2. Ceza Dairesi 2024/9628 E. , 2024/15928 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU-TAHLİYE MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/229 E., 2024/292 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz ede
**2. Ceza Dairesi 2024/9628 E. , 2024/15928 K.** **"İçtihat Metni"** TUTUKLU-TAHLİYE MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/229 E., 2024/292 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve sanık müdafiinin temyiz isteminin sağın suç tarihi itibarıyla işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarının azalıp azalmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden rapor alınmadan hüküm kurulmasına, teşdit gerekçesinin soyut ve genel geçer ifadelere dayanmasına, somut delil bulunmamasına rağmen sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak ; 1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2013 tarihli, 2012/9-1450 Esas ve 2013/232 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1. maddesinin "Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde, aynı Kanunun 153/1 maddesinin "İbadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlendiği, mala zarar verme suçunun gerçekleşebilmesi için failin, başkasına ait taşınır veya taşınmaz bir mala, aynı Kanunun 151. maddesinin 1. fıkrasında sayılan seçimlik hareketlerden herhangi biriyle zarar vermiş olması gerekmektedir. Seçimlik hareketler maddede; “Kısmen veya tamamen yıkmak, tahrip etmek, yok etmek, bozmak, kullanılamaz hâle getirmek veya kirletmek” şeklinde belirtilmiştir. Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğünde yıkmak fiili, “Kurulu bir şeyi parçalayarak dağıtmak, bozmak, tahrip etmek”; bozmak fiili ise “Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek” şeklinde tanımlanmıştır. Yıkmak fiili yalnızca taşınmazlar için söz konusu olabilir. Kanun’unda yıkmanın, kısmen veya tamamen olması arasında fark öngörülmediğinden, binanın bir duvarının yıkılması örneğinde olduğu gibi suçun oluşumu için taşınmazın belli bir kısmına zarar verilmesi yeterlidir. Bozmak ise malın kullanım amacına uygun tasarrufunu kısmen veya tamamen ortadan kaldıran ya da güçleştiren bir müdahale olup, süreklilik taşıması gerekli değildir. Geçici olarak malın kullanılamaması da mala zarar verme suçunu oluşturur. Aracın motor aksamının sökülerek, çalışamaz duruma getirilmesi hâli bu fiile örnek olarak gösterilebilir. Yıkmak ve bozmak fiileri, aynı zamanda tahrip etmek fiilini de kapsar. Kullanılamaz hâle getirme eyleminde, malın fiziki varlığı ortadan kaldırılmaksızın, amacına uygun olarak maldan yararlanma imkanının bulunmaması ve bu şekilde değerinin azalması hâli söz konusudur. Yok etmek ise malın fiziki varlığının tamamen ortadan kaldırılarak, tüketilmesi anlamına gelmektedir. Televizyonun yakılması bu fiile örnek gösterilebilir. Kirletmek fiili de, taşınır veya taşınmaz malın, önceki hâle getirilmesi için önemsiz olmayan bir çabayı gerektiren, malın değerinde veya görünümünde azalma veya değişikliklere yol açan, madde kapsamında yer alan diğer eylemler dışındaki durumları kapsar. Mağdurun evinin duvarına yazı yazmak, aracını çizmek gibi örneklerin verilebileceği kirletmek fiili, kirli duruma getirmek, pisletmek olarak tanımlanabilir. Somut olayda ibadethane olarak kullanılan camileri yakarak zarar veren sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 153. maddesinde düzenlenen seçimlik hareketlerden olmadığı, bu haliyle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 152/2-a. maddesinde düzenlenen yakarak kamu malına zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşürülerek yazılı şekilde anılan Kanun'un 153/1. maddesinde belirtilen "İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme” suçundan hüküm kurulması, 2- Soruşturma evresinde sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 32. maddesinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Bafra Devlet Hastanesi psikiyatri uzmanı tarafından tanzim edilen 26.10.2023 tarihli raporda biopalar bozukluk tanısıyla koruyucu tedavi gördüğü, hastalık belirtilerinin yatışmış durumda olduğu için cezai ehliyetini etkilemeyeceği, Türk Ceza Kanunu 32.maddesinden yararlanamayacağının bildirildiği, kovuşturma evresinde Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin 19.12.2023 tarihli sağlık kurulu raporunda 24.10.2023 tarihinde işlediği kamu malına zarar verme fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği gelişmiştir 5237 sayılı Kanunun 32/1 ve 2 fıkrasından istifade edemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmışsa da sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde...Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanlığının 15.05.2018, 09.02.2018, 21.12.2017 tarihinde düzenledikleri raporlarda sanığın 5237 sayılı Kanunun 32/1. maddesi uyarınca akıl hastalığı nedeni ile işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalması nedeniyle aynı Kanun'un 31/1. maddesinden istifade edebileceğinin belirtilmesi üzerine sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilerek aynı Kanunun 57/1. maddesi gereğince güvenlik tedbirlerine hükmediği nazara alınarak ve sanığın yargılama evresinde ki savunmaları ve yazdığı dilekçelerde göz önüne alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında verilen tüm raporlar temin edilerek 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden sanığın suç tarihi itibarıyla üzerine atılı fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinde önemli derecede azalma olup olmadığı konusunda rapor alınarak raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 283. maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının korunmasına, bozma kararının sanığın tutuklu olarak bulunduğu hükmün bozulmasına ilişkin olması ve cezaevinde kaldığı süre de dikkate alınarak sanığın mala zarar verme suçundan TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde salıverilmesi için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, bilgi edinilmesi amacıyla tahliye kararının bir örneğinin de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, dava dosyasının aynı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.