3. Hukuk Dairesi 2020/12193 E. , 2021/10356 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı mirasçıları tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalıların murisine ait taşınmazın 330 m²'lik bölümünü 14/11/19…
**3. Hukuk Dairesi 2020/12193 E. , 2021/10356 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı mirasçıları tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalıların murisine ait taşınmazın 330 m²'lik bölümünü 14/11/1979 tarihinde noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, taşınmazın tescilini sağlamak amacı ile açılan davanın reddi kararının temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, sözleşmenin ifa olanağının bulunmadığını ileri sürerek; satım bedeli olarak ödenen 33.000 liranın denkleştirici adalet kuralı gereğince ve taşınmazın bugünkü değeri de gözetilerek şimdilik 10.000TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılar; taşınmazın murisleri tarafından önceki maliklerden haricen satın alındığını, parselleme sırasında yeni parsel numarası alarak her nasılsa ilk malikler adına tescil edildiğini, zilyetliğin devri ile sorumluluğun yerine getirildiğini, savunarak, davanın reddini dilemişlerdir. Dahili davalı; taşınmazın tapusuz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davaya konu taşınmazın 1982 yılında kadastrosu üçüncü şahıslar adına yapılarak kesinleştiği, sözleşme gereğince taşınmazın davacıya teslim edildiği ve kadastro çalışmalarının teslimden sonra tamamlandığı, davacının sözleşmeye dayalı olarak üçüncü kişilere karşı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi gereği on yıllık süre içerisinde dava açma olanağı varken bunu kullanmadığı, sözleşmenin imkansız hale gelmesinde davalıların ve murisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacının satış vaadi sözleşmesine dayanarak sulh hukuk mahkemesince görülen tapu iptali ve tescili davasının reddi nedeniyle sözleşmenin ifa olanağının yokluğu nedeniyle ödenen bedelin iadesine yönelik talebinin TMK’nın ikinci maddesi gereği objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, kaldı ki Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 22. maddesine dayalı olarak yapılan satış vaadi sözleşmesinin ifasının imkansız olması nedeniyle açılmış müspet zarara ilişkin tazminat davasıdır.