10. Hukuk Dairesi 2025/15319 E. , 2026/924 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/393 E., 2025/170 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/3 E., 2024/505 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tara…
10. Hukuk Dairesi 2025/15319 E. , 2026/924 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/393 E., 2025/170 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/3 E., 2024/505 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 04.10.2019 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen iş kazasında, müvekkili olan Şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacının olay günü çalıştığı esnada asma merdiven aracılığıyla beton direğe çıkarken asma merdiveni en az 3 noktadan statik halat ile bağlaması ve sabitlemesi gerekirken ve bunların eğitimini de aldığı halde, sabitleme işlemini yapmadığını, davacının asma merdivenin direğe sabitlenmediğini fark ettiğini ve 2 metre yüksekten aşağı atladığını, ayrıca davacıya konumlandırıcı kemer verildiğini, ancak bunu kullanmaktan da imtina ettiğini, davacının olayın gerçekleşmesinde tam kusurlu olduğunu, uygun illiyet bağı ağır kusur nedeniyle kesildiğinden müvekkili olan Şirketin sorumluluğunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının Kurum Sağlık Kurulunun 27.04.2021 ve Yüksek Sağlık Kurulunun 22.03.2023 tarihli raporları ile %24,2 olarak belirlendiği, davacı vekilinin itirazının olmaması nedeniyle oranın yerinde olduğu, kusur oran ve aidiyeti noktasında 20.06.2022 tarihli rapora göre %80 davalı işveren, %20 davacı sigortalı kusurunun yerinde belirlendiği, maddi tazminat hesabında da 04.03.2024 tarihli hesap raporu dikkate alınarak, maddi tazminat isteminin tam kabulüne karar verildiği, manevi tazminat istemi yönünden de 26.06.1966 gün ve 1966/7-7 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince yapılan inceleme doğrultusunda manevi tazminat isteminin de tam kabulüne karar verildiği gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminat ile 1.312.873,46 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekiline kararın 07.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin yasa yolu süresi geçtikten sonra 25.07.2024 tarihli dilekçesi ile kararı istinaf ettiği, söz konusu dilekçenin içeriği dikkate alındığında davalının istinafına karşı cevap içermediği gibi açıkca katılma yoluyla başvuruda bulunduğunun da anlaşılamaması karşısında istinaf başvurusunun süresinde olmadığının anlaşıldığı, somut olayda, sigortalının davalı şirkette çalışması sırasında olay tarihinde hat değişimi işi için, beton direğe teleskopik merdiven aracılığıyla çıkmaya çalıştığı, bu esnada merdivenin dengesinin bozulması nedeniyle kendisini kurtarmak amacıyla yere atladığı esnada sol kalkeneus kemiği kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, bu şekilde gerçekleşen olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, SGK denetmeni tarafından düzenlenen raporda dava harici ...A.Ş.'nin asıl işveren sıfatıyla %10, davalı .... San. ve Tic. A.Ş.'nin alt işveren sıfatıyla %70, davacı sigortalının ise %20 oranında kusurlu kabul edildiği, dosya kapsamında elektrik mühendisleri ve inşaat mühendisinden oluşturulan heyetten alınan 20.06.2022 tarihli raporda, davalının %80, davacının %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, SGK denetmeni raporu ile iş bu dosyadaki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için aynı heyetten alınan 15.12.2023 tarihli ek raporda da, asıl işveren sıfatıyla dava harici ...A.Ş.'ye kusur verilmesinin gerekmediği, asıl işverenlik sıfatının mahkeme takdirinde olduğuna işaret edildiği, dosya kapsamında toplanan delillere göre, davacının yüksekte çalışması esnasında iş kazasının gerçekleştiği, Yargıtay içtihatları kapsamında işverenin objektifleştirilmiş kusur sorumluluğunun bulunduğu, bu sorumluluk ilkesinin sadece mevzuat ile sınırlı olmayıp, işverenin o iş kazasının gerçekleşmemesi için objektif olarak alması gereken her türlü önlemi alıp almadığının değerlendirilmesinin gerektiği, bu kapsamda işverenin yüksekte yapılan çalışma sırasında, işçiyi iş kazasından koruyacak yeterli teknolojik donanıma sahip iş ekipmanı temin etmediğinin anlaşıldığı, dosya kapsamında işçiye iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermiş olmasının alması gereken bu tedbiri ortadan kaldırmadığı gibi davacıya teleskopik merdivende çalışması esnasında merdiveni sabit noktalardan bağlaması gerektiğine dair eğitimin verildiğinin anlaşılamadığı, aynı zamanda davacının gözetim altında çalıştırıldığı hususunda da bir kanaate erişilemediği dikkate alındığında, Mahkemece itibar edilen kusur oran ve aidiyetleri yerinde olup, davacının almamış olduğu teleskopik merdivenin sabitlenmeme tedbirinin iş kazası olayında illiyeti kesecek mahiyette ağır olmadığı, öte yandan, davalı tarafça açıkca istinaf sebebi yapılmamakla beraber somut olayda davacıya atfedilen %20 kusur oranının yerinde olduğu, davalının sorumlu tutulduğu %80 oranındaki kusurdan müteselsil sorumluluk kapsamında sorumlu tutulması gereken dava harici asıl işveren veya üçüncü kişilerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesinin kusuru bulunanlar ile bu ilgililer arasında ileride açılabilme ihtimali bulunan rücu davasında tartışılarak sonuca kavuşturulabilecek olduğu da gözetilerek kusur oran ve aidiyetlerinin yerinde görüldüğü, davalı tarafça ibraz edilen bordroların imzasız olduğu, hesaba esas alınan ücretin davalı tarafın SGK bildirimlerine dayalı prime esas kazanç olup asgari ücretin 1,16 kat düzeyinde olduğu, davacının yaptığı işe göre belirlenen ücret katının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gözetilerek, davalı tarafın ücrete dair itirazlarına itibar edilemediği, SGK Kurum Sağlık Kurulu raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının %24,2 olarak belirlendiği, SGK'dan bu oran için belirlenen gelirin ilk peşin sermaye değerinin 93.548,54 TL, geçici iş göremezlik ödeneğinin ise 7.378,20 TL olup anılan miktarların rücuya kabil (%80 oranındaki) kısmının hükme esas alınan 04.03.2024 tarihli hesap raporundan tenzil edildiği anlaşılmakla, davalının Kurumdan bağlanan gelir ve ödeneğin hesaptan tenzil edilmediğine dair itirazlarına da itibar edilemediği, hükmedilen manevi tazminat miktarının da yerinde olduğu gerekçesiyle; davacının istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 3 45... /1-c maddeleri gereğince süreden reddine, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.İstinaf başvurularının süresinde katılma yolu ile yapılmış olduğunu, başvurularının reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, b.Maluliyet oranının düşük olarak hesaplandığını, c.Temyiz veyahut istinaf incelemesi sonucunda olası bir ortadan kaldırma/bozma durumunda yeniden yapılacak yargılamada o günkü asgari ücret üzerinden maddi zarar hesaplaması yapılacağından müvekkilinin zararının o zamanki şartlara göre belirleneceğini, bu durumda hesaplanacak maddi tazminat miktarı artacağından davalıya karşı ek dava açma haklarının olacağını, müvekkilinin bundan dolayı hakkının kaybolmaması için (o günkü asgari ücret üzerinden hesap yapılması hakkının) kararın hüküm fıkrasının ilk cümlesinin ' davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davasının ıslah edilmiş hali ile kabulü ile' şeklinde olması gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Davacıya iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli eğitimi verdiği halde, olay günü asma merdivenle beton direğe çıkarken asma merdiveni en az 3 noktadan statik halatla bağlaması ve sabitlemesi gerekirken sabitleme işlemini yapmamış olması nedeniyle davacının tam kusurlu eylemi ile illiyet bağının kesildiğini, b.Davacı ücretinin bordrolarda ve SGK kayıtlarında görülen ücret olduğunu, bu nedenle hesaba esas alınan ücretin hatalı belirlendiğini, c. Manevi tazminat isteminin şartları oluşmadığı gibi hükmedilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.