T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/569 KARAR NO : 2025/1630 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.10.2022 NUMARASI : 2020/505 Esas 2022/839 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 19.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.11.2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.10.20…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/569 KARAR NO : 2025/1630 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.10.2022 NUMARASI : 2020/505 Esas 2022/839 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 19.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.11.2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.10.2022 tarih 2020/505 Esas 2022/839 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 21.02.2019 tarihinde müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plakalı araçla, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, davalı ...'nın işleteni, davalı ...’in sürücüsü olduğu, ... plakalı aracın karışığı trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, kazanın oluşumunda davalı sürücünün asli kusurlu olarak tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonucunda 16.12.2019 tarihinde 16.087,12 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığını ileri sürerek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 10,00 TL geçici iş göremezlik, 10,00 TL sürekli iş göremezlik ve 10,00 TL tedavi gideri tazminatının davalı sigorta şirketinden kaza tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte; ayrıca 40.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 03.06.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, sürekli iş görmezlik tazminatı istemini 96.373,21 TL'ye, geçici iş görmezlik talebini 6.646,68 TL'ye, tedavi gideri talebini 550,00 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş vekili, davacının başvuru şartını yerine getirmediğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin poliçeden dolayı sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında, ölüm/sakatlık halinde azami 360.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacının, müvekkili sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu, başvuru neticesinde davacıya 16.12.2019 tarihinde 16.087,12 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi masraflarının tedavi gideri tazminatı kapsamına dahil olduğundan poliçe kapsamında olmadığını, davacı emniyet kemeri kullanmıyorsa müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz istemesinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, kazanın meydana gelmesinde araç sahibi olan müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının maluliyetinin geçici nitelikte olduğunu, manevi tazminat gerektirir bir hususun da bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun 19.02.2021 tarihli raporuna göre davacının iyileşme süresinin 4 ay, sürekli iş göremezlik oranının %10 olduğu, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen kusur oranına göre davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında tam kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, aktüerya raporuna göre, %10 artırım ve %10 iskonto esasına dayalı hesaplama yöntemi ve TRH-2010 yaşam tablosu yöntemi ile yapılan hesaplamalara göre davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 96.373,21 TL, geçici iş göremezlik zararının 8.352,28 TL olduğu, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri tazminatının 550,00 TL olduğu gerekçesiyle, maddi tazminat davasının kabulüne, 96.373,21 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.646,68 TL geçici iş göremezlik taminatı, 550,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 103.569,89 TL maddi tazminatın davalı ... A.Ş.'den temerrüt tarihi 16.12.2019 tarihinden, davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük olduğunu, aktüerya bilirkişi raporunda PMF 1931 yönteminin uygulanması gerektiğini, tanıkların dinlenmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davalı sigorta şirketince alınan 10.03.2021 ve 17.09.2021 tarihli uzman raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen 19.02.2021 tarihli raporda belirlenen maluliyet oranının yüksek olduğunu, yolda gerekli işaret ve uyarıcı levha bulunmamasından dolayı kanundan doğan görevlerinin ihmali dolayısıyla meydana gelen trafik kazalarında Karayolları Genel Müdürlüğü’nün de sorumlu olduğunu, gelen kazada araç sahibi olan müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kazanın navigasyonun yanlış yönlendirmesi ve yolun yeni yapılan bir yol olması, levha ve ışık olmaması neticesinde meydana geldiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili, müvekkili sigorta şirketince davacıya 16.12.2019 tarihinde 16.087,12 TL ödeme yapılarak davacının poliçe teminatı kapsamındaki tüm zararının karşılandığını, maluliyet oranına ilişkin itirazları gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketçe alınan 10.03.2021 ve 17.09.2021 tarihli uzman mütalaasında maluliyet oranının %4 olarak tespit edildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, aktüerya raporunda TRH 2010 tablosu ve %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararından SGK'nın sorumlu olduğunu, mahkemece, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takıp takmadığının tespit edilmediğini, davacının emniyet kemeri takmadığının tespiti halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda, ıslah edilen kısım için ıslah, diğer kısım için ise dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle bakiye geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin davanın kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 01.03.2021 tarihli raporda davalı ...'in sevk ve idaresindeki kamyon ile meskun mahal dışında alacakaranlık vakitte aydınlatmasız bölünmüş devlet karayoluna kurallara aykırı biçimde ters yönden girip seyretmekte iken ters yönde seyrettiğini fark ederek U dönüşü yapmak istediği ve bu amaçla karşı yönden yaklaşmakta olan kamyonete rağmen sola manevra yaptığı, bu haliyle seyir yolunu kapattığı karşı yönden nizami seyirle gelen kamyonet ile çarpışmasıyla meydana gelen olayda %100 oranında asli kusurlu olduğu, davacının ise kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş olup, belirlenen kusur oranlarının dosya kapsamına ve kaza tespit tutanağına uygun olduğu anlaşılmakla, davalı ..... Şti. Vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, kaza tespit tutanağından kaza sırasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı tespit edilemediğinden, bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar” başlıklı 111. maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin anlaşmaların iptali koşulu belirlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece bunun re'sen dikkate alınması gerekir. Davanın iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması halinde ise önceki ödeme tarihi verilerine göre hesap yapılıp fahiş bir fark olup olmadığı değerlendirilmeli; şayet ödenmesi gereken tazminatı ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark olduğu saptanırsa verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmelidir. Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödeme tarihi verileri ile yapılan hesaplamada davacının zararının karşılanmadığı anlaşılmakla davalı sigorta şirketi vekilinin bu istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. (Yargıtay 4. HD 20.12.2021 tarih ve 2021/20621 E. - 2021/10611 K. sayılı ilamı) Tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. Davacı vekilinin aktüerya hesabında PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. (Yargıtay 4. HD 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD 23.03.2021 tarih 2020/6173 E. - 2021/3121 K. Sayılı ilamları) 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesi'nin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. (Yargıtay 4. H.D 10.03.2022 tarih 2021/12001 E, 2022/4532 K ve 24.03.2022 tarih 2021/22793 E, 2022/5790 K sayılı kararları). Davalı sigorta vekilinin geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinin SGK'nın sorumluluğunda olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. Davalı ... A.Ş. vekilinin bu istinaf sebebi de yerinde değildir. (Yargıtay 4. H.D 22.06.2021 tarih 2021/3089E, 2021/3441K). İlk derece mahkemesince Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan 19.02.2021 tarihli Adli Sağlık Kurulu Raporunda,, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirme sonucunda davacının %10 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu ve iyileşme süresinin 4 ay olduğu tespit edilmiş olup, hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. Vekilinin maluliyet oranına ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Davanın HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığı dikkate alınarak, gerek dava dilekçesinde istenen kısım için, gerekse yargılama sırasında artırılan kısım için davalı sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde olup, davalı ... A.Ş. vekilinin bu istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmasına; mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelerin, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 8.782,61-TL'den peşin alınan 2.195,65-TL'nin mahsubu ile bakiye 6.586,96-TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 7.074,86-TL'den peşin alınan 1.769,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 5.305,86-TL harcın davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.