Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/1260 E. , 2024/5185 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1260 Karar No : 2024/5185 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Da
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/1260 E. , 2024/5185 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1260 Karar No : 2024/5185 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Şırnak İli, Cizre İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde yer alan evin Cizre Belediyesi tarafından ... Sokakta yapılan altyapı çalışmaları nedeniyle atık suların sızması sonucunda taşınmazda meydana gelen hasarlardan dolayı yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğundan bahisle evde meydana gelen zararlara karşılık 70.648,16-TL tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dairemizce verilen bozma kararına uyulduğu belirtilerek ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Mahkemenin 31.03.2023 tarihli Ara Kararıyla davalı idarenin hizmet kusuru ile davacının yapı ruhsatı bulunmayan binada oturması nedeniyle oluşan kusur oranlarının tespit edilmesi amacıyla dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine inşaat bilirkişisi tarafından 08.08.2023 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda; yapılan incelemeler sonucunda yapıların ruhsatsız olduğu, ancak kadastral paftaya işlenmiş olduğundan kaçak olmadığının görüldüğü, 25.06.2012 tarihli inşaat bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere yapıların zarar görmesine ve oturulamaz hale gelmesine yeraltı su şebekesi veya kanalizasyon hatlarında meydana gelen su sızmalarının sebep olduğunun anlaşıldığı, özellikle yapılardaki hasara yapıların fenne aykırı bir şekilde yapılmış olması değil; doğrudan doğruya sızan suyun zeminde oluşturduğu sıvılaşmanın sebep olduğu, buna göre, ruhsatsız veya aykırı yapının yapım biçimi ile doğan zarar arasında bir nedensellik bağının bulunmadığı, sızma olmaması halinde yapıların doğal yaşantısını sürdüreceğinin anlaşıldığı, sonuç olarak oluşan zararın tamamının idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı yolunda görüş ve tespitlere yer verildiği, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı belediye tarafından yapılan itirazın bilirkişi raporunu kusurlandıracak nitelikte görülmediği ve anılan raporun Mahkemece hükme esas alındığı, buna göre; Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporda zararın meydana gelmesinde tamamen davalı belediyenin kusurlu olduğunun tespit edildiği, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda zararın 70.648,16-TL olarak hesaplandığı hususu da dikkate alındığında, davalı belediyenin hizmet kusuru neticesinde meydana gelen 70.648,16-TL zararın idareye başvuru tarihi olan 29.06.2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı Belediye tarafından, usule ilişkin olarak davanın süresinde açılmadığı; esasa ilişkin olarak, meydana gelen zararın hizmet kusurundan kaynaklandığına dair somut bir delilin bulunmadığı, davalı Belediyenin eylemi ve oluşan zarar arasında illiyet bağının mevcut olmadığı, Mahkeme kararının açık ve anlaşılır bir şekilde gerekçelendirilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kararı veren mahkeme tarafından keşif yapılmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mardin İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY Şırnak İli, Cizre İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde yer alan eve davalı belediyenin ... Sokakta yapmış olduğu kanalizasyon çalışmaları sonucunda zarar verildiği iddiasıyla davacı tarafından ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasında delil tespiti talebinde bulunulduğu, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu 25.06.2012 tarihinde hazırlanan raporda, ... ada ... parselde yer alan taşınmaz üzerinde; a) iki katlı ve toplam yapı alanı 155,10 m² b) tek katlı ve toplam yapı alanı 46,70 m² c) tek katlı ve toplam yapı alanı 29,89 m² olmak üzere 3-A yapı sınıfında 45-50 yıllık üç adet yığma yapının yer aldığı, yer altı su şebekesi veya kanalizasyon hatlarında meydana gelen su sızıntılarının zeminde oturmalara sebep olduğu, yapı yüklerinin aktarıldığı zeminin sıvılaşması sonucu yapı stabilizesinin bozulması neticesinde taşınmazda çatlaklar oluştuğu, taşıyıcı sistemlerin zarar gördüğü ve yapıların bu sebeple oturulamaz ve onarılamaz duruma geldiği, söz konusu yapının bu haliyle tehlikeli olduğu, yapıların ivedilikle yıkılarak zeminde su sızmaları devam ediyorsa önleyici tedbirlerin alınması gerektiği belirtilerek söz konusu evlerde meydana gelen zararların 70.648,16-TL olarak hesaplandığı, davacının, 28/06/2012 tarihli dilekçe ile söz konusu zararın karşılanmasının davalı belediyeden talep ettiği, idarece 60 gün içinde herhangi bir cevap verilmemesi üzerine 05.09.2012 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15/e maddesinde; müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek, belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında olduğu belirlenmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 31, maddesinde; kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılamayacağı, aynı kanunun 32. maddesinde ise ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapıların idarece tespiti halinde yapının mühürlenerek inşaatın derhal durdurulacağı belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılamla Usulü Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller” başlığını taşıyan 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; … bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, … işlemlerinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçiminin Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılacağı kurala bağlanmış olup anılan hükümle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektiren Hâller” başlığını taşıyan 266. maddesinde, Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı, 282. maddesinde ise hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare Mahkemesince, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı delil tespiti dosyasında bilirkişi incelemesi ile saptanan toplam 70.648,16 TL maddi zararın hizmet kusuru bulunan davalı idarece yasal faizi ile ödenmesine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.07.2019 tarih ve E:2014/6360 K:2019/6390 sayılı bozma kararında, a) taşınmazda meydana gelen zarar bedeli hesaplanırken ... ada ... nolu parselde yer alan üç taşınmaza yönelik değer tespiti yapıldığı, oysa davacı tarafından idareye yapılan başvuruda davacıya ait iki katlı binadan, dava dilekçesinde ise tek bir taşınmazdan söz edildiği görüldüğünden uyuşmazlığın çözümünde gerçek zararın tespit edilmesi; b) dava tarihinden önce 14.10.2010 tarihli dilekçe ile dava dışı ...'un 'iki katlı kagir evi davacıdan satın aldığına yönelik' beyanının araştırılarak davacının taşınmazdaki hak sahipliğinin ortaya konulması ve dava konusu taşınmaz ile davacı arasındaki subjektif ehliyetin varlığının saptanması; c) Subjektif ehliyetin varlığı halinde, esasen yapı ruhsatı bulunmayan dava konusu taşınmazların davalı idare tarafından sunulan kamu hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığının araştırılması, yararlanma durumu söz konusu ise davacının olay nedeniyle meydana gelen zararın tamamına katlanması kendisinden beklenemeyeceğinden her iki tarafın da oluşan kusur durumlarının belirlenmesi gerektiği gerekçelerine yer verildiği görülmektedir. İdare Mahkemesince, Dairemizin bozma kararı sonrası verilen kararda, davacının başvuru ve dava dilekçesinde; delil tespiti talebi üzerine bilirkişi raporunda hesaplanan toplam zarar miktarı olan 70.648,16-TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemine yer verdiğinden, sadece bir taşınmazda meydana gelen zararın değil, 847 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapılarda meydana gelen zararın tazmininin talep edildiği sonucuna varıldığı, öte yandan subjektif ehliyet durumuna yönelik yapılan araştırma sonucunda, dava dışı ... isimli kişinin dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapılara 20.09.2016 tarihinde anılan taşınmazların satışı suretiyle malik olduğu, bu hale göre taşınmazda zararın meydana geldiği ve davacının tazminat ödenmesi istemiyle başvuru yaptığı tarihlerde davacının belirtilen taşınmazların maliki olması hasebiyle davayı açmakta subjektif ehliyet sahibi olduğu sonucuna varılmıştır. İşin esasına yönelik yapılan incelemede ise; İdare Mahkemesince inşaat bilirkişisinden davalı idarenin hizmet kusuru ile davacının yapı ruhsatı bulunmayan binada oturması nedeniyle oluşan kusur oranlarının tespitinin istenildiği, 08.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda; "yapılan incelemeler sonucunda yapıların ruhsatsız olduğu, ancak kadastral paftaya işlenmiş olduğundan kaçak olmadığı görülmüştür. 25.06.2012 tarihli inşaat bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere yapıların zarar görmesine ve oturulamaz hale gelmesine yer altı su şebekesi veya kanalizasyon hatlarında meydana gelen su sızıntılarının sebep olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle yapılardaki hasara onun fenne aykırı bir şekilde yapılmış olması değil doğrudan doğruya sızan suyun zeminde oluşturduğu sıvılaşmanın sebep olmuştur. Bu durumda ruhsatsız veya aykırı yapının yapım biçimi ile doğan zarar arasında bir nedensellik bağının varlığı yoktur. Sızma olmaması halinde yapıların doğal yaşantısını sürdüreceği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak oluşan zararların tamamı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanmaktadır." şeklinde görüş ve kanaatte bulunulduğu, söz konusu bu rapor hükme esas alınarak kabul kararı verildiği anlaşılmaktadır. Olayda; bilirkişi raporunda; bahse konu yapıların ruhsatsız oldukları ancak kadastral paftaya işlenmiş olduğundan kaçak olmadığı tespitinde bulunulduğu görülmekte ise de; İmar Kanununun 32. maddesinde, ruhsat ve eklerine veya ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılarda projelerine ve ilgili mevzuatına aykırı yapılan yapıların "kaçak yapı" hükmünde olduğu, İdarece durumun tespiti halinde inşaat durumu tespit edilerek yapının mühürleneceğinin hüküm altına alındığı; kadastro paftasının ise bahse konu yapıların sadece arazi üzerindeki konumunu gösterdiği, bir yapının kadastro paftasına işlenmiş olmasının o yapıyı ruhsatlı hale getirmeyeceği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan; davaya konu yapıların, davalı idare tarafından sunulan kamu hizmetlerinden faydalanıp faydalanmadığı, şayet kamu hizmetlerinden faydalanma durumu söz konusu ise müterafik kusur oranının tespitine ilişkin bir değerlendirme yapılması gerekirken bu hususlarda hiçbir araştırma yapılmadan meydana gelen olaydan doğan tüm sorumluluğun davalı idarede olduğunun kabulü cihetiyle -esasen Dairemizin bozma kararında yer verilen gerekçe dikkate alınmaksızın- verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir. Bu itibarla belirtilen hususta araştırma yapılmak suretiyle konunun uzmanı yeni bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden alınarak rapor doğrultusunda uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... İdare Mahkemesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Dosyanını yeniden bir karar verilmek üzere yukarıda belirtilen Mardin İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 09/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyize konu ... İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşü ile çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.