12. Ceza Dairesi 2012/14252 E. , 2013/3591 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle Öldürme Hüküm : Beraat Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Olay tarihi olan 17/06/2008 günü saat 12.00 sıralarında sanık ... sevk ve idaresindeki... plakalı otomobili ile İstanbul istikametinden, ... istikametine doğru seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, bariyer ile yaya t…
**12. Ceza Dairesi 2012/14252 E. , 2013/3591 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle Öldürme Hüküm : Beraat Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Olay tarihi olan 17/06/2008 günü saat 12.00 sıralarında sanık ... sevk ve idaresindeki... plakalı otomobili ile İstanbul istikametinden, ... istikametine doğru seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, bariyer ile yaya trafiğine kapatılan yerden yola giren ve karşıya geçmek isteyen yaya ...’e çarpması sonucu yayanın ölümü ile neticelenen olayın meydana geldiği yolun 10 m genişlikte, orta bariyer ile bölünmüş il devlet karayolu olduğu, zemin asfalt ve kuru, vaktin gündüz, görüşün açık, mahallin yerleşim yerine yakın olduğu, olay yeri krokisinde sanık sürücüye ait çarpma öncesi 25 m fren izinin bulunduğu, ayrıca olay mahallinde yaya alt geçidi mevcut olmasına karşın, olay tarihi itibariyle mahalde bulunan yaya alt geçidini gösteren resimler incelendiğinde yaya alt geçidinin yayaların kullanmasına elverişli olmadığı, içinin su ve çamurlu olduğu yayaların bu mahalden geçebilmeleri için tuğlaları sıra ile koyup bunların üzerine basarak geçebildiklerinin anlaşıldığı bu durumda olay tarihinde ölen yaya ...'in yaya trafiğine bariyer ile kapatılan mahalde sanık sürücünün hız durumunu dikkate almadan hatalı ve tehlikeli biçimde aniden taşıt trafiğine ait kaplamaya kontrolsüz şekilde giriş yaptığı, bu hareketiyle kendi can güvenliğini tehlikeye düşürerek olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olup olayda birinci derecede kusurlu olmakla birlikte, sanık ...'ın da sevk ve idaresindeki otomobili ile normal seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, aniden kontrolsüz şekilde yola giren ve karşıya geçmek isteyen yayaya fren ve direksiyon tedbirine rağmen çarptığı ancak gerek kendi beyanı gerekse yanında yolcu olarak bulunan tanık eşi ... ve diğer tanık ...'ın beyanları itibariyle yolun sağ emniyet şeridinde bir kaçı cocuk olmak üzere beş altı kişilik bir yaya gurubunun bulunduğunu belirtmeleri karşısında, yayanın yolun hangi kesiminden kaplamaya giriş yaptığı kesinlik arzedecek şekilde tespit edilememekle birlikte, yayanın yolun sol tarafından kaplamaya giriş yaptığının kabulü halinde yolu tamamlamak üzere iken çarpmanın gerçekleşmiş olacağı, aksi kabulde de sanık savunması ve tanık anlatımları ile sabit olduğu üzere yolun sağında kaplamaya yakın yerde duran ve bir kısmının çocuk olduğu anlaşılan guruptan birilerinin yola aniden çıkabileceğinin öngörülebilir ve düşünülebilir bir durum olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın her iki ihtimalde de yayaları fak ettiği andan itibaren önlemini önceden alması gerekirken hızını görüş durumuna, aracın yük ve teknik özelliklerine, yol ile trafiğin şartlarına göre ayarlamadan yola yakın noktada duran yayaları gözetip dikkate almadan, seyrini hızına uygun şeritte sürdürmeden, sonucu değiştirmemekle birlikte kabul durumuna göre yola ani giriş yapan veya kurallara aykırı olarak taşıt yoluna girip yolu bitirmek üzere olan yayayı fark ettiği anda olayı önlemek için yeterli mesafede direksiyon manevrasına ve fren tedbirine başvurmayıp, yolun düz olduğu bir noktada, ölen yayaya çarparak ölümüne sebebiyet veren sanık ...‘ın olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışı nedeniyle kazanın oluşumunda, olay mahallinde yapılan keşif sonucu dosyaya sunulan 22.12.2009 havale tarihli bilirkişi Engin Bıçakcı tarafından düzenlenen raporda belirtildiği üzere kusurlu olduğunun kabulü gerektiğinin anlaşılması karşısında, hatalı değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınması sonucu, sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.