İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 25/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2025 Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/08/2025 tarihli ve 2025/... Esas sayılı ara kararı aleyhine davacı vekili tarafından aleyhe istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin 06/10/2020 tarihinde kurulan davalı şirketin %26.6 oranında ort…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2805 KARAR NO : 2025/2766 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/08/2025 NUMARASI : 2025/... Esas DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. .. DAVALI : ...TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Konakoğlu Mah. VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Fesih İstemli) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 25/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2025 Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/08/2025 tarihli ve 2025/... Esas sayılı ara kararı aleyhine davacı vekili tarafından aleyhe istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin 06/10/2020 tarihinde kurulan davalı şirketin %26.6 oranında ortağı olduğunu, diğer ortaklar ...'ın %26.6 ... ve ...'nun ise %23.4'er oranda pay sahibi olduklarını, 29/07/2025 tarihinde gerçekleştirilen yönetim kurulu toplantısında yönetim kurulu başkanı olan ...'ın müvekkilini para çalmakla suçlayarak küfür ve hakaret ettiğini, kendisine yumruk atarak fiili saldırıda bulunduğunu, bu olay nedeniyle soruşturma başlatıldığını, şirketin kötü yönetildiğini ve zarara uğratıldığını, keza şirket tarafından Milli Eğitim Bakanlığı ile Adana Valiliği aleyhine açılan ve Adana 3. İdare Mahkemesinin 2022/... E. Sayısına kayıtlı dava şirket lehine sonuçlanmasına rağmen, kararın gereğinin bugüne kadar yerine getirilmediğini ve gerekli girişimlerde bulunulmadığını, şirketin şüpheli alacaklarının tahsili için herhangi bir işlem yapılmadığını, şirkete ait araçların kişisel işlerde kullanıldığını, ayrıca şirketin ... plakalı aracının çok düşük bir bedelle ...'a satıldığını, şirket ana sözleşmesine aykırı hisse devrinin kabul edildiğini, şirkete tahsis edilen kredi kartlarından kişisel harcamalar yapıldığını, şirket ortaklarına ya da yakınlarına ait araçlar için akaryakıt alındığını, şirket çalışanı ... isimli kişiye haksız ödeme yapıldığını, rekabet yasağına aykırı yapıldığını, keza ...'ın eşi ...'ın rakip sürücü kurslarında usta öğretici olarak çalıştığını, şirkete ait banka hesaplarından usulsüz ödemeler yapıldığını, şirket ortaklarının akrabalarının şirket çalışanı olarak sigorta girişleri yapıldığını, kar payı dağıtımında hile olduğunu, ortaklar arasındaki anlaşmazlıkların ciddi boyuta ulaştığını, şirketin devamının imkansız hale geldiğini belirterek öncelikle şirketin daha fazla zarara uğratılmaması, ticari itibarının korunması, dava sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi amacı ile şirkete tedbiren ortaklar dışında şirket yönetiminde uzman serbest muhasebeci yeminli mali muşavirin yönetim kayyumu olarak atanmasına, davalı şirketi 6102 sayılı kanunda gösterilen şekillerde haklı nedenle fesih ve tasfiyesine; fesih ve tasfiye aşmasında davalı şirket ortaklarının her birinin şirkete getirdiği MTSK ruhsatlarının aynen dağıtılarak kalan şirket varlıklarından öncelikle borçların ödenmesi, kalan varlıktan tüm ortakların hissesi oranında nominal paylarının ödenmesine , bu talebin kabul görmemesi halinde öncelikle ortaklardan ...'ın şirket borçlarının ödenmesinden sonra hesaplanacak nominal payının ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına, bu talebimizin de uygun görülmemesi halinde müvekkil davacının tıpkı diğer ortaklar gibi davalı şirkete kazandırdığı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından il/ilçe kotasına tabi olarak verilen ... MTSK'ya ait 17/02/2010 açılma yazı tarihli ... açılma yazı sayılı 10/04/2021 ruhsat tarihli ... ruhsat sayılı sürücü kursu ruhsatının aynen verilmesi, akabinde bilirkişi raporu ile davalı şirkettin mal varlığının tespit edilerek ve borçları ödendikten sonra şirket unvan değeri de dahil olmak üzere müvekkili davacının çıkma payının hesaplanarak dava tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanacak en yüksek mevduat faiz ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkile ödenmesinin ardından ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... 6102 TTK'nın 630/2. ve 3. maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği belirtilmiştir. TTK'nun 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlere de uygulanması mümkün olan anonim şirketlere ilişkin, TTK'nun 371/3. maddesi gereğince; ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nun 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/... Esas 2021/... Karar sayılı ilamı). Şu halde, TTK’da sermaye şirketlerinde yönetime dışarıdan müdahaleye, yani şirkete mahkemece yönetim kayyımı atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmadığı gibi yukarıda açıklanan ve şirkete kayyım atanması imkanını getiren istisnai düzenlemelerde ve genel hükümlerde belirtilen şartların gerçekleştiği konusunda HMK.nun 390/3 maddesi kapsamında kanaat getirici delil ve belge ibraz edilmediği, limited şirketlerde müdürlerin atanmaları ve görevden alınmalarının genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olduğu, bu aşamada ve tedbiren müdürlerin görevden uzaklaştırılarak kayyım atanmasını gerektiren bir neden bulunmadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.... " şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK'da açık hüküm olmaması kayyum atanmasına engel olmadığını, tüzel kişiliğin organlarının işlevsiz kalması veya yönetimin başka yolla sağlanmaması halinde mahkeme kayyum atayabileceğini, mahkemenin gerekçesinin yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, kayyım için sadece organ boşluğu değil kötü yönetim de yeterli olduğunu, dosyada kötü yönetim ve kriz açıkça olduğunu, şirketin fiilen durma noktasında olduğunu genel kurul gerekçesininde hukuka aykırı olduğunu iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, limited şirketin feshi ve tasfiyesi, çıkma payı alacağı istemine ilişkin olup, istinafa konu uyuşmazlık ise, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara kararın kaldırılması talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Geçici hukuki koruma türlerinden olan İhtiyati Tedbir, 6100 sayılı HMK'nın 389 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları, 390. maddesinde ihtiyati tedbir talebi, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usule yer verilmiştir. HMK'nın 389. maddesine göre ihtiyati tedbirin şartları; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğmasından endişe edilmesi" olarak açıklanmıştır. Ayrıca tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği belirtilmiştir. Yine aynı Yasa'nın 390/3. maddesinde haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi zorunluluğu koşulu aranmıştır. Somut olayda, davacılar tarafından, davalı şirketin kötü yönetildiği ve zarara uğratıldığı, şirket ortaklarından ...'ın eşinin rakip durumdaki başka şirkette çalıştığı, bu durum yönetim kurulu toplantısında müvekkili tarafından gündeme getirildiği halde sessiz kalındığı, böylece rekabet yasağının ihlal edildiği, şirketin günlük gelirlerinin aktarıldığı hesapların yönetimini elinde bulunduran şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı İlhami Kırık'ın şirket hesaplarındaki paranın bir kısmını şahsi hesabına aktardığı ve nakdin bir kısmını uhdesinde tuttuğu, çalışanların maaş hesaplarının bulunduğu bankaların verdiği promosyonların çalışanlara dağıtılmadan şirket hesabına geçirildiğinin tespit edildiği, kar payı dağıtımında hile yapıldığı, davadışı şirket ortağı ile yönetim kurul başkanı arasında hakaret, tehdit ve silahlı eyleme evrilen olaylar yaşandığı, bu sebeplerle şirket ortakları arasında güvensizlik oluştuğu ileri sürülerek davalı şirketin feshi ve tasfiyesi ile çıkma payı alacağına, şirkete tedbiren ortaklar dışında yönetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de, şirketlerin seçilmiş organları eliyle idaresi asıl olup, bir şirkete kayyum atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerektiği, somut olayda, davalı şirkette yönetim organı boşluğu olduğuna ilişkin bir iddia bulunmadığı gibi mevcut delil durumu dikkate alındığında, HMK'nun 389. maddesi anlamında davalı şirkete kayyum atanmasını gerektirir bir durumun varlığının HMK'nın 390/3 maddesi kapsamında yaklaşık ispat ölçüsünde ispat edilemediği, bu nedenle ilk derece mahkemesince, davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin tedbir talebinin istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi'nce ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak alındığından BU KONUDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 25/12/2025 tarihinde karar verildi. ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır