2. Hukuk Dairesi 2006/4654 E. , 2006/10647 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle \* Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi anlamında eşlerin birlikte başvurması nazara alınarak karar verilmiş bul…
**2. Hukuk Dairesi 2006/4654 E. , 2006/10647 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle \* Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi anlamında eşlerin birlikte başvurması nazara alınarak karar verilmiş bulunmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna oyçokluğuyla karar verildi. 03.07.2006 pzt. KARŞI OY YAZISI Dava dosyasında eşlerin “birlikte başvurarak” boşanma isteminde bulundukları, anlaşmalı boşanmanın (TMK. m. 166 f. III) koşullarının oluşması sebebiyle hâkim tarafından “anlaşmalı boşanmaya” karar verildiği ve “davacının” davasından “feragat iradesini” içeren dilekçesi ile temyiz isteminde bulunduğu görülmektedir. Çekişme nedir?; Anlaşmalı boşanmaya ilişkin dava dilekçesinde ; -kadın: davacı sıfatıyla -koca: davalı ve karşılık davacı sıfatıyla yer almıştır. Görüldüğü üzere “birlikte başvuru” (TMK m. 166 f. III) sözkonusudur. Davacı eş olan kadının boşanma davasından feragati içeren temyiz istemine karşılık değerli çoğunluk tarafından sergilenen “Eşlerin birlikte başvurması nazara alınarak karar verilmiş bulunmasına” bu sebeple hükmün (feragate rağmen) onanması şeklindeki düşüncesine katılmıyorum. Anlaşmalı boşanma davasından feragat “iki bölümde” incelenebilir: A) Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi Hâlinde Anlaşmalı Boşanma Davasından Feragat Dairemdeki çoğunluk düşüncesine göre TMK m. 166 f. III hükmü anlamında “bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde” davadan ancak dava dilekçesinde “davacı” sıfatını kullanan eş davadan feragat edebilir. Buna karşılık anlaşmalı boşanmanın diğer tarafı olan eş davasından feragat edemez. Oysa bir anlaşmalı boşanma davasında davacı ya da davalı sıfatını kullanma “teknik anlamda” gerçek bir “davacı” ya da “davalı” kavramını ifade etmekten uzaktır.Taraflar böyle bir düşünceyi asla hedeflemedikleri gibi ikisinin boşanmak isteyen taraf olarak “aynı safta/tarafta” yer aldıkları kuşkusuzdur. Bu yüzdendir ki aynı safta yer alma olgusu kanunda “anlaşma” olarak ifade edilmiştir. Kanun koyucu ve taraflar anlaşmalı boşanma davasında bir “çekişmeli davayı” düşünmemişler/akıllarından dahi geçirmemişlerdir. Değerli çoğunluğun “Davadan ancak dava dilekçesinde ‘davacı’ sıfatını kullanan eş davadan feragat edebilir” şeklindeki düşüncesine aşağıdaki gerekçe ile katılmıyorum: