Başvuru, boşanma sürecinde geçici velayetin verilmemesi, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, boşanma sürecinde geçici velayetin verilmemesi, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucuya karşı, Karşıyaka Aile Mahkemesinde 26/2/2016 tarihinde açılan boşanma davasının 23/2/2017 tarihinde feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, anılan karar istinaf edilmeksizin 11/9/2018 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucuya karşı 18/9/2018 tarihinde yeniden boşanma davası açılmış, bu davada velayet, iştirak ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talep edilmiştir. Başvurucu; cevap ve ikinci cevap dilekçesinde evlilik birliği içinde annenin müşterek çocuğa ilgisiz davrandığını, çocuğun bakım ve gözetiminin çoğunlukla babaannesi tarafından sağlandığını, annenin daha önce Karşıyaka Aile Mahkemesinde görülen boşanma davası sırasında mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki günlerine uymadığını, çocuğu kendisine göstermediğini, çocuğu babasından soğutmaya çalışır bir tutum sergilediğini beyan etmiştir. Başvurucu bunun yanında, karşı tarafın çocuğu büyüdüğü ve alıştığı ortamdan kopararak Almanya'ya götürebileceğini ileri sürmek suretiyle müşterek çocuğun velayetinin kendisine verilmesini, kabul edilmemesi hâlinde ise yatılı olacak şekilde kişisel ilişkinin düzenlenmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca Almanya'da doğup büyüyen eşinin Alman vatandaşlığının olduğunu, müşterek çocuğu yurt dışına kaçırma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürmüş, bu hususta bir tedbir kararı verilmesini mahkemeden istemiştir. 18/2/2019 tarihli sosyal inceleme raporunda; davalı tarafça dosyaya sunulan çocuğun eğitim gördüğü okuldan alınmış belgeye göre 4/12/2018 ile 18/1/2019 tarihleri arasında çocuğun kesintisiz olarak otuz üç gün süreyle okula gitmediği, bu hususun birinci sınıf öğrencisi olan çocuğun okuma yazmada güçlük yaşamasına neden olabileceği ve okula karşı soğumasına yol açarak eğitim hayatını olumsuz etkileyebileceği belirtilmiştir. Raporda ayrıca çocuğun üstün yararı ilkesi ile çelişir görünen bu durumun velayetin kötüye kullanılması teşkil edip etmediği hususunda takdirin mahkemeye ait bulunduğu, babanın çocuğun bakım ve gözetimini sağlayabilecek yetkinlikte olduğu ancak anne ile görüşme sağlanamadığından velayet hususunda kesin bir görüş açıklanamayacağı belirtilmiştir. Mahkeme 7/3/2019 tarihli ilk duruşmada çocuğun eğitim durumu ve nerede olduğu ile ilgili yazılı açıklamada bulunması için davacı annenin vekiline iki hafta kesin süre vermiştir. Davacı anne vekili 15/3/2019 tarihinde Mahkemeye sunduğu dilekçe ile çocuğun annesiyle birlikte Almanya'ya yerleştiğini ve okula başladığını bildirmiştir. Mahkeme 9/5/2019 tarihli ikinci duruşmada okula başladığı bildirilen çocuğun tatil zamanlarının da bildirilmesi için davacı annenin vekiline iki haftalık kesin süre vermiş, geçici velayet ve kişisel ilişki hususlarında ara kararı gereği yerine getirildikten sonra değerlendirme yapılacağını belirtmiştir. Davacı anne vekili 15/5/2019 tarihli dilekçesi ile çocuğun Alman eğitim sistemine göre tatil günlerinin 30/9/2019-11/10/2019 ve 22/7/2019-2/8/2019 tarihleri arasında ikişer haftalık dönemlerden oluştuğunu belirtmiştir. Mahkeme 22/5/2019 tarihli ara kararı ile geçici velayetin anneye verilmesine, baba ile 22/7/2019-2/8/2019 ve 30/9/2019-11/10/2019 tarihleri arasında bir defaya mahsus olacak şekilde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Başvurucu baba 4/7/2018 tarihli duruşmada yatılı kişisel ilişki kurulmasını talep etmiş, Mahkemece kişisel ilişkide değişiklik yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu 8/10/2019 tarihli dördüncü duruşmada Almanya'ya kaçırılması nedeniyle çocuğunu göremediğinden geçici velayetin kendisine verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak çocuğun yurt dışına çıkışının engellenmesine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu 23/6/2020 tarihli duruşmada çocukla hafta sonları kişisel ilişki kurma talebinde bulunmuş, mahkemece yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak kişisel ilişki kurulması konusunda değişiklik yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu 20/4/2021 tarihli duruşmada kişisel ilişkinin değiştirilmesi talebinde bulunmuş, mahkeme kişisel ilişkinin şimdilik değiştirilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu bu duruşmadan sonra 28/4/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkeme 9/12/2021 tarihli on dördüncü ve son duruşmada davanın reddine karar vermiştir. 5/1/2022 tarihinde davacı vekilince İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf talebinde bulunulmuş olup istinaf incelemesi devam etmektedir. Davacı anne vekilinin 15/3/2019 tarihinde Mahkemeye sunduğu dilekçesi ve ekli belgeden çocuğun annesiyle birlikte Almanya'da yaşadığı ve okuluna devam ettiği anlaşılmaktadır. Bireysel başvuru tarihinden sonra kişisel ilişki hususunda verilen yeni bir karar olmadığı görülmektedir.