4. Hukuk Dairesi 2023/10023 E. , 2023/14108 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/159 E. 2020/89 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki hayat sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vek
**4. Hukuk Dairesi 2023/10023 E. , 2023/14108 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/159 E. 2020/89 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki hayat sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacıların mirasbırakanı ...'ın Trabzon İş Bankası Merkez Şubesi'nden kullandığı kredi sonucunda kendisine davalı şirket tarafından hayat sigortası yapıldığını, miras bırakan ...'ın 07.07.2010 tarihinde vefat ettiğini, davacılar tarafından davalıya yapılan müracaatın reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sigorta teminat miktarı olan 105.000,00 TL tazminatın hayat sigorta sözleşmesine dayalı olarak davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; ölenin sigorta sözleşmesinden önce var olan hastalığının ölümüne neden olduğunu, kredi borcunun tamamının kapatılmamış olmasından dolayı davacıların alacak hakkının olmadığını, ölenin kalp hastası olduğunu poliçe ile davalı şirkete bildirmediğini, bu şekilde ihbar yükümlülüğüne uymadığını, bu nedenle davalı sigorta şirketinin cayma hakkının bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.12.2012 tarih ve 2010/248 esas, 2012/282 karar sayılı kararı ile sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerektiği de nazara alındığında davacının davasının aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 26.12.2018 tarihli, 2018/2990 esas ve 2018/12802 karar sayılı kararı ile "Dava, hayat sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, sigorta poliçelerinin dava dışı banka tarafından açılan kredilere teminat olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, kredi borcu ödenmemiş ise sigorta bedelini talep hakkı öncelikle dava dışı bankaya ait olup, ancak artan kısım varsa davacıların bunu istemesi mümkündür. Dain ve mürtekin Banka sigorta bedelinin kendisine ödenmesi kaydı ile muvafakatlerinin olduğunu beyan etmiş, karar tarihinden sonra da konut kredisinin tamamının davacılar tarafından ödendiği dosyaya bildirilmiştir. Konut kredisinin davacılar tarafından tamamının ödenmesi sebebi ile davacıların iş bu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğu gözetilerek mahkemece davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda doktor bilirkişi ve hesap uzmanı bilirkişiden alınan 09.09.2019 tarihli heyet raporu da dikkate alınarak, davacıların murisinin ölümü ile sağlık beyanı tarihindeki sağlık durumu arasında illiyet bağı kurulabilmesi için herhangi bir somut veri olmadığı, sağlık beyan formunda sadece son kısımda imzası olup beyan kısmı boş olduğundan davacıların davalarında ve alacağın ticari faizi ile tahsili taleplerinde haklı oldukları, rizikonun yani davacılar murisinin ölümünün 07.07.2010 tarihinde gerçekleştiği, dosya arasına alınan dava konusu kredi ödeme planından anlaşıldığı üzere riziko tarihinden bir önceki vade tarihinin 20.06.2010 (8. taksit) olduğu ve bu vade tarihi itibariyle bakiye anapara tutarının 94.022,99 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 94.022,99 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla kısım yönünden ise reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ölüm belgesi dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ölenin sigorta poliçesi tarihinden önce de kalp hastası olduğunun ölüm belgesinde sabit olduğunu, hükme esas alınan heyet bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, raporda matbu olarak sağlık beyanı alındığı şeklindeki değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu, davalının sigortalı murise karşı tüm bilgilendirmeyi yaptığını, ticari faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hayat sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 maddesi atfı ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435 1436, 1439 ve 1440 ıncı maddeleri, Hayat Sigortaları Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1363 üncü maddesi ile (6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1435 inci vd maddeleri) sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir. Sigorta hukukuna ilişkin genel düzenleme mahiyetinde olan bu hüküm, hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Gerek 6762 sayılı TTK'nin 1363 üncü maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, 6762 sayılı Kanunun 1363 ila 1367 inci maddelerinde (6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrası) düzenlenmiş; beyan yükümlülüğüne uymamanın kasten ya da ihmalle olması şeklinde ikili bir ayrım yapılmıştır. Bu bilgiler ışığında somut olayın incelenmesinde; davacılar murisinin kullanmış olduğu tüketici kredisi nedeniyle 211-5479036 numaralı tüketici kredisi hayat sözleşmesinin davalı tarafından düzenlendiği, sigortanın başlangıç tarihinin 28.10.2009, bitiş tarihinin ise 28.10.2014 tarihi olduğu, sigortalının poliçenin yürürlük süresi içerisinde 07.07.2010 tarihinde vefat ettiği, hayat sigortası poliçesine göre rizikonun gerçekleştiği tarihte geçerli olan teminat tutarının, kredi sözleşmesinde ödeme planı uyarınca rizikodan önceki son vadede mevcut olması gereken bakiye anapara borcu tutarına eşit olduğu, bu miktarın da 94.022,99 TL olduğu, murisin ölüm belgesinde kişinin ölümünün myokard enfarktüsü (MI) nedeniyle gerçekleşmiş olduğu, sigorta başlangıç tarihinden geriye doğru murisin tedavi evraklarının incelenmesinde, murisin ölüm nedeni olan söz konusu kalp damar hastalığı tanısının poliçe tarihi olan 28.10.2009 tarihinden önce (2005 yılında) konulmuş olduğu, murise 2005 yılında kronik iskemik kalp hastalığı ve hipertansiyon hastalığının kesin tanı olarak konulduğu, bu tarihten bu yana da tedavi gördüğü, son olarak 18.06.2009 tarihinde 4 gündür bir an olup geçen göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurduğu, bu tarihten 6 ay önce de anjio operasyonu geçirdiği, dolayısıyla murisin hastalığının sözleşmenin yapılmasından önce ve sözleşme yapıldığı sırada mevcut olduğu ve ölüm sebebi ile önceden beyan edilmeyen rahatsızlık arasında illiyet bağının bulunduğu anlaşılmıştır. Şu halde; murisin sözleşme tarihi öncesinde kronik iskemik kalp hastalığı öyküsü olduğu ve tedavisinin devam ettiği anlaşılmakla, 6762 sayılı Ticaret Kanunu'nun 1363 ve devamı maddeleri gereğince, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bu durumu bildirmekle yükümlüdür. Uyuşmazlık; sigortalının beyan yükümlülüğünü kasten mi, ihmalle mi yerine getirmediği, sigortacının da poliçe tanzimi sırasında üzerine düşen yükümlülük bulup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Sigorta sözleşmesi imzalanırken sigortalının sağlık beyanı kısmında yer alan “Kalp hastalıkları, kanser, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, felç, beyin, damar hastalıkları, sinir sistemi hastalığı veya benzeri yaşamsal risk taşıyan herhangi bir hastalığınız bulunuyor mu? Bu tür hastalıklarla ilgili olarak ameliyat oldunuz mu veya yatarak tedavi gördünüz mü?” sorusunun altında "EVET" ve "HAYIR" olarak iki seçenek bulunduğu, her iki seçeneğin de işaretlenmeyerek boş bırakıldığı, "Hayat sigortası Genel Şartları ile sigorta özel şartlarını okuduğumu, verdiğim bilgilerin doğru olduğunu kabul ederim" kısmı ile "Sağlık beyanı ile ilgili yukarıda verdiğim bilgilerin tamamı doğrudur. Cevap vermemiş olmam halinde tam sağlıklı olduğum kabul edilerek poliçe düzenleneceğini, açıkça bildirmiş olmadığım bir sağlık sorunum saptanırsa iş bu poliçeden herhangi bir tazminat ödemesi yapılmayacağını bildiğimi kabul, beyan ve taahhüt ederim" kısmının ise muris tarafından el yazısı ile imzalandığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, sigortalı muris tarafından yapılan değerlendirmede, sağlık beyanı kısmındaki sorunun boş bırakılarak ölüme neden olan hastalığın sigortacıya bildirilmemiş olduğu, sigortacı tarafından yapılan değerlendirmede ise, kredi kullandıran banka şubesinin aynı zamanda poliçeyi tanzim eden banka şubesi olduğu, poliçenin tanzimi sırasında basiretli bir tacir gibi davranarak sigortalıya bu hususlarda gerekli soruları yöneltip, cevaplarını alması gerekirken basiretli bir tacir gibi davranmayarak sigortalıya gerekli soruları yöneltip cevabını almayan davalının, sigortalının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek bu durumdan lehine sonuç çıkarmasının kabul edilemeyeceği açıktır. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; murisin sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğünü ihmal suretiyle ihlal ettiği; sigortacının da somut olayın özelliğine göre (sağlık beyanında yer alan "EVET" ve "HAYIR" kutucuklarının boş bırakılmış olması) basiretli tacir olarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmekte ihmali olduğu birlikte değerlendirildiğinde, açılan davada, 6762 sayılı Ticaret Kanununun 1363 ve devamı maddeleri gereği sigortalı murisin ihmal suretiyle beyan yükümlülüğüne uymama hali ile tazminattan indirim gerektiği hususları üzerinde durulmadan, eksik inceleme ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2.Bozma nedenine ve şekline göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.