6. Hukuk Dairesi 2024/1183 E. , 2024/1015 K. MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/373 E., 2021/594 K. HÜKÜM/KARAR : Ret-Kabul Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, bedel iadesi talebinin kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden ya…
**6. Hukuk Dairesi 2024/1183 E. , 2024/1015 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/373 E., 2021/594 K. HÜKÜM/KARAR : Ret-Kabul Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, bedel iadesi talebinin kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesince özetle; davacı ile davalı ... arasında bodrum kat 1 no.lu bağımsız bölüm hakkında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığı, davalıya satış bedelinin peşin olarak ödendiğini, davalının söz konusu daireyi davalıya teslim ettiğini, ancak inşaat bitim tarihinden itibaren 4 yıla yakın zaman geçtiği halde davacının tüm sözlü taleplerine rağmen müteahhidin bugüne kadar satışını vaad ettiği dairenin ya da arsa hissesinin kat tapu ferağ ve takririni vermediğini, bu nedenle müteahhit ile arsa sahibinin yapılan sözleşmeye istinaden birlikte sorumlu olduklarını, söz konusu dairenin tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde satışı vaad edilen dairenin dava tarihindeki değerinin faiziyle birlikte davalı müteahhitten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılara usulüne uygun tebligatın yapıldığı, duruşmalara katılmadıkları gibi herhangi bir yazılı beyanda da bulunmadığı görülmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2015 tarihli 2009/896 Esas 2015/238 Karar sayılı kararıyla; tescil talebinin reddine, tespit edilen 65.000,00 TL rayiç bedelin yükleniciden tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2015 tarihli 2009/896 Esas 2015/238 Karar sayılı kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 14.Hukuk Dairesi 14.03.2018 tarihli 2015/15713 Esas 2018/1952 Karar sayılı ilamında; gerekçeli karar ile hüküm sonucunun çelişkili olması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; belediye kayıtları uyarınca taşınmazın imara aykırı olduğu, hakkında yıkım kararı olduğu, aykırılıkların düzeltilmesine ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığı gözetilerek davacının tapu iptal tescil talebinin reddine, davacının davalı ... ... ile imzaladıkları geçerli sözleşme uyarınca davacı adına tapu kaydının tecili mümkün olmadığından rayiç bedel talebinin haklı olduğu, taşınmazın rayiç bedeli 65.000,00 TL olarak tespit edildiği, davacının bedel iadesi talebinin kabulü ile 65.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bina her ne kadar projeye aykırı inşa edilmiş ise de, davalıların bu durumu kabul ettiklerini, bina yapılırken buna göz yumduklarını ve kendilerine kalan daireleri arsa hissesi şeklinde tapuda devir yapmak suretiyle sattıklarını ve müteahhidin yaptığı inşaattan bu şekilde kazanç elde ettiklerini, binanın yıkımını da talep etmediklerini, satış vaadi sözleşmesinin feshi talebiyle davanın açıldığını ve sözleşmenin feshine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın kendilerince temyiz edildiğini, henüz kesinleşmediğini, dolayısıyla tüm davalıların tapu iptali ve tescil talebiyle ilgili sorumlu olduğunu, sözleşmenin feshi kararı verildikten sonra arsa hissedarlarının kendileri ile irtibata geçerek bu davanın açıldıklarından haberdar olmadıklarını ve müteahhitten daire satın alan davacı gibi hak sahiplerine arsa hisse devri yapacaklarını beyan ettiklerini, arsa sahiplerinin yüklenici ile konuşmak istediğini, ancak bu görüşmeden sonra kendilerine dönüş yapılmadığını, tüm bu hususların arsa sahipleri ile müteahhitin muvazaalı olarak aralarında anlaşmak suretiyle davacıyı ve diğer müteahhitten gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle daire satın alan hak sahiplerini mağdur ettiklerini ispatladığını, mahkemenin tapu iptal ve tescil talebini bu nedenlerle reddinin hatalı olduğunu, bedel iadesi talebinin kabulü ile 65.000,00 TL'nin iadesine karar verilmiş ise de bu bedelin yargılama boyunca aradan geçen süre göz önünde bulundurulduğunda son derece düşük kaldığını, adalete ve hakkaniyete aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle kararın bozulmasını talep etmişlerdir. 2. Bir kısım davalı arsa sahipleri vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin ilk ret kararının aksine bozmadan sonraki ikinci kararında sehven herhangi bir karşıt gerekçe gösterilmeden davalı arsa sahipleri için de davanın kabulüne karar verildiğini, hükmün bozularak müvekkilleri yönünden davanın reddi kararı verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temliken tescil, mümkün değilse taşınmazın dava tarihindeki değerinin faiziyle tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi, 437 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355-370 2. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı arsa sahiplerinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı arsa sahiplerinin bir kısım temyiz itirazlarının incelenmesi neticesinde; davacı vekili dava dilekçesinde terditli talepte bulunarak tapu iptali ve tescil mümkün değilse bedelin yükleniciden tahsili isteminde bulunmasına rağmen HMK m.26 uyarınca taleple bağlılık ilkesi aşılarak terditli talep olan bedelin, yüklenici ve arsa sahiplerinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin de arsa sahiplerine yükletilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de yüklenici ile davacı arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanan tazminatın arsa sahiplerinden tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hüküm bozulmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı arsa sahipleri vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. (2) no.lu paragraflarda açıklanan nedenlerle, davalı arsa sahipleri vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.