Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 16/2/2010 tarihinde haksız bir şekilde tutuklandığını, tutukluluğun devamına dair kararların özensiz ve birbirinin tekrarı niteliğinde olduğunu, tutukluluk değerlendirmelerinin duruşmasız yapıldığını, savcılığın görüşü alındığı halde kendisinin görüşünün alınmadığını ve tutuklu devam eden yargılamanın makul sürede bitirilmemiş olması nedeniyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddesinde koruma altına alına kişi özgürlüğü ve güvenliği ve adil yargılanma h
Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 16/2/2010 tarihinde haksız bir şekilde tutuklandığını, tutukluluğun devamına dair kararların özensiz ve birbirinin tekrarı niteliğinde olduğunu, tutukluluk değerlendirmelerinin duruşmasız yapıldığını, savcılığın görüşü alındığı halde kendisinin görüşünün alınmadığını ve tutuklu devam eden yargılamanın makul sürede bitirilmemiş olması nedeniyle Anayasa’nın ve maddesinde koruma altına alına kişi özgürlüğü ve güvenliği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 17/3/2014 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 19/9/2014 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 20/10/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Siirt Sulh Ceza Mahkemesince 16/2/2010 tarih ve 2010/21 Değişik İş sayılı kararla “üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun vasıf ve mahiyeti, atılı suça ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması,mevcut delil durumu, atılı suçun CMK’nun maddesinde sayılan suçlardan olması ve adli kontrol uygulamasının bu aşamada yetersiz kalacağı” gerekçeleriyle tutuklanmıştır. Başvurucunun Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 12/11/2010 tarih ve 2010/1707 Sorgu sayılı yazısıyla, soruşturmanın henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi uyarınca tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talebi, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince 12/12/2010 tarih ve 2010/754 değişik iş sayılı kararı ile kabul edilmiş ve dosya üzerinden tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 23/12/2010 tarih ve 2010/1775 sayılı iddianamesiyle başvurucunun da aralarında olduğu 62 sanık hakkında Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2011/10 sayılı dosyasında, başvurucu hakkında “PKK terör örgütünün faaliyetlerini düzenlemek suretiyle örgüt yöneticisi olmak ve PKK terör örgütünün propagandasını yapmak” suçlarından kamu davası açılmıştır. İddianamede; başvurucunun PKK/KONGRA GEL terör örgütünün sözde KCK/TM (Türkiye Meclisi) yapılanması içerisinde Siirt İl yapılanmasında İl Koordinasyon sorumlusu olarak faaliyet yürüttüğü, diğer il koordinasyon sorumluları ile birlikte Siirt Kent Meclisi yapılanması sırasında; faaliyet gösterecek organların kurulması ve faaliyet gösterecek şahısların belirlenmesi noktasında aktif olarak rol aldığı, Siirt ili ve ilçelerinde bulunan belediye çalışanlarına talimatlar vererek başta belediye araçları olmak üzere belediye imkânlarını yürüttüğü illegal örgütsel faaliyetlere kaydırdığı, Siirt ili ve ilçelerinde bulunan belediye başkanlarına ve çalışanlarına emir ve talimatlar verdiği, KCK Başkanlık Konseyi ve KCK/TM yapılanmasının emir ve talimatlarıyla Siirt Kent Yapılanması içerisinde bulunan diğer şüphelilerle birlikte örgütün stratejisi doğrultusunda gerçekleştirilecek olan legal ve illegal toplantı ve gösteri yürüyüşlerini, basın açıklamalarını, eğitim programlarını, çeşitli seminer ve etkinlikleri düzenlediği ve bunlara bizzat katıldığı ileri sürülmüştür. İddianamede buna ilişkin delillerden bir kısmı “Şüpheli Hüseyin ARASAN'nın diğer şüpheliler ile irtibat halinde olup, talimat alıp talimat verdiğine dair Terör örgütü adına yürüttüğü faaliyetler kapsamında Diyarbakır () Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250 S.Y.) - Diyarbakır () Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250 S.Y.) ve Diyarbakır () Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250 S.Y.) kararları doğrultusunda yapılan İletişim Tespiti Dinleme ve Kayda Alınması Kararları ile Teknik Takip Kararları doğrultusunda elde edilen tapelerden bir kısmı aşağıdaki gibidir” şeklinde belirtilmiştir (Bkz. İddianame s.122). Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi E. 2011/10 sayılı dosyasında 15/3/2011 tarihli ilk celsede başvurucunun da aralarında olduğu bir kısım sanıklar hakkında, “üzerlerine atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu ve atılı suçun CMK maddesinde sayılan suçlardan olması dikkate alınarak tutukluluk hallerinin devamına” karar vermiş, tutuklu sanıkların tutukluluk durumlarının dosyanın resen ele alınarak 14/4/2011 ve 12/5/2011 tarihlerinde incelenmesine ve duruşmanın 26/5/2011 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 8/3/2012 tarihinde, başvurucu hakkındaki davanın tefrikine ve irtibatlı bulunması nedeniyle aynı yerdeki Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/516 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleştirmeden sonra davanın görüldüğü Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 8/11/2012 tarihinde başvurucu ile diğer şüphelilerin “üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, sanıkların kaçma şüphesi, atılı suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, adli kontrolün yetersiz kalacağı anlaşılmakla” tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına karar vermiş, tutuklu sanıkların tutukluluk durumunun 29/11/2012 ve 27/12/2012 tarihlerinde resen incelenmesine ve duruşmanın 24/1/2013 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 24/11/2013 tarihinde başvurucu ile diğer şüphelilerin “üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, sanıkların kaçma şüphesi, atılı suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, adli kontrolün yetersiz kalacağı anlaşılmakla” tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, duruşmanın 15/2/2013 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 5/4/2013 tarihinde başvurucu ile diğer şüphelilerin “üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, sanıkların kaçma şüphesi, atılı suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, adli kontrolün yetersiz kalacağı anlaşılmakla” tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına karar vermiş, tutuklu sanıkların tutukluluk durumunun 2/5/2013 ve 30/5/2013 tarihlerinde resen incelenmesine ve duruşmanın 28/6/2013 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 24/12/2014 tarihli celsede başvurucu ile diğer şüphelilerin “üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, dosya içerisinde bulunan iletişimin tespit tutanakları, teknik araçlarla izleme tutanakları, gizli tanık beyanları ve yapılan aralamalarda ele geçirilen belgeler dikkate alındığında atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, atılı suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, adli kontrolün yetersiz kalacağı anlaşılmakla” başvurucunun tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına karar vermiş, başvurucunun tutukluluk durumunun 20/1/2014 tarihinde resen incelenmesine ve duruşmanın 6/2/2014 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 6/2/2014 tarihinde ise “üzerine atılı örgüt yöneticiliği suçunun vasıf ve mahiyeti, suç için verilmesi muhtemel ceza miktarı, mevcut delil durumu, dosya içerisinde bulunan iletişimin tespit tutanakları, teknik araçlarla izleme tutanakları, gizli tanık beyanları ve yapılan aralamalarda ele geçirilen belgeler dikkate alındığında atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, atılı suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, adli kontrolün yetersiz kalacağı …” gerekçesiyle sadece başvurucunun tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, diğer şüphelilerin tahliyesine ve adli kontrol altında tutulmalarına, başvurucunun tutukluluk durumunun 27/2/2014 ve 20/3/2014 tarihlerinde resen incelenmesine ve duruşmanın 3/4/2014 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Davanın görüldüğü Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 27/2/2014 tarihinde başvurucunun tutukluluk durumunun resen incelemiş ve aynı gerekçe ile tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, tutukluluk halinin devamına ilişkin mahkeme ara kararına itiraz etmiş, ancak Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 3/3/2014 tarih ve 2014/160 Değişik İş sayılı kararı ile Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 27/2/2014 tarih ve E. 2010/516 sayılı ara kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun bu itirazını reddetmiştir. Bu karar, başvurucu vekiline 7/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 17/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkındaki dava, Diyarbakır Ağır ceza Mahkemesinin 2010/516 esas sayılı dosyası üzerinde yürütülmekte iken 6526 sayılı Kanun’un maddesiyle TMK. Maddesi ile görevli mahkemelerin görevlerinin son bulması üzerine Mardin Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiş olup, halen Mahkemenin 2014/114 esas sırasında derdesttir. Başvurucu, Mardin Ağır Ceza Mahkemesinin 25/6/2014 tarihli kararıyla tahliye olmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.” 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi şöyledir:“3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), (4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. (4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şu şekildedir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir.”