ü.A. ile B.O.Ö.nün kurtarma operasyonu nedeniyle düzenlenen tutanağı genel müdür yardımcısı sıfatlarıyla imzaladıkları, yönetim kurulu üyeliği görevinin ifası sırasında işlenen suçlar soruşturma iznine tabi olsa da genel müdür yardımcılığı görevinin ifası sırasında işlenen suçların soruşturma iznine tabi olmadığı, bununla birlikte soruşturma izni istenmesi nedeniyle ön inceleme raporunun hazırlandığı,ii. Deniz operasyonları ve tahlisiye ile bakım ve onarım faaliyetlerinin haklarında soruşturma izni istenen kişilere idari yönden bağlı olmayan Deniz Hizmetleri Dairesi Başkanlığının görevinde kaldığı, iii.Ü.A. ile B.O.Ö.nün olaya etkide bulunduğuna veya kriz yönetimi sırasında herhangi bir talimat verdiğine ilişkin hiçbir bulgu veya emare bulunmadığı, ayrıca bilirkişi raporunda sözü edilen kişilerin isimlerinin geçmediği açıklanarak Ü.A. ile B.O.Ö. hakkında soruşturma izni verilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Ulaştırma Bakanı, Ü.A. ile B.O.Ö. hakkında soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 6/5/2016 tarihinde soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara itiraz etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (İdari Dava Dairesi), ön inceleme raporu ve eki belgelerin isnat edilen eylemden dolayı soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikte olmadığı gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazı 7/11/2017 tarihinde reddetmiştir. Bu arada Anayasa Mahkemesi daha önce bahsi geçen 2014/3944 sayılı bireysel kapsamında, hakkında soruşturma izni istenen S.O.nun atılı suçu işlemiş olabileceğine dair teknik bulgularla desteklenen ciddi emarelere rastlanmış olmasına karşın soruşturma izni verilmemesi nedeniyle anılan kamu görevlisi hakkındaki adli sürecin sona ermesinin meydana gelen ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmesinin önünde engel teşkil ettiği gerekçesiyle Anayasa’nın maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir. Ceza Mahkemesince yapılan yargılamanın 13/3/2018 tarihli celsesinde soruşturma izni verilmemesi kararına yapılan itirazın reddedildiği açıklanmıştır. İdari Dava Dairesinin kararı üzerine başvurucular Dilek Genç, Esma Genç, Emine Genç, Gönül Öztürk ve Güldane Öztürk 29/3/2018 tarihinde; başvurucular Günay Özben, Yunus Emre Özben ve Derya Özben ise 12/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma izni verilmediği gerekçesiyle 19/4/2018 tarihinde Ü.A. ve B.O.Ö. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kovuşturmasızlık kararı) vermiştir. Başvurucular Dilek Genç, Esma Genç ve Emine Genç’in başka hususlar yanında Ü.A. ve B.O.Ö hakkında açılmış dava kapsamında soruşturma izni talep edildiğini ve bu nedenle kovuşturmasızlık kararı verilemeyeceğini belirterek kovuşturmasızlık kararına yaptıkları itiraz, İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 31/7/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kovuşturmasızlık kararına başvurucu Yunus Emre Özben tarafından da itiraz edilmiştir ancak bu itiraz hakkında karar verilip verilmediği tespit edilememiştir. Zikredilen Hâkimlik kararı üzerine başvurucular Dilek Genç, Esma Genç, Emine Genç, Gönül Öztürk ve Güldane Öztürk 2018/29637 sayılı bireysel başvuruyu yapmıştır. Anayasa Mahkemesinin daha önce bahsi geçen ihlal kararı doğrultusunda S.O. hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açılmış ve bu dava diğer sanıklar hakkında mevcut dava ile birleştirilmiştir. Ceza Mahkemesi; uzak yol kaptanı, gemi başmühendisi ve iş güvenliği uzmanından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden sanıkların olayın meydana gelmesinde kusurlarının olup olmadığı hususunda rapor almıştır. Bilirkişi heyetinin hazırladığı 5/11/2018 tarihli raporda olay gününe ilişkin hava ve deniz koşulları bakımından şu tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur: - Gemi Kullanım Kılavuzu’nda 7 numaralı botun 9 bofor şiddetindeki rüzgâra dayanıklı olduğu belirtilmiştir. Geminin klas hizmetlerini yürüten firmanın ön inceleme kapsamında verdiği cevabın dikkate alınır yönü bulunmamaktadır. Klas kurallarına göre rüzgâr şiddetinin 8 boforu aştığı durumlarda 7 numaralı botun çalışması uygun değildir. 8 bofor şiddetindeki rüzgârda dalga yüksekliği 5,5-7,5 metre aralığındadır. Ne var ki olay günü rüzgâr şiddeti en fazla 6 bofor şiddetine ulaşmıştır. Olay anındaki rüzgâr ise en fazla 5 bofor şiddetindedir. Kriz masası meteorolojik sensörlerden gelen bilgileri gerçek zamanlı olarak takip etmiştir. Operasyonda görevli botların jurnal kayıtları sadece gözleme dayalıdır. Görüntü kayıtları üzerinden yapılan ölçümlere göre olay anında Şile Limanı’ndaki dalga yüksekliği ortalama 4,07 metredir. Bilirkişilere göre kriz masası, kurtarma operasyonuna katılan diğer botlardaki gemi adamlarının yorulmuş olabileceğini ve kazazedelerin ölümün eşiğinde olduğunu değerlendirerek 7 numaralı botu görevlendirmiştir. Genel Müdürlüğün vardiya listesine göre olay günü vardiyada bulunması gereken kişi zaten Ö.dür. Ayrıca operasyonun zafiyete uğramaması için 7 numaralı botun yedek vardiyası için yapılan görevlendirmelerin normal karşılamak gerekir. Kaptan geminin ve seferin emniyetini tehlikeye atacak nitelikteki talimatları yerine getirmek zorunda değildir. Nitekim daha önce ağır hava ve deniz koşullarını öne sürerek denize çıkmayan bir kaptan ceza almamıştır. Olay Ö.nün kusuruyla meydana gelmiştir ve sanıkların olayın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmamaktadır. Yaptığı yargılama sonunda Ceza Mahkemesi, soruşturma izni verilmemesi nedeniyle sanıklar Ü.A. ve B.O.Ö. hakkındaki davanın düşürülmesine ve kusurlarının bulunmaması nedeniyle diğer sanıkları beraatine karar vermiştir. Bu kararın ilgili kısmı şöyledir: “...[O]layın oluşuna uygun bulunan bilirkişi heyet raporuna mahkememizce de itibar edilmekle, bilirkişi heyet raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, göreve çıkıp çıkmama konusunda tüm insiyatifin kap[t]ana a[it] olduğu, hava ve deniz şartlarının her an değişmesinin en iyi vardiyadaki personelce değerlendirilebileceği, meydana gelen kazada kişilere yükletilebilecek bir kusurun bulunmadığı kanaatine varılmakla [B.O.Ö. ve Ü.A. dışındaki sanıkların beraatine]; .. soruşturma izni [verilmemesi nedeniyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden] ... [B.O.Ö. ve Ü.A.] açısından ... davaların düşürülmesine ... [karar verilmiştir.]” Başvurucular Ceza Mahkemesince verilen karar aleyhine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine (İstinaf Dairesi) istinaf başvurusu yapmıştır. İstinaf Dairesi, istinaf başvurusunu 7/1/2020 tarihinde esastan reddetmiştir. Başvurucuların temyiz istemini inceleyen Yargıtay Ceza Dairesi 4/7/2023 tarihinde, düşme kararına yönelik temyiz talebini reddedip verilen beraat kararlarını onamıştır.B. Tazminat Davasıyla İlgili Süreç Başvurucular Dilek Genç, Emine Genç ve Esma Genç yakınlarının ölümüyle sonuçlanan olay nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmini için 1/8/2013 tarihinde başka yakınlarıyla birlikte Genel Müdürlük aleyhine İstanbul İş Mahkemesi (İş Mahkemesi) nezdinde dava açmıştır. Söz konusu davada başvurucu Dilek Genç için hem maddi hem manevi tazminat, diğer başvurucular için sadece manevi tazminat talep edilmiştir. Başvurucular Dilek Genç, Emine Genç ve Esma Genç’in birlikte dava açtıkları kişilerden birinin ölümü nedeniyle başvurucular Güldane Öztürk ile Gönül Öztürk de yargılamada mirasçı olarak yer almıştır. İş Mahkemesinin kusur durumunun belirlenmesi için bilirkişi olarak görevlendirdiği, bir üniversitenin makine mühendisliği fakültesinde görevli Prof. Dr. tarafından hazırlanan 21/3/2016 tarihli raporda başvurucuların yakını G.nin ölümünde Genel Müdürlüğün %50, kaptan Ö.nün %40, G.nin ise %10 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Rapora göre Genel Müdürlük, çalışma koşullarına bakıp can güvenliği olmadığını tespit ederek ağır hava ve deniz koşullarında kurtarma seferine çıkılmaması yönünde karar almaması nedeniyle olaydan sorumludur. İsimleri zikredilen başvurucuların maddi zarara uğrayıp uğramadıkları konusunda da bir bilirkişiden rapor alan İş Mahkemesi, Genel Müdürlük tarafından maddi tazminata mahsuben ölen G.nin eşine yapılan ödeme ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından G.nin eş ve çocuklarına bağlanan aylık gelirleri dikkate alarak maddi tazminat taleplerini reddetmiş ancak başvurucu Dilek Genç için 000 TL, başvurucu Esma Genç için 000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. İş Mahkemesi ayrıca yargılama sırasında ölen davacı için de 000 TL manevi tazminat takdir ettiğinden aralarında başvurucular Esma Genç, Gönül Öztürk ve Güldane Öztürk’ün de dâhil olduğu mirasçılar söz konusu manevi tazminattan miras payları ölçüsünde istifade edeceklerdir. Sözü edilen karara karşı davanın tarafları istinaf başvurusu yapmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 15/2/2023 tarihinde, istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve tespit edilen eksikler nedeniyle yeniden tahkikat yapılarak sonucuna göre yeni bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Başvurucular Günay Özben, Yunus Emre Özben ve Derya Özben 2/9/2015 tarihinde, Genel Müdürlük aleyhine İstanbul Anadolu İş Mahkemesi nezdinde tazminat davası açmıştır. Bu davada başvurucular, ölenin desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle uğradıkları zararın tazminini istemiştir. İstanbul Anadolu İş Mahkemesince yapılan yargılamada birden fazla bilirkişi raporu alınmış ve bu raporlarda Genel Müdürlüğün sorumluluğu ile ilgili farklı değerlendirmeler yapılmıştır ancak Genel Müdürlüğün kusursuz olduğunu ifade eden herhangi bir bilirkişi raporu bulunmamaktadır. İstanbul Anadolu İş Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile 111,47 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak başvuruculara ödenmesine kesin olarak karar verilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Dilek Genç ve diğerleri [GK], B. No: 2014/3944, 1/2/2018, §§ 27-