Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde askerlik hizmeti yaptırılmasından dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde askerlik hizmeti yaptırılmasından dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/2/2014 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı 6/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 10/12/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 5/9/2008 tarihinde son yoklaması sonrasında Diyarbakır Asker Hastanesi Üroloji Polikliniğine sevk edilmiş, burada üroloji uzmanı tarafından yapılan muayenesi sonucunda hakkında askerliğe elverişli olduğu kararı verilmiştir. Başvurucu 25/5/2009 tarihinde Bornova Askerlik Şubesince Acemi Eğitim Merkezine sevk edilmiş, acemi eğitimini takiben 14/8/2009 tarihinde dağıtım sonucunda Kilis Musabeyli İlçe Jandarma Komutanlığına katılmış ve askerlik hizmetini tamamlamasının ardından 25/8/2010 tarihinde terhis edilmiştir. Başvurucu, terhisten sonra rahatsızlanması üzerine özel bir hastanede 27/7/2011 tarihinde muayene olmuş; yapılan tetkik sonucunda başvurucunun sol böbreğinin olmadığı tespit edilmiştir. Başvurucu, doğuştan askerliğe elverişli olmadığı hâlde idarenin kusuru sonucunda kendisine askerlik yaptırıldığını ileri sürerek 500 TL maddi, 000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle 8/8/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde(AYİM) dava açmıştır. AYİM İkinci Dairesi 3/4/2013 tarihli ve E.2011/1201, K.2013/448 sayılı kararıyla “davacının askere alma işlemi dolayısıyla hak ihlaline uğradığını 27/7/2011 tarihinde yapılan muayenesi ile öğrendiği anlaşılmakla, anılan tarihten sonra 8/8/2011 tarihinde açılan işbu davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılarak davanın esasının incelenmesine geçildiği; askerliğe elverişsizliğine sebep teşkil eden rahatsızlığı bulunan bir yükümlünün bu rahatsızlığının idarece son yoklama sırasında tespit edilememesinde ve buna bağlı olarak askerliğe elverişsiz olmasına rağmen idarece askerliğe elverişli kabul edilerek askerlik yükümlülüğünü yerine getirmek üzere askere sevk edilmesinde idarenin hizmet kusuru içinde olduğu ve buna istinaden davacının zararlarının giderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı” gerekçesiyle davayı kısmen kabul ederek bilirkişi raporu doğrultusunda davacıya 902 TL maddi, 000 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine oyçokluğuyla karar vermiştir. Ancak davalı Millî Savunma Bakanlığının karar düzeltme yoluna başvurması üzerine AYİM İkinci Dairesinin 22/11/2013 tarihli ve E.2013/1561, K.2013/1387 sayılı kararı ile “davanın konusunu, davacının askere alındığı tarihte askerliğe elverişsiz olacak derecede rahatsız olmasına rağmen gerekli muayenenin iyi yapılmadan askere alınması işleminden kaynaklanan bir tam yargı davasının teşkil ettiği, idari işlemden kaynaklanan uyuşmazlığa karşı 1602 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca davacının terhis olduğu 25/8/2010 tarihinden itibaren 60 gün içinde doğrudan tam yargı davası açılması veya maddesine göre davalı idareye ihtiyari müracaatta bulunulup, müracaat tarihine kadar geçen süre de dikkate alınarak, yazılı cevabın tebliğ tarihinden veya zımni red süresi geçtikten sonra kalan dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra 8/8/2011 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu” gerekçesine yer verilerek dava süre aşımı yönünden oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 3/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk Anayasa’nın maddesinin son fıkrası şöyledir:“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun maddesinin (a) bendi şöyledir:“Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.” 1602 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.” 1602 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”