3. Ceza Dairesi 2021/16148 E. , 2023/918 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1951 E., 2019/295 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz itirazlarının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı madde…
**3. Ceza Dairesi 2021/16148 E. , 2023/918 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1951 E., 2019/295 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz itirazlarının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2018 tarihli ve 2018/92 Esas, 2018/305 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkraları, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.03.2019 tarihli ve 2018/1951 Esas ve 2019/295 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; gizli tanık beyanına itibar edilemeyeceğine ve tek başına hükme esas alınamayacağına, gizli tanığın beyanlarının çelişkili, abartılı ve gerçeğe aykırı olduğuna, un, süt toplamak, yardım etmek gibi faaliyetlerin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine, Bank ... hesabını birikim yapmak ve faizsiz bankacılık amacıyla kullandığına, işlemlerinin talimat dönemine özgü olmadığına, geçmişte yapılanmanın ufak tefek etkinliklerine katılmış olsa dahi örgüt üyesi olamayacağına, üyesi olmadığı örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmesinin çelişkili olduğuna, suçun oluşması için sanığın örgütün tüm amaçlarına vakıf olduğunun, örgüte yardım etmeyi tercih ettiğinin ispatlanması ve yardım niteliğinin de bankaya para yatırmak şeklinde değil, örgüte himmet şeklinde yapılmış olmasının gerektiğine, içeriğine ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan sıradan görüşmelerinin hukuka aykırı şekilde hükme esas alındığına, sanığın örgütün suç işleme amacını bilerek hareket ettiğini gösteren somut delillerin dosyada yer almadığına, bulunduğu konum itibariyle örgütün gizli yüzünü bilebilecek bir durumda olmadığına, bu nedenle sorumluluğunun TCK'nın 30 uncu maddesinde yer alan "hata" hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, dosyada yer alan delillerin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir şekilde atılı suçu işlediğini ispatlayacak nitelikte olmadığına, suçun manevi unsurunun oluşmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasını gerektirecek yeterli ve somut gerekçe bulunmadığına ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince "ByLock kullandığı tespit edilemeyen sanığın, örgütün finans kaynaklarından Bank Asyaya para girişleri yaparak hesap bakiyesini 69.688,11 TL’ye çıkardığı yine Vakıfbank Tavşanlı Şubesinden 16.09.2014 faizle kredi çekerek kendi zararına olacak şekilde bu parayı aynı ... Bank Asyaya yatırarak örgütsel talimatı yerine getirmesi, örgütle irtibatlı Yeni Köy Eğitim ve Kültür Derneğine üye olması ve bu dernek çatısı altında örgüte adam toplama gibi örgütsel faaliyetler yürütmesi, gerek kolluk araştırması gerek ise kendi beyanına göre örgüt sohbetlerine katılması, gizli tanığın beyanlarına göre örgüte ayni ve nakti yardımlarda bulunması, Tavşanlı ilçe yapılanmasında yer alan FETÖ/PDY üyeliği suçundan haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılan kişiler ile iletişim kurması karşısında; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olma suçunu işlediği, örgütün emir ve talimatlarını hiyerarşik yapı içerisinde yerine getirdiği, bu talimatlar doğrultusunda faaliyette bulunduğu, sanığın eylemlerinin çeşitliliği ve yoğunluğu, üstten aldığı emirleri uygulama konusunda ortaya koyduğu tavırlar, bu emir ve talimatlar doğrultusunda faaliyette bulunması hususları beraber değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği, bu hali ile üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun tüm unsurları ile oluştuğu sabit görülmüş ve sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına" karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. B bendinde açıklanan nedenlerle Tebliğnamedeki onama düşüncesine iştirak edilmemiştir. B. Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi, olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, S.383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... Özel Kısım s.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9/8 inci maddesi uyarınca başka delillerle doğrulanmadığı sürece tek başına gizli tanık beyanının hükme esas alınamayacağı nazara alınarak; silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapısına organik bağ ile dahil olduğuna dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmayan sanığın; 2014 yılından önceki dönem de dahil Bank Asyadaki tüm hesap dökümleri getirtilip, ayrıntılı bilirkişi incelemesi yaptırılarak hesapların açılış ve kapanış tarihi, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda para yatırma yahut yeni katılım hesabı açma işlemi gibi örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan işlemlerin bulunup bulunmadığı keza, üyesi olduğu Yeniköy Eğitim ve Kültür Derneğinin örgütle iltisaklı olup olmadığı da araştırılarak her iki hususun tespiti halinde sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.03.2019 tarihli ve 2018/1951 Esas, 2019/295 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2023 tarihinde karar verildi.