(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/5540 E. , 2009/7887 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsiz
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/5540 E. , 2009/7887 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.60 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 9.6.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, kanuna, ahlaka, kamu düzenine aykırı olarak ve müzayaka halinde imzalanan sözleşmeden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Anayasanın 17.maddesinde; “herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” hükmünü amir olup, Devletin temel amaç ve görevlerinden birisi ise; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak, vatandaşının sağlığını güvence altına almaktır. Türk Ceza Kanununun 83/3 maddesinde; belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişinin cezalandırılacağı açıklanmıştır. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi kenar başlıklı 98.maddesinde ise; yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişinin cezalandırılacağı, yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda ise, cezanın artırılacağı düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 12.maddesi, ... Bakanlığının görev ve yetkilerini sıralamış olup bu maddenin 4.fıkrasında; “Üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel ... kurum ve kuruluşları, acil olarak kendilerine getirilen trafik kazası geçirmiş kişilere ... Bakanlığı tarifesini uygulamak suretiyle, vermiş oldukları hizmetlerin bedelinin tamamını yükümlü sigorta şirketinden tahsil ederler” denilerek trafik kazası geçirmiş kişilere verilmiş olan hizmetlerin bedelinin tamamının yükümlü sigorta şirketlerinden tahsil edileceğini belirtmiş, meydana gelen trafik kazaları nedeniyle oluşan tedavi giderlerinin karşılanabilmesi için de ... Bakanlığı Karayolları Trafik Döner Sermaye İşletmesi kurulmuştur. ... Bakanlığı Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletmesi YönetmeliğinIn içeriğine göre; trafik kazazedeleri her ne şart altında olursa olsun kaza yerine en yakın, acil ... hizmeti vermeye yetkili kamu yada özel kuruluşa kaldırılır. Kendisine her türlü tıbbı müdahale, teşhis, tedavi işlemleri uygulanır. Tüm bu ... hizmetleri için trafik kazazedesinden herhangi bir ücret talep edilemez. Yapılan tüm giderler ise döner sermaye işletmesi tarafından, ilgili sigorta şirketi ya da fondan tahsil edilmesi gerekmektedir. Karayolları Trafik ... Sigortası Hesabı Yönetmeliğinin 8.maddesinde de hangi zarar ve giderlerin karşılanacağı belirtilmiştir. Davaya konu olayda davacı; meydana gelen trafik kazasında bir kişinin yaralandığını ve yardıma ihtiyacı olduğunu fark etmesi üzerine, bir insanlık görevi ve aynı zamanda Türk Ceza Kanunun 83. Ve 98. maddeleri anlamında yasal yükümlülüğünü yerine getirmek için bu kişiye yardım etmek istemiştir. Tedavisinin gerçekleştirilmesi için hemen en yakında buluna davalı hastaneye götürmüştür. Ne var ki, hastanece, bu yaralıya bakılıp, herhangi bir belge aranmaksızın ilk müdahale ve tedavisinin gerçekleştirilmesi gerekmesine ve bununla yasal olarak yükümlü bulunmalarına rağmen, hastane görevlilerince davacıya yaralının tedavisine başlanabilmesi için bir taahhütname imzalanması gerektiği, aksi takdirde tedavisine başlanmayacağı bildirilmiştir. Yaralıyı hiç tanımayan, herhangi bir yakınlığı ve akrabalığı bulunmayan davacı insani ve yasal bir görevin ifası cümlesinden olmak üzere, bu sözleşmeye imzasını atmıştır. Somut olayın özelliğinden açıkça anlaşılacağı üzere, olayda davacının serbest iradesi ile oluşturduğu bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacının olayda bir sözleşme yapma iradesi de bulunmamaktadır. Hastanenin yaralıyı kabul etmemesi ve tedavisine başlamaması yukarıda sözü edilen TCK'nun 83.maddesi anlamında bir suçtur. Ancak davacı, hastanenin tedaviye başlanabilmesi için imzalanmasını şart koştuğu taahhütnameyi, zor durum altında ve mevcut durumun üzerinde oluşturduğu baskıdan dolayı makul bir yararı olmaksızın imzalamak zorunda kalmıştır. Öte yandan, Borçlar Kanununun 29-30. Maddeleri uyarınca bir kimse ikrah(korkutma) olmasaydı o sözleşmeyi yapmayacak idiyse ve bu husus kanıtlanırsa o sözleşmeyle bağlı sayılmaz. İkrahın var sayılabilmesi için de sözleşmeye taraf olan veya onun yakınının zarar uğratılacağı, hayat veya kişilik veya namusuna derhal bir zarar verileceği endişesini taşıması ve bu şekilde sağlanan yararın orantısız ve aşırı olması gerekir. Davacı, yaralı kişinin ölebileceği endişesi ve baskısı altında imzalanmaya zorlandığı taahhütnameyi imzalamıştır. Hal böyle olunca yasal ve insani bir görevin gereği olarak yapması gerekli bir işi yaparken, sözleşme yapma iradesi olmadan ve mevcut durumun iradesi üzerinde oluşturduğu baskı altında imzaladığı taahhütnamenin bir geçerliliği bulunmadığı inancı ile sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.