Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/2260 E. , 2024/4047 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2021/2260 Karar No : 2024/4047 DAVACI : ... Hizmetleri A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 26/03/2021 tarih ve 31435 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Alacak ve Borçlarına İlişkin Uzlaşma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında y…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/2260 E. , 2024/4047 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2021/2260 Karar No : 2024/4047 DAVACI : ... Hizmetleri A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 26/03/2021 tarih ve 31435 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Alacak ve Borçlarına İlişkin Uzlaşma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "tahsilat süresi içerisinde" ibaresinin, Geçici 1. maddesinde yer alan "tahsilat süreci içerisinde" ibaresinin ve 12. maddesinin (7) numaralı fıkrasının istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Alacak ve Borçlarına İlişkin Uzlaşma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin (Yönetmelik) 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "tahsilat süresi içerisinde" ibaresinin ve Geçici 1. maddesinde yer alan "tahsilat süreci içerisinde" ibaresinin kanunun sınırlarını aşar nitelikte olduğu, idari para cezalarına karşı 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca 60 gün içinde idari para cezasının iptali istemiyle görevli/yetkili mahkemede dava açma, dava açma süresi içinde ödeme yaparak 1/4 oranında peşin ödeme indiriminden yararlanma, 30 gün içerisinde biri peşin olmak üzere bir yıl içinde dört eşit taksitte ödeme hakları bulunan muhataplar için, Yönetmelikte yer alan "tahsilat süresi içerisinde ödenmeyen veya kısmen ödenen" ibaresi nedeniyle yalnızca ödenmemiş idari para cezaları için uzlaşma yoluna başvurma imkanı bulunduğu, Kanunda yer alan hakların söz konusu düzenleme ile sınırlandırıldığı, Kanunu aşar şekilde süre şartı getirildiği, yani Yönetmeliğin Kanuna ek olarak uzlaşma başvurusu yapılabilmesi için idari para cezasının "tahsilat süresi içerisinde" ödenmemiş olmasını aradığı, ilgilinin uzlaşma başvurusu yapabilmesi için 5809 sayılı Kanuna göre 30 gün olan tahsilat süresinin sona ermesini beklemek zorunda olduğu, uzlaşma yolunun işletilmesi halinde nihai sonuca ulaşmanın yaklaşık 50 gün sürdüğü, yani uzlaşma yoluna başvurmak isteyen kişinin sonucu 80 günde alabileceği, sonuç olarak davalı idare ile uzlaşamaması halinde hem dava açma hakkını, hem de indirimli veya taksitli ödeme yapma hakkını kaybedeceği, şayet iptali istenen düzenlemeler olmazsa idari para cezasının muhataplarının yaklaşık 50 günlük süre içerisinde uzlaşma başvurusundan bir sonuç elde edebileceği ve indirimli ödeme ve dava açma haklarını kullanabilmek adına 10 günlük bir süreye daha sahip olacağı, dava konusu düzenleme ile Yönetmeliğin amacına aykırı olacak şekilde ilgililerin dava açma yoluna itildiği; Yönetmeliğin 12. maddesinin (7) numaralı fıkrasının, Yönetmeliğin amacıyla ve diğer maddeleriyle çeliştiği, bu durumun hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, maddedeki düzenlemeden, görüşmeler sırasında yapılan ikrarların sonuç tutanağına geçirilmesi halinde tarafları bağlayıcı olduğunun anlaşıldığı, oysa ki 12. maddenin diğer fıkralarına bakıldığında, uzlaşma görüşmeleri sırasında önerilerin ileri sürülmesi veya herhangi bir vakıanın/iddianın kabul edilmesi halinde bu durumun mahkemede delil olarak ileri sürülemeyeceği, bu görüşmelere katılan kişilerin bu konular hakkında mahkemede tanıklık yapmalarının istenemeyeceği, iptali istenen düzenlemenin bu düzenlemeler ile çeliştiği, bu durumda toplantı tutanağına geçirilen ve tarafları bağlayıcılığı olan ikrarların mahkemede delil olarak kullanılıp kullanılmayacağının belirsiz olduğu, söz konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : 2813 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanun'un 5. maddesinin 14. fıkrasında yer alan düzenlemenin Kuruma uzlaşmaya ilişkin takdir hakkı ile usul ve esasları belirleme yetkisi verdiği, dava konusu Yönetmeliğin söz konusu yetkiye dayanılarak hazırlandığı, Yönetmeliğin amacının, Kurumun ödenmediği veya eksik ödendiği tespit edilen tüm alacaklarına veya borçlarına ilişkin uzlaşma usul ve esaslarını belirlemek olduğu, uzlaşmanın zorunlu değil ihtiyari bir yol olduğu ve ödeme/dava açma süresini durdurmadığı, ihtilafa yönelik dava açılmış olmasının veya icra takibi başlatılmış olmasının uzlaşma sürecine engel teşkil etmediği, Yönetmelik ile davacının haklarının kullanımı kısıtlandırılmadığı gibi ek bir hak tanınarak tekrar bir başvuru ile değerlendirmeye tabi tutulabileceğinin açık olduğu, uzlaşma konusunda temel ilkenin gizlilik olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kendisinin, içeriğinin ve uyuşmazlık içinde kullanılan bilgi ve belgelerin gizli kalmasını gerektirdiği, ancak gizliliğin tarafların iradelerine bağlı olduğu, Yönetmeliğin 12. maddesinin 7. fıkrasında toplantı tutanağına geçirilen iddiaların tarafları bağlayacağı düzenlenmiş ise de, toplantı tutanağı uzlaşma işlemleri için düzenlenmiş bir evrak olduğundan 12. maddenin 6. fıkrasındaki hükme binaen ikrar olsun ya da olmasın mahkemede delil olarak ileri sürülemeyeceğinin kesin olduğu, madde metninin açık ve anlaşılır olduğu, diğer maddeler ile arasında çelişki bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın, 26/03/2021 tarih ve 31435 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Alacak ve Borçlarına İlişkin Uzlaşma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinin (7) numaralı fıkrası yönünden reddine, Yönetmeliğin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "tahsilat süresi içerisinde" ibaresinin ve Geçici 1. maddesinde yer alan "tahsilat süreci içerisinde" ibaresinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava; ... Hizmetleri A.Ş. tarafından, 26/03/2021 tarih ve 31435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Alacak ve Borçlarına İlişkin Uzlaşma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ve Geçici 1. maddesinde yer alan "tahsilat süreci içerisinde" ifadesinin ve 12. maddesinin (7) numaralı fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. 7061 sayılı Kanunun 37. maddesi ile 2813 sayılı Bilgi Teknojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanunun 5. maddesine ek fıkra olarak; "Kurum, bu Kanun, 4/2/1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu, 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun, 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 13/1/2011 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1525 inci maddesi, 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve ilgili diğer kanunlardan veya bu Kanunlarla Kuruma verilen yetkiler çerçevesinde düzenlenen sözleşmelerden kaynaklanan, ödenmediği veya eksik ödendiği tespit edilen, idari para cezaları dâhil, alacaklarına (tahsiline aracılık ettiği alacaklar ile Hazine payına ilişkin cezai şart hariç) veya borçlarına ilişkin olarak karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilir, uzlaşma davetlerini kabul edebilir. İhtilafın tamamı ya da bir kısmı üzerinde uzlaşma sağlayabilir, buna göre maddi ve hukuki nedenlerle kamu menfaati görülmesi halinde, asıl alacak ve fer’ilerinden kısmen ya da tamamen vazgeçilebilir. Uzlaşma halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz ve hiçbir mercie şikâyette bulunulamaz. Uzlaşma tutanakları ilam hükmünde olup, uzlaşılan alacaklar, ilgisine göre ilamların icrasına dair genel hükümler çerçevesinde infaz olunur veya 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tahsil edilir. Uzlaşma hükümleri yerine getirilmediği takdirde alacak muaccel olur ve uzlaşmaya konu edilen hak veya alacaklar, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanan faizi ile birlikte takip ve tahsil edilir. Uzlaşmaya ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir." hükmü getirilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; Kanunun bu maddesi uyarınca davalı kurumca uzlaşmaya ilişkin usul ve esasların belirlenmesi için gerekli olan çalışmaların başlatıldığı ve ilk olarak bir çalışma gurubunun oluşturulduğu, çalışma gurubunca; birimlerin ihtiyaçları, emsal düzenlemeler ve mer'i mevzuat hükümleri çerçevesinde oluşturulan metnin kurum içi görüşlerin de alınmasından sonra gerekli değişiklikler yapılarak Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınmak üzere gönderildiği ve kamuoyunun görüşüne sunulduğu, bunun yanında ilgili tüm kuruluşların görüşünün alınması amacıyla da ilgili yerlere gönderildiği, mevzuat uyarınca Sayıştay'ında incelemesinden sonra nihai şekle ulaşan taslak metnin Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen Yönetmeliğin birinci bölümünde, amaç ve kapsam, dayanak, tanımlar ve ilkeler, ikinci bölümünde; adli ve idari uyuşmazlıklarda uzlaşma usul ve esasları, üçüncü bölümünde; yetkili makam, uzlaşma komisyonunun teşkili, görevleri, toplanma ve karra alma usulleri, dördüncü bölümünde uzlaşma görüşmelerinde temel ilkelerve komisyonca değerlendirilmesi düzenlenmiş, beşinci bölümde ise çeşitli ve son hükümlere yer verilmiştir. Davacı vekili taarfından; Yönetmeliğin; "İdari uyuşmazlıklarda uzlaşma" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu; 5/4/1983 tarihli ve 2813 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanun, 4/2/1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu, 5/3/2020 tarihli ve 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu, 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1525 inci maddesi, 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve ilgili diğer kanunlar kapsamında doğan, tahsilat süresi içerisinde ödenmeyen veya kısmen ödenen idari para cezalarına karşı uzlaşma talebinde bulunulabilir..." düzenlemesi ile Geçici 1. maddesinde yer alan; " (1) 2813 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin on dördüncü fıkrasının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süreye ilişkin Kurum alacağı olup da tahsilat süreci içerisinde ödenmediği veya eksik ödendiği tespit edilen adli ve idari uyuşmazlıklara ilişkin başvurular en geç 3 ay içinde yapılır ve Kurum tarafından 6 ve 8 inci maddelerde belirtilen sürelerle bağlı kalmaksızın 8 ay içinde tamamlanır. " hükümlerinde yer alan " Tahsilat Süreci İçersinde " ifadelerinin Kanunun sınırlarını aşar nitelikte olduğu, "Uzlaşma Görüşmelerinde Temel İlkeler ve Komisyonca Değerlendirilmesi, Uzlaşma görüşmelerinde temel ilkeler " başlıklı 12. maddesinin 7. fıkrasında yer alan; "Uzlaşma görüşmeleri sırasında yapılan ikrarlar toplantı sonuç tutanağına geçirilmediği sürece tarafları bağlamaz." ifadesinin yönetmelikle çeliştiği, davalı idarenin 2017 yılından bu yana uzlaşmaya ilişkin düzenleme yapma yükümlülüğünü yerine getirmediği, yıllar sonra yapılan yönetmelik düzenlemesinin de hukuka aykırı olduğu, yönetmeliğin kamu yararı amacı ile ters düştüğü, ileri sürülerek iptali talebinde bulunulmaktadır. 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunun "İdarî para cezalarının uygulanması ve tahsili" başlıklı 61. maddesinde; "(1) Kurum tarafından verilen idarî para cezaları, 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabi olup, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde Kurum hesaplarına ödenir. Bu süre içerisinde ödenmeyen idarî para cezaları, Kurumun bildirimi üzerine ilgili vergi dairesince 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. (Mülga üçüncü cümle: 2/7/2012-6352/105 md.) (…) (2) Tahsil olan idarî para cezalarının tamamı Kurum hesaplarına aktarılır." hükmü, "Dava hakkı" başlıklı 62. maddesinde; "(1) (Değişik: 2/7/2012-6352/70 md.) İdarî yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurum kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır. Kurulun kararları, Kurumun idarî denetimi sırasında yerindelik denetimine tabi tutulamaz. (2) Kurum tarafından açılacak davalarda teminat aranmaz. " hükmü, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunun 3. maddesinde; "(Değişik: 6/12/2006-5560/31 md.) (1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır." hükmü yer almaktadır. Böylece davalı Kurumun 2813 sayılı ve 5809 sayılı Kanunlarla düzenlenen durumlar haricinde, Kabahatler Kanunun genel hükümlerine tabi olduğu görülmektedir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 37. maddesinde; "Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür. Amme borçlusu isterse borcunu belli zamanlardan önce ödiyebilir. " hükmü bulunmaktadır. BTK İdari Yaptırımlar Yönetmeliğinin, "Ödeme ve kesinleşme" başlıklı 39 . maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğe göre verilen idari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde Kurum hesaplarına ödenir. Bu süre içerisinde ödenmeyen idarî para cezaları, Kurumun bildirimi üzerine ilgili vergi dairesince 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. (2) Tahsil olan idarî para cezalarının tamamı Kurum hesaplarına aktarılır. (3) İdari para cezasının tebliğini müteakip otuz gün içerisinde defaten ödenmesi halinde idari para cezasının ¼’ü oranında indirim yapılır. (4) Kuruma idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içerisinde para cezasının biri peşin olmak üzere dört eşit taksitte ödenmesi başvurusunda bulunulabilir. Kişinin borcunu taksitlendirme isteğinde bulunması halinde, idarî para cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve devam eden aylarda dört eşit taksit halinde ödenmesine Kurul başkanı tarafından karar verilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir. (5) Kurum tarafından uygulanan idari para cezalarının tahsilinde kesinleşme şartı aranmaz. (6) 6183 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde uygulanan idari para cezalarının tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin Kurum tarafından terkinine karar verilebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Görüldüğü gibi, mevzuat uyarınca, idari para cezalarına ilişkin sürecin tarh, tebliğ, tahakkuk ve tahsil aşamalarından oluştuğu, tahsilat sürecinin tebliğ ile başlayıp, tebliğden itibaren 60 günlük ödeme süresinin (dava açma süresi) sona ermesi ile bitmesini ifade ettiği, tahsilat süresi sonunda ödeme yapılmaması durumunda tahsilat işlemlerinin 6183 sayılı Kanun uyarınca ilgili vergi dairesince yapıldığı ve Kurum hesabına aktarıldığı, idari yaptırımın tebliği tarihinden itibaren 60 günlük süre içersinde iptal istemiyle yetkili mahkemede dava açılabileceği gibi bu süre içersinde ödeme yapılarak 1/4 oranında peşin ödeme indiriminden yararlanılabileceği, ya da 30 gün içinde dörtte birini peşin ödemek koşuluyla bir yıllık ödeme vadesi içinde dört eşit taksitte ödeme kolaylığından yararlanılabileceği anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen Yönetmelikle düzenlenen ise; tüm bu süreçler sonunda Kurumun ödenmeyen alacak ve borçlarına ilişkin olarak Uzlaşma yolunun usul ve esaslarının belirlenmesi olduğu, mer'i mevzuat uyarınca uzlaşma yolunun zorunlu değil ihtiyari bir uyuşmazlık çözüm yolu olduğu ve ödeme/dava açma süresini durdurmadığı, dava ve icra yoluna başvurulmadan önce gidilebileceği gibi dava ve icra süreci başladıktan sonra da uzlaşma yoluna gidilebileceği, görülmektedir. Yönetmeliğin 7. ve Gecici 1. maddesinde yer alan ve İptali istenilen "tahsilat süresi içersinde" ifadesinin, Kurumun ilgili kanunlar kapsamında doğan ve tahsilat süresi içerisinde ödenmeyen veya kısmen ödenen idari para cezalarına karşı uzlaşma talebinde bulunulabileceği anlamını taşıdığı, ilgililerin haklarını kısıtlayıcı bir anlam taşımadığı gibi, tahsilat süreci bittiği halde ödenmeyen borç/alacak için dava ve icra yoluna başvurulmuş olsun ya da olmasın uzlaşmaçözüm yoluna gidilebileceği belirtilmiş olduğundan, Kanun ile çelişir bir yorum getirmediği sonucuna varılmıştır. "Uzlaşma Görüşmelerinde Temel İlkeler ve Komisyonca Değerlendirilmesi, Uzlaşma Görüşmelerinde Temel İlkeler" başlıklı 12. maddesinde " (1) Uzlaşma yolu, Kurum ve karşı taraf için başvurulması zorunlu bir husus değildir. (2) İhtilafa ilişkin dava açılmış olması ve/veya icra takibi başlatılmış olması uzlaşma sürecine engel teşkil etmez. (3) Uzlaşma görüşmelerinde taraflar süreci devam ettirmek, süreci tamamlamak ve sonuçlandırmak hususunda serbesttirler. (4) Uzlaşma görüşmelerinin usul ekonomisine uygun olarak hızlı bir şekilde sonuçlandırılması esastır. (5) Aksi taraflar arasında kararlaştırılmadıkça uzlaşma görüşmelerinin gizliliği esastır. Uzlaşma görüşmelerinde taraflarca elde edilen bilgi ve belgeler ile diğer kayıtlar karşı tarafın rızası olmadan açıklanamaz. Görüşmeler esnasında fotoğraf çekilemez. Görüntü ve ses kaydı yapılamaz. (6) Uzlaşma komisyonunda görüşülen bir ihtilaf hakkında dava açılması halinde; a) Uzlaşma başvurusu ve uzlaşmaya davet yazısı, b) Uzlaşma komisyonunda uyuşmazlığın anlaşma ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler, c) Uzlaşma görüşmeleri esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü, ç) Sadece uzlaşma işlemleri dolayısıyla hazırlanan belgeler, mahkemede delil olarak ileri sürülemez ve bu hususlar hakkında uzlaşma görüşmelerine katılan kişilerin tanıklık yapmaları istenemez. Bu fıkradaki hüküm, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır. (7) Uzlaşma görüşmeleri sırasında yapılan ikrarlar toplantı sonuç tutanağına geçirilmediği sürece tarafları bağlamaz. (8) Altıncı fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak şartıyla, uzlaşma görüşmelerinde sunulan deliller, dava ve icra takibi ile tahkimde ileri sürülebilir. (9) Uzlaşma görüşmelerinin Kurum merkez binasında yapılması esastır. Komisyon tarafından gerek görülmesi halinde görüşmenin başka yerde yapılması veya sesli ve görüntülü iletişim sistemlerinin kullanılması suretiyle uzaktan gerçekleştirilmesi kararlaştırılabilir. (10) Uzlaşma görüşmelerinde taraflarca uzman, bilirkişi ve tanık görüşünden faydalanılabilir. (11) Uzlaşma sağlanamaması halinde taraflarca sunulan bilgi ve belgeler karşılıklı olarak iade edilir. Karşı tarafça sunulmuş olan belgelerin varsa mevcut kopyaları imha edilir. (12) Uzlaşma sağlanması halinde taraflarca uzlaşmaya esas teşkil eden belge ve tutanakların gizlilik esaslarına riayet edilmek suretiyle en az 5 yıl boyunca saklanması zorunludur." düzenlemesi yer almaktadır. Böylece, madde hükmü ile; hangi belgelerin mahkeme veya tahkimde delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı belirtilerek gizlilik konusunun uzlaşmanın temel ilkelerinden olduğu ve tarafların iradelerine bağlı olduğu düzenlenmiştir. İptali istenilen 7. fıkrada toplantı tutanağına geçirilen ikrarların tarafları bağlayıcı olduğu belirtilmişse de, bu tutanaklar uzlaşma için hazırlanmış olduğundan, uzlaşma sağlanamaz ise mahkeme aşamasında bunların delil olarak kullanılamayacağı 6. fıkrada hükme bağlanmıştır. İlgili hükümle belirtilen şey; uzlaşma müzakereleri sırasında, ortaya konulan beyan ve belgelere delil olarak dayanmanın ve delil olarak dikkate alınmasının önüne geçilmiş ve uzlaşma görüşmelerinin baskıdan uzak yapılması amaçlanmıştır. Bu nedenle bu fıkra hükmünde de hukuk ilke ve kurallarına aykırılık görülmemiştir. Davacının iddia ettiği gibi maddenin 7. fıkrasının Yönetmelik içeriği ile çeliştiği iddiasına da itibar edilemez. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda karar verilmesinin uygun olacağı, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 37. maddesi ile 2813 sayılı Bilgi Teknojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanun'un 5. maddesine eklenen ek fıkrada, "Kurum, bu Kanun, 4/2/1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu, 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun, 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 13/1/2011 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1525 inci maddesi, 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve ilgili diğer kanunlardan veya bu Kanunlarla Kuruma verilen yetkiler çerçevesinde düzenlenen sözleşmelerden kaynaklanan, ödenmediği veya eksik ödendiği tespit edilen, idari para cezaları dâhil, alacaklarına (tahsiline aracılık ettiği alacaklar ile Hazine payına ilişkin cezai şart hariç) veya borçlarına ilişkin olarak karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilir, uzlaşma davetlerini kabul edebilir. İhtilafın tamamı ya da bir kısmı üzerinde uzlaşma sağlayabilir, buna göre maddi ve hukuki nedenlerle kamu menfaati görülmesi halinde, asıl alacak ve fer’ilerinden kısmen ya da tamamen vazgeçilebilir. Uzlaşma halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz ve hiçbir mercie şikâyette bulunulamaz. Uzlaşma tutanakları ilam hükmünde olup, uzlaşılan alacaklar, ilgisine göre ilamların icrasına dair genel hükümler çerçevesinde infaz olunur veya 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tahsil edilir. Uzlaşma hükümleri yerine getirilmediği takdirde alacak muaccel olur ve uzlaşmaya konu edilen hak veya alacaklar, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanan faizi ile birlikte takip ve tahsil edilir. Uzlaşmaya ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir." kuralına yer verilmiştir. 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "İdarî para cezalarının uygulanması ve tahsili" başlıklı 61. maddesinde, (1) Kurum tarafından verilen idarî para cezaları, 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabi olup, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde Kurum hesaplarına ödenir. Bu süre içerisinde ödenmeyen idarî para cezaları, Kurumun bildirimi üzerine ilgili vergi dairesince 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. (2) Tahsil olan idarî para cezalarının tamamı Kurum hesaplarına aktarılır." kuralı yer almaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Ödeme zamanı ve önce ödeme" başlıklı 37. maddesinde, "Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür. Amme borçlusu isterse borcunu belli zamanlardan önce ödiyebilir." kuralına yer verilmiştir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Ödeme ve kesinleşme " başlıklı 39. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğe göre verilen idari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde Kurum hesaplarına ödenir. Bu süre içerisinde ödenmeyen idarî para cezaları, Kurumun bildirimi üzerine ilgili vergi dairesince 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. (2) Tahsil olan idarî para cezalarının tamamı Kurum hesaplarına aktarılır. (3) İdari para cezasının tebliğini müteakip otuz gün içerisinde defaten ödenmesi halinde idari para cezasının ¼’ü oranında indirim yapılır. (4) Kuruma idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içerisinde para cezasının biri peşin olmak üzere dört eşit taksitte ödenmesi başvurusunda bulunulabilir. Kişinin borcunu taksitlendirme isteğinde bulunması halinde, idarî para cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve devam eden aylarda dört eşit taksit halinde ödenmesine Kurul başkanı tarafından karar verilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsiledilir. (5) Kurum tarafından uygulanan idari para cezalarının tahsilinde kesinleşme şartı aranmaz. (6) 6183 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde uygulanan idari para cezalarının tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin Kurum tarafından terkinine karar verilebilir. " kuralı yer almaktadır. 26/03/2021 tarih ve 31435 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Alacak ve Borçlarına İlişkin Uzlaşma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin "İlkeler" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Kurum tarafından yürütülen uzlaşma sürecinin her aşamasında aşağıdaki ilkeler göz önüne alınır: a) Kamu yararının gözetilmesi ve korunması. b) Uyuşmazlıkların dava ve icra yoluna başvurulmadan önce yahut dava ve icra aşamasında olsa dahi uzlaşma yolunun denenerek çözüme kavuşturulması. c) İhtilafın adil ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi. ç) Uzlaşma başvurusunun ilgililer için ayrım gözetmeksizin, tarafsız ve eşit şartlarda ulaşılabilir olması. d) Aksini gerektiren objektif nedenler bulunmadıkça, benzer koşullardaki uzlaşma taleplerinin aynı ölçütler çerçevesinde adil ve hızlı sonuçlandırılması. e) Uzlaşma sürecinin her aşamasında, elde edilen taraf verilerinin gizliliğinin ihlal edilmeyecek şekilde korunması"; "İdari uyuşmazlıklarda uzlaşma" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu; 5/4/1983 tarihli ve 2813 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanun, 4/2/1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu, 5/3/2020 tarihli ve 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu, 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1525 inci maddesi, 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve ilgili diğer kanunlar kapsamında doğan, tahsilat süresi içerisinde ödenmeyen veya kısmen ödenen idari para cezalarına karşı uzlaşma talebinde bulunulabilir. (2) Kurumun idari ücret, KMKP, telsiz ücreti ve birinci fıkrada sayılan Kanunlardan kaynaklanan ödenmeyen veya kısmen ödenen alacaklarına karşı yapılacak uzlaşma talepleri de bu madde kapsamında değerlendirilir. (3) Uzlaşma konusu ihtilafın tamamı ya da bir kısmı üzerinde uzlaşma sağlanabilir, buna göre maddi ve hukuki nedenlerle kamu menfaati görülmesi halinde, asıl alacak ve fer’ilerinden kısmen ya da tamamen vazgeçilebileceği gibi ödemenin ertelenmesi, taksitlendirme, takas veya mahsuplaşma da yapılabilir."; "İdari uyuşmazlıklarda uzlaşmanın usul ve esasları" başlıklı 8. maddesinde, ("1) Kurul Başkanının onayı ile ilgiliye uzlaşma davetinde bulunulabilir. Bu durumda; a) Anılan davet yazısında ihtilaf konusu husus açık ve anlaşılır bir şekilde belirtilir. b) Kurumun kabul edebileceği haklı nedenler ile mücbir sebep halleri hariç olmak üzere, karşı tarafın yedi gün içerisinde davete cevap vermesi gerekir. Bu süre içerisinde herhangi bir cevap verilmemesi uzlaşma davetinin kabul edilmediği anlamına gelir. c) Davetin kabulü halinde, davetin kabul edildiğine ilişkin olarak hazırlanan cevap yazısı Kuruma iletilir. Bu yazıda, ilgili adına uzlaşma görüşmelerine katılacak ve ihtilafı sonuçlandırmaya yetkili kişi/kişilerin isim ve irtibat bilgileri, yetki belgeleri ve imza sirkülerlerine/imza beyannamesine de yer verilmesi zorunludur. ç) Uzlaşma davetinin usul ve süreye uygun olarak kabulü halinde, Kurum nezdinde uzlaşma komisyonu oluşturulur. d) Kurumun belirleyeceği bir tarih ve gündemde, ilgili karşı taraf temsilcilerinin katılımıyla uzlaşma toplantısı düzenlenir. Uzlaşma görüşmelerinin belirlenen günde sonuçlandırılamaması veya daha ayrıntılı bir inceleme ya da araştırmanın yapılması gibi gerekliliklerin ortaya çıkması halinde ve usul ekonomisine uygun olarak taraflar, toplantıya aynı gün belirlenen zamanda veya sonradan belirlenerek muhataba bildirilecek başka bir günde devam edebilirler ve birden fazla toplantı yapabilirler. Makul gerekçelerle katılım sağlanamayacağının toplantı başlamadan önce bildirilmesi şartıyla toplantı, muhataba bildirilecek daha sonraki bir tarihe ertelenebilir. Mazeretsiz olarak toplantıya katılım sağlanmaması halinde uzlaşma gerçekleşmemiş sayılır. Mazeretsiz olarak toplantıya katılım sağlanmaması hususu uzlaşma komisyonu tarafından imzalanan bir tutanakla tespit olunur ve bu tutanak uzlaşma dosyasında saklanır. e) Uzlaşma görüşmeleri neticesinde görüşmelerin sona erdiğine dair toplantı sonuç tutanağı düzenlenir. Toplantı sonuç tutanağı ve uzlaşma komisyonu tarafından düzenlenen rapor yetkili makamın onayına sunulur. f) Yetkili makam tarafından alınan uzlaşma/uzlaşmamaya ilişkin karar karşı taraf yetkili kişi/kişileri ve Kurul Başkanı tarafından imzalanarak uzlaşma/uzlaşmama süreci tamamlanır. g) Uzlaşma başvurularının 30 gün içerisinde sonuçlandırılması zorunludur. Kurul tarafından karara bağlanması gereken durumlarda bu süre en fazla 15 gün uzatılabilir. Süresi içerisinde uzlaşma sonuçlandırılamazsa istek reddedilmiş sayılır. (2) Kurum tarafından verilen idari para cezalarının ödenmeyen veya kısmen ödenmiş olup da ödenmeyen tutarlarına ilişkin olarak ilgili tarafından uzlaşma konusu husus açık ve anlaşılır bir şekilde belirtilmek suretiyle Kuruma uzlaşma davetinde bulunulması durumunda; yetkili makamın uygun görmesi halinde ilgilinin uzlaşma daveti kabul edilebilir. Bu durumda; a) Mücbir sebep hükümleri hariç olmak üzere, ilgilinin davetine 7 gün içerisinde cevap verilmesi gerekir. Bu süre içerisinde herhangi bir cevap verilmemesi de uzlaşma davetinin kabul edilmediği anlamına gelir. b) Uzlaşma komisyonunun belirleyeceği tarih ve gündemde, ilgili karşı taraf temsilcilerinin katılımıyla uzlaşma toplantısı düzenlenir. İhtiyaç halinde ve usul ekonomisine uygun olarak taraflar birden fazla toplantı yapabilirler. Mazeretsiz olarak toplantıya katılım sağlanmaması halinde uzlaşma gerçekleşmemiş sayılır. c) Uzlaşma görüşmeleri neticesinde görüşmelerin sona erdiğine dair toplantı sonuç tutanağı düzenlenir. Toplantı sonuç tutanağı ve uzlaşma komisyonu tarafından düzenlenen rapor yetkili makamın onayına sunulur. ç) Yetkili makam tarafından alınan uzlaşma/uzlaşmamaya ilişkin karar karşı taraf yetkili kişi/kişileri ve Kurul Başkanı tarafından imzalanarak uzlaşma/uzlaşmama süreci tamamlanır. d) Uzlaşma başvurularının 30 gün içerisinde sonuçlandırılması zorunludur. Kurul tarafından karara bağlanması gereken durumlarda bu süre en fazla 15 gün uzatılabilir. Süresi içerisinde uzlaşma sonuçlandırılamazsa istek reddedilmiş sayılır. (3) Kurumun idari ücret, KMKP, telsiz ücretleri ve 7 nci maddenin birinci fıkrasındaki Kanunlardan kaynaklanan alacaklar için yapılan uzlaşma başvuruları da bu maddenin birinci fıkrasında yer alan hükümler çerçevesinde yürütülerek sonuçlandırılır."; "Uzlaşma görüşmelerinde temel ilkeler" başlıklı 12. maddesinde, (1) Uzlaşma yolu, Kurum ve karşı taraf için başvurulması zorunlu bir husus değildir. (2) İhtilafa ilişkin dava açılmış olması ve/veya icra takibi başlatılmış olması uzlaşma sürecine engel teşkil etmez. (3) Uzlaşma görüşmelerinde taraflar süreci devam ettirmek, süreci tamamlamak ve sonuçlandırmak hususunda serbesttirler. (4) Uzlaşma görüşmelerinin usul ekonomisine uygun olarak hızlı bir şekilde sonuçlandırılması esastır. (5) Aksi taraflar arasında kararlaştırılmadıkça uzlaşma görüşmelerinin gizliliği esastır. Uzlaşma görüşmelerinde taraflarca elde edilen bilgi ve belgeler ile diğer kayıtlar karşı tarafın rızası olmadan açıklanamaz. Görüşmeler esnasında fotoğraf çekilemez. Görüntü ve ses kaydı yapılamaz. (6) Uzlaşma komisyonunda görüşülen bir ihtilaf hakkında dava açılması halinde; a) Uzlaşma başvurusu ve uzlaşmaya davet yazısı, b) Uzlaşma komisyonunda uyuşmazlığın anlaşma ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler, c) Uzlaşma görüşmeleri esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü, ç) Sadece uzlaşma işlemleri dolayısıyla hazırlanan belgeler, mahkemede delil olarak ileri sürülemez ve bu hususlar hakkında uzlaşma görüşmelerine katılan kişilerin tanıklık yapmaları istenemez. Bu fıkradaki hüküm, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır. (7) Uzlaşma görüşmeleri sırasında yapılan ikrarlar toplantı sonuç tutanağına geçirilmediği sürece tarafları bağlamaz. (8) Altıncı fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak şartıyla, uzlaşma görüşmelerinde sunulan deliller, dava ve icra takibi ile tahkimde ileri sürülebilir. (9) Uzlaşma görüşmelerinin Kurum merkez binasında yapılması esastır. Komisyon tarafından gerek görülmesi halinde görüşmenin başka yerde yapılması veya sesli ve görüntülü iletişim sistemlerinin kullanılması suretiyle uzaktan gerçekleştirilmesi kararlaştırılabilir. (10) Uzlaşma görüşmelerinde taraflarca uzman, bilirkişi ve tanık görüşünden faydalanılabilir. (11) Uzlaşma sağlanamaması halinde taraflarca sunulan bilgi ve belgeler karşılıklı olarak iade edilir. Karşı tarafça sunulmuş olan belgelerin varsa mevcut kopyaları imha edilir. (12) Uzlaşma sağlanması halinde taraflarca uzlaşmaya esas teşkil eden belge ve tutanakların gizlilik esaslarına riayet edilmek suretiyle en az 5 yıl boyunca saklanması zorunludur." kuralları yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Alacak ve Borçlarına İlişkin Uzlaşma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tahsilat süresi içerisinde" ibaresi ile Geçici 1. maddesinde yer alan "tahsilat süreci içerisinde" ibaresinin incelenmesi; Anayasa'nın "Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş; "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde de, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş; "Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması" başlıklı 40. maddesine 4709 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen 2. fıkrada ise, devletin, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükmü yer almış; bu ek fıkranın gerekçesinde ise, bu fıkra ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama hürriyetinin korunması açısından zorunluluk haline geldiği ifade edilmiştir. İdari para cezalarına ilişkin tahsilat süresi tebliğ ile başlayıp, tebliğden itibaren 30 günlük ödeme süresini ifade etmektedir. Tahsilat süresi sonunda ödeme yapılmaması durumunda tahsilat işlemleri 6183 sayılı Kanun uyarınca ilgili vergi dairesince yapılmakta ve Kurum hesabına aktarılmaktadır. İdari yaptırımın tebliği tarihinden itibaren 60 günlük süre içersinde iptali istemiyle yetkili mahkemede dava açılabileceği gibi 30 gün içerisinde ödeme yapılarak 1/4 oranında peşin ödeme indiriminden yararlanılabilecek ya da 30 gün içinde dörtte birini peşin ödemek koşuluyla bir yıl içinde dört eşit taksitte ödeme kolaylığından yararlanılabilecektir. Davaya konu Yönetmelik düzenlemeleri incelendiğinde, idari para cezalarına karşı uzlaşma davetinin ancak tahsilat süresi olan idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 günlük sürenin geçmesinden sonra yapılabileceği, söz konusu davete yedi gün içerisinde cevap verilmesi gerektiği, bu süre içerisinde herhangi bir cevap verilmemesinin uzlaşma davetinin kabul edilmediği anlamına geldiği, 7 gün içerisinde uzlaşma davetinin kabul edilmesi halinde uzlaşma başvurusunun 30 gün içerisinde sonuçlandırılmasının zorunlu olduğu, Kurul tarafından karara bağlanması gereken durumlarda bu sürenin en fazla 15 gün uzatılabileceği, süresi içerisinde uzlaşma sonuçlandırılamazsa isteğin reddedilmiş sayılacağı ve uzlaşma davet yazısının diğer tarafa tebliği ile uyuşmazlık konusu hak ve alacağın tabi olduğu kanuni sürelerin işlemeye devam edeceği anlaşılmaktadır. Söz konusu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, ilgilinin uzlaşma davetini yapabileceği tarihten uzlaşmanın sonuçlanacağı/sonuçlanmış sayılacağı tarihe kadar geçecek toplam sürenin en fazla 52 gün olabileceği, 60 günlük dava açma süresinin ise durmayacağı görülmektedir. Bu durumda, Yönetmeliğin dava konusu 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tahsilat süresi içerisinde" ve Geçici 1. maddesinde yer alan "tahsilat süreci içerisinde" düzenlemeleri nedeniyle, uzlaşma davetinin yapılabileceği en erken tarihin, idari para cezasının ilgilisine tebliğ edildiği tarihten sonra işleyecek 30 günlük tahsilat süresinin sonu olduğu, idari para cezasına karşı uzlaşma yoluna bu 30 günlük süre sonunda başvuran ilgilinin uzlaşma başvurusunun en geç 52 gün içerisinde sonuçlandırılmış olacağı düşünüldüğünde, idari para cezasının tebliğinden itibaren işlemeye başlayacak olan 60 günlük dava açma süresini kaçıracağı kuşkusuzdur. Başka bir anlatımla, davaya konu Yönetmelik düzenlemeleri olmasa idi, ilgili, tahsilat süresini beklemeden kendisine tebliğ edilen idari para cezasına ilişkin olarak işlemin tebliğinden itibaren uzlaşma yoluna başvurabilecek, en geç 52 gün içinde kısmen veya tamamen uzlaşılamaması halinde bu cezaya karşı dava açmak için 8 günlük süreye daha sahip olacaktı. Davalı idare tarafından, uzlaşma yolunun ihtiyari bir yol olduğu, dava açıldıktan sonra da uzlaşma yoluna başvurulabileceği belirtilmekte ise de, ilgililerin uzlaşma yoluna başvurduğu ancak uzlaşamadığı uyuşmazlıkların daha sonra dava edilmek istenmesi halinde dava açma süresini kaçırmalarına neden olacak şekilde yapılan düzenlemenin hak arama hürriyetini kısıtlayıcı nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, Yönetmeliğin dava konusu 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tahsilat süresi içerisinde" ibaresi ile Geçici 1. maddesinde yer alan "tahsilat süreci içerisinde" ibaresinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. 2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Alacak ve Borçlarına İlişkin Uzlaşma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinin 7. fıkrasının incelenmesi; Yönetmeliğin tüm maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, uzlaşma görüşmelerinde gizliliğin esas olduğu, bu görüşmelerde elde edilen bilgi ve belgeler ile diğer kayıtların tarafların iradesi dışında açıklanamayacağı, uzlaşma görüşmesine konu olan bir ihtilaf hakkında dava açılması halinde, uzlaşma başvurusunun ve uzlaşmaya davet yazısının, taraflarca ileri sürülen görüşlerin, önerilerin veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulünün, uzlaşma işlemleri dolayısıyla hazırlanan belgelerin mahkemede delil olarak ileri sürülemeyeceği, bu hususlar hakkında uzlaşma görüşmelerine katılan kişinin tanıklık yapmasının istenemeyeceği, bu hükmün beyan ve belgenin şekline bakılmaksızın uygulanacağı düzenlenmiştir. İptali istenilen Yönetmeliğin 12. maddesinin 6. fıkrasında yapılan düzenlemede, toplantı tutanağına geçirilmeyen ikrarların tarafları bağlamayacağı belirtilmiş, davacı tarafından bu düzenlemenin uzlaşma görüşmeleri sırasında tutanağa geçirilen ikrarların tarafları bağlayacağı anlamına geldiği ve mahkemede delil olarak kullanılabileceği konusunda belirsizlik yarattığı ileri sürülmüş ise de, anılan düzenlemede uzlaşma sağlanamaması halinde mahkeme aşamasında uzlaşma sürecindeki ikrarların delil olarak kullanılamayacağının açıkça kurala bağlandığı, Yönetmeliğin genelinde de uzlaşma görüşmelerinde gizlilik ilkesinin esas olduğunun belirtildiği, anılan kuralın taraflar arasındaki uzlaşma görüşmelerini düzenlemeye yönelik olduğu, Yönetmeliğin diğer maddeleri ile çelişmediği ve üst hukuk normlarına aykırılık teşkil etmediği anlaşıldığından, Yönetmeliğin dava konusu 12. maddesinin 7. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Yönetmeliğin davaya konu 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tahsilat süresi içerisinde" ibaresinin ve Geçici 1. maddesinde yer alan "tahsilat süreci içerisinde" ibaresinin İPTALİNE, 2. Yönetmeliğin davaya konu 12. maddesinin 7. fıkrası yönünden ise davanın REDDİNE; 3. Dava kısmen ret, kısmen iptal kararı ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; kalan ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, fazladan yatırılan ...-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, ...TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; ...-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 17/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.