T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/646 - 2026/648 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/646 KARAR NO : 2026/648 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/03/2025 NUMARASI : 2024/263 Esas 2025/291 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 30/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 20/04/2026 Mahalli mahkemesince verile…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/646 - 2026/648 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/646 KARAR NO : 2026/648 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/03/2025 NUMARASI : 2024/263 Esas 2025/291 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 30/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 20/04/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 24.10.2022 tarihinde davalı sürücü ...’nın sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında yola hatalı çıkış yapması nedeniyle ölümlü trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kazada davacılar murisi ... vefat ettiğini, davacılardan ...’in hayat arkadaşını, desteğini kaybettiğini, davacılar ... ve ...'nın da babalarını zamansız kaybettiğini ve büyük acılar yaşadıklarını, bu nedenle her davacı için birer 1.000.000,00TL'den 3.000.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, davacı ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve 240.000.00TL tazminatın davalı sigorta şirketi için temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, davalı ...'dan haksız fiil tarihi olan 24.10.2022 olay tarihi itibariyle işleyecek faizi ile tahsilde tekerrüre mahal vermemek üzere davalılardan müşterek ve zincirleme sorumluluk çerçevesinde tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin dava değerini davalı ... yönünden 1.068.783,89 TL olarak, ... Sigorta AŞ. yönünden 619.499,20 TL. olarak artırmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat davasının kabulü ile, 1.068.783,89TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen avans faizi ile birlikte alınarak davacı ...'e ödenmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kalan poliçe limiti kadar belirlenmesine, faizin başlangıç tarihinin davalı sigorta şirketi için 20/01/2023, diğer davalı için 24/10/2022 olarak belirlenmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı ... için 300.000,00TL, davacı ... ... için 200.000,00TL, davacı ... ... için 200.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak bu davacılara ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, hesap raporunda asgari ücretin esas alınmasının yerinde olmadığını, yıllarca ağır vasıta şoförlüğü yapan müteveffanın alacağı gerçek maaşın ilgili kurum ve odalardan sorulmasından sonra hesaplama yapılması gerektiğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, SGK tarafından davalı aleyhine açılan Ankara Batı 1. İş Mahkemesi’nin 2024/90 E. sayılı dosyasında alınan 14.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %60, müteveffanın ise %40 kusurlu olduklarının belirlendiğini, olaya ilişkin ceza davası sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalı tarafça sevk ve idare edilen aracın ZMM sigortası bulunduğundan zarardan bu sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, müteveffanın davacılara desteklik durumunun araştırılması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, müteveffa ve zarar giderim talebinde bulunan davacıların, muhtemel yaşam sürelerinin usul ve uygulamaya uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, müteveffanın eğitim düzeyi, sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak, destekten yoksun kalanların gelir elde etmeye başladıkları tarihlerin net olarak belirlenmesi gerektiğini, SGK tarafından davacı tarafa peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, bu değerin hesaplama yapılırken göz önüne alınması gerektiğini, kaza nedeniyle davacı tarafa 667.417,88-TL peşin sermaye değerli gelir ile birlikte 1.175,88-TL tedavi gideri ödemesi yapıldığını, bu nedenle, davacı tarafa bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafın sigorta şirketinden aldığı ödemenin de dikkate alınması gerektiğini, mahkemece hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, müterafik kusurunun nazara alınması gerektiğini, mahkemece hükmedilen faiz oranları ve miktarlarının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacılara ödeme yapıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ödemenin, ödeme tarihine göre yeterli bulunmaması halinde ödeme tarihinden hesaplama tarihine kadar kadarki süre için ödenen tutara yasal faiz eklenilmesi suretiyle güncelleme yapılamayacağını, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, poliçe teminat limitinin dikkate alınması ve müvekkili şirket tarafından yapılan ödeme ve SGK tarafından yapılan PSD ödemesi poliçe teminatı limitinden tenzil edilerek varsa bakiye tazminatın hesaplanması gerektiğini, buna karşın 03.02.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda poliçe teminat limiti göz ardı edilerek yapılan ödemelerin teminat limitini aşan tutardan tenzil edildiğini ve bakiye tazminatın 1.068.783,89-TL olarak hesaplandığını, bilirkişi tarafından bakiye destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken davalı gerçek kişi ve sigorta şirketi bakımından ayrı ayrı hesaplama yapılması ve sorumlu olunan miktarın ayrı ayrı tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketinin sorumluluğu tespit edilirken poliçe teminat limitinin göz ardı edilmesi ve tenzil edilecek tutarların poliçe teminat limitinden tenzil edilmesi gerekirken bu hususa değinilmeden hesaplama yapılmasının yerinde olmadığını, SGK tarafından davacı tarafa bağlanan peşin sermaye değerli gelirin hesaplanan tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, peşin sermaye değerli gelirin rücuen davalı şirketten tahsili için açılan Ankara Batı 1. İş Mahkemesi'nin 2024/90 Esas numaralı dosyasının işbu dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının tazminat talebinin garameten ödeme ilkesine göre değerlendirilmesi gerektiğini, müterafik kusura ilişkin itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, davalı şirketin avans faizi ile sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan taraf vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüme bağlı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1-6098 sayılı TBK’nın 74/1. maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.” hükmü yer almaktadır. Bu madde uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul olunmaktadır. Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 24.10.2022 tarihinde sürücü ... ...’in sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında geri manevra yapmakta olan sürücü ...’nın sevk ve idaresindeki yarı römorkla çarpışması sonucu meydana gelen kazada sürücü ... ...’in tali, sürücü ...’nın asli kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece alınan kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde tır sürücüsü ...’nın %75 oranında kusurlu olduğu, kamyon sürücüsü ...’ün %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Kahramankazan 2.ASCM’nin 2023/339 Esas nolu dosyasında yapılan yargılamada alınan 27/12/2022 tarihli ATK kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde şüpheli ...'nın asli kusurlu, müteveffa ... ...'in tali kusurlu olduğunun belirlendiği, neticeten sanık ...'nın üzerine atılı taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, aynı kazaya ilişkin Ankara Batı 1. İş Mahkemesi’nin 2024/90 E. sayılı dosyasında alınan 14.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %60, müteveffanın ise %40 kusurlu olduklarının belirlendiği, mahkemece kazanın meydana gelmesinde tır sürücüsü ...’nın %75 oranında kusurlu olduğu, kamyon sürücüsü ...’ün %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği raporun hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda mahkemece, Ankara Batı 1. İş Mahkemesi’nin 2024/90 E. sayılı dosyası kapsamının ve özellikle anılan dosyada hükme esas alınan kusur raporunun dosyaya kazandırılması ile İTÜ veya KGM emekli makine mühendisi Fen heyetinden gerekçeli, ayrıntılı ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kusura ilişkin çelişkiler giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 2-Davalı sigorta şirketinin başvuru konusu kaza nedeniyle sorumlu olduğu sakatlanma/ölüm teminatının kişi başına 1.000.000,00-TL olduğu nazara alındığında mahkemece verilen hükümde yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinden davalı sigorta şirketinin poliçe limiti kapsamında sorumlu olduğu meblağın infazda tereddüte yol açmayacak şekilde açıkça belirtilmesi gerekirken mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. 3-Somut olayda, hükme esas alınan aktüer raporunda, kaza tarihi itibarıyla 64 yaşında ve emekli olan desteğin ağır vasıta şoförlüğü yaptığı dosya kapsamından anlaşılmakla birlikte desteğin aylık net asgari ücretin üzerinde bir gelirle çalıştığına dair işyerinden ya da SGK kayıtlarından temin edilen herhangi bir belge sunulmamış olması ve dosya kapsamında buna ilişkin başka bir belge desteğin gelirinin en az aylık net asgari ücret düzeyinde olacağının kabulü ile yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. Böyle bir davada gerçek zararın belirlenmesi için, desteğin gelirinin net ve ispata yarar somut delilerle ortaya konulması gerekmektedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece, SGK'dan ve ilgili vergi dairesinden desteğin gelir durumuna ilişkin belgelerin getirtilerek, gelirinin somut delillerle ortaya konulması, dosya kapsamında sabit olduğu üzere desteğin kamyon şoförlüğü yaptığı nazara alınarak zarar hesabına esas alınacak gelir durumuna göre hesaplama yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen eksikliklerin giderilmesiyle sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırma sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ayrı ayrı KABULÜ İLE, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 05.03.2025 tarihli, 2024/263 Esas - 2025/291 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırma sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran taraflara iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 6. Genel İcra Dairesi'nin 2025/25648 Esas sayılı dosyasına depo edilen 1.644.603,84 TL bedelli nakit teminatın YATIRAN TARAFA İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 30/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.