3. Hukuk Dairesi 2017/15764 E. , 2017/16352 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı ile 2003 yılında lokanta açtıklarını, ortaklığın …
**3. Hukuk Dairesi 2017/15764 E. , 2017/16352 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı ile 2003 yılında lokanta açtıklarını, ortaklığın 6 ay sürdüğünü, ortaklığa ait, SSK, maliye, elektrik, su vs giderlerin kendi adına kayıtlı olduğunu, 30/08/2003 tarihli protokole göre bu tarihten itibaren doğacak borçlardan davalının sorumlu olacağının belirlendiğini, ayrıca davalı tarafından imzalanan bononun arkasında da işyerinde doğacak borçların davalı tarafından ödeneceğinin belirtildiğini, ortaklık bozulunca ...’a gittiğini, aboneliklerin iptal edilmediğini, davalının bu süreçten sonra 4 yıl daha çalıştığını, davalının abonelik borçlarını ve SSK primlerini ödemediğini, kendisinin borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kaldığını belirterek; fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla; 18.128,91 TL’nin ödeme tarihlerinden yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; davanın zamanaşımına uğradığını, lokantanın ortaklaşa açılmadığını, davacının yanında işçi olarak çalıştığını, taraflar arasında yapılmış protokol bulunmadığını, 2006/10. aya kadar işçi olduğunu, işler kötü gitmeye başlayınca davacının işyerini kapatma kararı aldığını, işyerini devralmak için davacı ile görüştüğünü, mülkiyet sahibinin devre müsaade etmemesi üzerine davacı işyerinin kendi adına kalması karşılığında ileride doğacak borçlara karşılık 2006 yılının 10. ayında 6.000,00 TL bedelli senet aldığını, bir kaç gün sonra devirden vazgeçtiğini, senedi istediğinde bulunca vereceğini beyan ettiğini, işyerini kendi adına işletmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; taraflar arasındaki protokol başlıklı belgeye, belgenin fotokopi olması nedeniyle itibar edilmeyerek davanın reddi cihetine gidilmiş, hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2014/7722 esas 2014/9296 karar sayılı 10.06.2014 ilamıyla “Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (...md.190). Bu nedenle ispat külfeti öncelikle davacıdadır. Davacı ise hukuki ilişkinin değeri itibarıyla iddiasını ancak yazılı delil ile ispat edebilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.