Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan başvurucuların gözaltına alınmalarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını, toplantıya katılmaları nedeniyle cezalandırılmalarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını, gözaltı sırasında kötü muamelede bulunulmasının ve bu olaylara ilişkin yapılan şikâyet sonucunda vali ve il emniyet müdürü hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan başvurucuların gözaltına alınmalarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını, toplantıya katılmaları nedeniyle cezalandırılmalarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını, gözaltı sırasında kötü muamelede bulunulmasının ve bu olaylara ilişkin yapılan şikâyet sonucunda vali ve il emniyet müdürü hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvurular sırasıyla 18/8/2016 ve 6/8/2018 tarihlerinde yapılmıştır. Komisyon, ikinci başvurucunun (Sakina Aktaş) adli yardım talebinin kabulüne ve başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. 2016/14835 ve 2018/24191 numaralı başvurular incelenen başvuruyla birleştirilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Birinci başvurucu (Leyla Akbulut), Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. A. Genel Açıklamalar Ayn el-Arap (Kobani) Suriye Arap Cumhuriyeti'nin (Suriye) Rakka iline bağlı bir ilçedir. Nüfusu Arap, Kürt, Türkmen ve Ermenilerden oluşan bu ilçeyi Türkçe adı Halk Savunma Birlikleri olan ve Türkiye tarafından terör örgütü olarak ilan edilen YPG terör örgütü, Temmuz 2012'de ele geçirmiştir. Ayn el-Arap bu tarihten 2014 yılının Eylül ayına kadar, Türkiye tarafından terör örgütü olarak ilan edilen ve Türkçe adı Demokratik Birlik Partisi olan PYD tarafından yönetilmiştir. 2014 yılının Eylül ayı ortalarında DEAŞ terör örgütü bölgeye saldırmış ve üç haftalık bir süre içinde gayriresmî rakamlara göre en az 400 kişi ölmüş, 200 bine yakın kişi de sınırı geçerek Türkiye'ye sığınmıştır (Ahmet Parmaksız [GK], B. No: 2017/29263, 22/5/2019, § 9; Selahattin Demirtaş (5), B. No: 2016/4154, 10/6/2020, § 8 ) Suriye'deki çatışmalar dolayısıyla tepkilerini dile getirdiğini ileri süren gruplar 6/10/2014 tarihinden itibaren Türkiye'nin birçok yerinde günlerce devam eden ve kamuoyunda 6-7 Ekim olayları olarak adlandırılan şiddet eylemleri gerçekleştirmiştir (6-7 Ekim olayları olarak adlandırılan şiddet eylemlerine dair ayrıntılı arka plan bilgisi için bkz. Figen Yüksekdağ Şenoğlu, B. No: 2016/25187, 4/4/2018, §§ 9-17 kararı). Bu eylemler sırasında ülkenin pek çok yerinde kamu binalarına, banka şubelerine, işyerlerine, araçlara, güvenlik güçlerine ve sivillere taş, sopa, molotofkokteyli ve silahlarla saldırıda bulunulmuştur (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 26, 27). Türkiye 2015 yılı Haziran ayından itibaren yeniden yoğun bir şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. 20/7/2015 tarihinde Suruç'ta (Şanlıurfa), Suriye'deki çatışmalara ilişkin yapılan basın açıklaması sırasında DEAŞ tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen bombalı intihar saldırısında 34 kişi hayatını kaybederken 73 kişi de yaralanmıştır (Gülser Yıldırım (2), § 28; Selahattin Demirtaş (5), § 11). Bu olaylardan sonra PKK tarafından Şırnak, Hakkâri, Diyarbakır, Mardin ve Muş'ta cadde ve sokaklara hendekler kazılıp barikatlar kurularak, bu barikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Güvenlik güçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerle çatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında yaklaşık 200 güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcı imha edilmiştir (Gülser Yıldırım (2), § 29; Selahattin Demirtaş (5), § 12). Ayrıca terör örgütünün gerçekleştirdiği bu saldırılarda -aralarında üç çocuk ve Diyarbakır Baro Başkanı'nın da bulunduğu- 51 sivil hayatını kaybetmiş, 308 güvenlik görevlisi ve 289 sivil yaralanmıştır (Sebahat Tuncel (3), B. No: 2017/23601, 10/10/2018, § 9; Tuncer Bakırhan, B. No: 2017/28478, 11/10/2018, § 9; Ahmet Ertaş, B. No: 2017/1695, 10/6/2020, § 9; olaylara ilişkin ayrıntılı anlatım için bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019; Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019 kararlarına bakılabilir.).B. Başvuru Konusu Olaylara İlişkin Bilgiler Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 2016/14834 ve 2016/1435 Numaralı Bireysel Başvurulara Konu Olaya İlişkin Bilgiler Başvurucular -kendi ifadelerine göre- 4/2/2016 tarihinde, Halkın Demokrasi Partisi (HDP) İl Başkanlığının çağrısı üzerine Cizre'de (Şırnak) devam eden olayları protesto etmek amacıyla Beyoğlu ilçesinde bulunan Galatasaray Meydanı'nda toplanmıştır. Başvurucular vekili 23/5/2016 tarihli şikâyet dilekçesinde; başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmaları nedeniyle kolluk kuvvetleri tarafından darbedilerek gözaltına alındıklarını, başvuruculara ters kelepçe takıldığını, aşağılayıcı ve onur kırıcı söz ve davranışlara maruz kaldıklarını ileri sürmüştür. Öte yandan başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellendiğini belirtmiş, bu hakka ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat ve uygulamalara dair açıklamalarda bulunmuştur. Başvurucular vekili, anayasal hakların kullanılmasına engel olmak amacıyla müdahalede bulunan kolluk görevlilerinin yanı sıra İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürü'nün (Emniyet Müdürü) de cezalandırılması talebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunmuştur. Başsavcılık 27/5/2016 tarihinde, olaya doğrudan müdahalede bulunan kolluk görevlileri hakkındaki soruşturmayı soruşturma usullerinin farklı olması sebebiyle Başsavcılığın Memur Suçları Soruşturma Bürosuna göndermiştir. Vali ve İl Emniyet Müdürü hakkındaki soruşturma ise Başsavcılığın Özel Soruşturma Bürosuna kaydedilmiştir. Başvurucular, kolluk görevlileri hakkındaki soruşturmanın akıbetine ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadığı gibi başvuru dosyasına herhangi bir belge de eklememiştir. Başsavcılık 31/5/2016 tarihinde, Vali ve İl Emniyet Müdürü hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ve dosyanın işlemden kaldırılmasına dair karar vermiştir. Başsavcılık gerekçesinde, Vali veİl Emniyet Müdürü hakkındaki şikâyetlerin soyut nitelikte olduğunu, şikâyet dilekçesinde maddi olayın delili olabilecek belge ve bilgi sunulmadığını, talimat ve emir verildiğine dair delillerin açıklanmadığını, iddia konusu eylem ile şikâyet edilenler arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, şikâyetin soyut olduğunu ve iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanmadığını belirtmiştir. Öte yandan Başsavcılık, aynı nitelikte olay ve iddialara ilişkin -soruşturma ve karar numaralarını açıklanmış- bir soruşturmada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca "kayıttan düşürme" veya "şikâyetin işleme konulmaması" kararı verildiğini de vurgulamıştır. Başvurucuların, Başsavcılığın işlemden kaldırma kararına karşı yaptığı itiraz, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 1/7/2016 tarihli ve 2016/3225 İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bireysel Başvuru Sonrası Hukuki Süreç ve 2018/24191 Numaralı Bireysel Başvuruya Konu Olaya İlişkin Bilgiler İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 28/6/2016 tarihinde, başvurucuların da aralarında bulunduğu on sekiz kişi hakkında yukarıda ayrıntıları verilen 2016/14834 ve 2016/1435 numaralı bireysel başvuruya konu toplantı ve gösteriye katıldıkları gerekçesiyle kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünde ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açmıştır. İddianamede PKK/KCK'nın bir yapılanması ve terör örgütü olduğu kabul edilen Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketinin (YDG-H) bazı internet sitelerinde eylem çağrısı yapması, aynı şekilde bazı sosyal medya hesaplarında da bu eylemin yapılacağı yerin ve zamanın bildirilmesi üzerine başvurucuların belirtilen yer ve zamanda toplantıya katıldıkları, toplantının 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun maddesine aykırı olarak gece vakti gerçekleştirildiği, toplanan grubun PKK/KCK terör örgütünü destekler nitelikte slogan attığı ve döviz taşıdığı, kolluk görevlilerinin dağılmaları yönündeki ihtarına rağmen grubun eylemlerine devam ettiği ileri sürülmüştür. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:"Sosyal medya hesapları üzerinden olay tarihinde Galatasaray meydanında İstanbul emek ve demokrasi koordinasyonu ve HDP organitesinde 'CİZRE'DE BODRUM KATTA YAŞANAN VAHŞETE KARŞI TAKSİM'DEN SES ÇIKARIYORUZ' adı altında toplanacağı yönünde bilgiler alınması üzerine emniyet güçlerince Galatasaray meydanında emniyet tedbirleri alındığı, saat 19:00 sıralarında 150 kişilik grubun toplandıklarının görülmesi üzerine emniyet güçleri grup yöneticileriyle görüşerek suç unsuru içeren pankart, slogan, döviz bulundurulmamalarını aksi takdirde müdahale edeceklerini bildirir görüşme yapmalarına rağmen şüphelilerin de bulunduğu grubun 'CİZRE'DEKİ VAHŞETİ DURDURUN, YARALILARI KURTARIN İSTANBUL EMEK VE DEMOKRASİ KOORDİNASYONU' ibareli dövizler açıp 'BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA DİREN CİZRE İSTANBUL SENİNLE, YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ, CİZRE HALKI YALNIZ DEĞİLDİR, CİZRE'DE DÜŞENE DÖVÜŞENE BİN SELAM' şeklinde slogan atmaları üzerine emniyet güçlerince atılan sloganlar ile açılan dövizlerin PKK/KCK terör örgütünü destekler nitelikte olması sebebiyle şüphelilerin de bulunduğu gruba 2911 sayılı yasada öngörüldüğü gibi herkesin duyabileceği şekilde anons ederek dağılmaları yönünde anons etmelerine rağmen dağılmamakta ısrar eden gruba emniyet güçlerince müdahale edilmek suretiyle şüpheliler üzerinde yırtılan pankart ile 5 adet kırmızı sarı siyah renkte yazılmış DGB ibareli flamayla birlikte yakalanarak haklarında üzerilerine atılı suçlardan soruşturma başlatılmış,...Eylemin sosyal medya hesaplarından PKK/KCK alt yapılanması YGD-H terör örgütü tarafından öz yönetim oluşturması ve ülke çapında geliştirilmesi yapıldığı ve bu örgütün çağrısının: ... çağrısını internet sitelerinden yapıldığı, yine devrimci öğretmen, kaldıraç, hdp istanbul, özgür gelecek, ödp istanbul, eylem habercisi, acıbadem dayanışması, esp isimli twitter hesaplarından ayrı ayrı 4 Şubat Galatasaray meydanında eylem amacıyla çağrılar yapıldığı, şüpheliler de çağrıya uymak suretiyle saat 19:00 sıralarında Galatasaray meydanında toplandıkları dosya kapsamından sabit olup,2911 sayılı yasanın maddesine göre 'açık yerlerdeki toplantılar ile yürüyüşler güneş batmadan önce dağılacak şekilde yapılabilir' şeklinde amir düzenlemenin bulunduğu, eylemin yapıldığı 4 Şubat 2016 tarihinde güneşin 17:28'de battığı, dolayısıyla toplantının açıkça 2911 sayılı yasanın maddesine aykırı olarak saat 00 da gece sayılan zaman diliminde gerçekleştiği, emniyet güçlerince 2911 sayılı yasa kapsamında dağılmaları yönünde ikaz etmelerine rağmen şüphelilerin de bulunduğu grubun dağılmamaları üzerine emniyet güçlerince zor kullanma yetkilerini kullanmak suretiyle gözaltına alındıkları... şüphelilerin de yukarıda açıklandığı üzere örgütün çağrısı üzerine gece sayılan zaman dilimi içerisinde toplanarak ikaza rağmen dağılmamak suretiyle üzerilerine atılı suçları ayrı ayrı işledikleri..." İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi başvuruculara isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatlerine, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma ve uyarılara rağmen dağılmamakta ısrar etme suçundan 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar vermiştir. Mahkeme kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak uyarılara rağmen dağılmamakta ısrar etme suçundan verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve başvurucuların beş yıl süreyle denetime tabi tutulmalarına karar vermiştir. Kararda Mahkeme, başvurucuların da aralarında bulunduğu 150 kişilik grubun İstiklal Caddesi'nde 2911 sayılı Kanun'un maddesine aykırı olarak güneş battıktan sonra toplantı yaptığını ve kolluk görevlilerinin ikazına rağmen dağılmamakta ısrar ettiğini tespit etmiştir. Mahkemenin tespit ve değerlendirmelerinin ilgili kısmı şu şekildedir:"...Emniyet güçleri tarafından 04/02/2016 günü saat 19:00'da Beyoğlu ilçesi İstiklal Caddesi Galatasaray meydanında İstanbul Emek ve Demokrasi Koordinasyonu ve HDP organizesinde 'CİZRE'DE BODRUM KATTA YAŞANAN VAHŞETE KARŞI TAKSİM'DEN SES ÇIKARIYORUZ' adı altında toplanılacağı bilgisi alındığı, aynı konu ile alakalı olarak çeşitli sosyal paylaşım hesaplarında yoğun şekilde çağrılar yapıldığının tespit edilmesi üzerine gerekli emniyet tedbirlerinin alındığı, ekran görüntüsü dosya içerisine de alınan UYAP sisteminde de kayıtlı güneş doğuş-batış saatlerine göre, olay günü itibariyle gece olduğu sabit olan zaman dilimi içerisinde kalacak şekilde, saat 19:00 sıralarında Galatasaray meydanında yüz elli kişilik grubun toplanması üzerine grup yöneticileri ile görüşüldüğü ve suç unsuru içeren pankart ve döviz bulundurulmaması, slogan atılmaması, aksi halde müdahale edilerek grubun dağıtılacağı uyarısının yapıldığı, bu sırada grubun 'CİZRE'DEKİ VAHŞETİ DURDURUN, YARALILARI KURTARIN İSTANBUL EMEK VE DEMOKRASİ KOORDİNASYONU' ibareli dövizler açarak 'BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ, FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA, DİREN CİZRE İSTANBUL SENİNLE, YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ, CİZRE HALKI YALNIZ DEĞİLDİR, CİZRE'DE DÜŞENE DÖVÜŞENE BİN SELAM' şeklinde slogan atmaları üzerine, emniyet güçlerince gruba pankart ve dövizlerin indirilmesi, aksi halde zor kullanılacağının ihtar edildiği, atılan sloganların tekrar edilmesi üzerine dağılmaları konusunda ikaz edilen grubun dağılmamakta ısrar gösterdiği, bu sebeple saat 19:10 sıralarında gruba müdahale edilerek, dağılmamakta direnen sanıkların yırtılan pankartlar ve beş adet kırmızı, sarı, siyah renkte yazılmış DGB (Devrimci Gençlik Birliği) ibareli flamayla birlikte yakalandıkları dosya içerisinde mevcut tutanaklar, görüntü izleme tutanağı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmış ve maddi vaka olarak sabit kabul edilmiştir. ......sanıkların 2911 Sayılı Yasa'nın maddesine aykırı olarak, olay tarihinde güneşin batış saati olan 17:28'den sonra, gece sayılan zaman dilimi içerisinde olacak şekilde saat 00'datoplandıkları ve bu sebeple yasa dışı hale gelen toplantı ve gösteri yürüşü esnasında emniyet güçlerinin uyarısına rağmen dağılmamakta ısrar edip polisin müdahalesi ile dağılmaları suretiyle 2911 Sayılı Yasa'nın 32/ maddesinde düzenlenen suçu işledikleri sabit kabul edilmiş,... ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmiştir." Başvurucular vekilinin bu karara itirazı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 26/6/2018 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı başvurucular vekiline 5/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Birinci başvurucu vekili 6/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 2911 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan -2/3/2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun ile değişik- maddesi şöyledir:"Toplantı ve yürüyüşlere ve bu amaçla toplanmalara güneş doğmadan başlanamaz.Açık yerlerdeki toplantılar ile yürüyüşler güneş batmadan önce dağılacak şekilde, kapalı yerlerdeki toplantılar ise saat 00’e kadar yapılabilir." 2911 sayılı Kanun’un maddesinin 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun ile değişiklik yapıldıktan sonraki hâli şöyledir: "Toplantı ve yürüyüşlere ve bu amaçla toplanmalara güneş doğmadan başlanamaz.Açık yerlerdeki toplantılar ile yürüyüşler gece vaktinin başlamasıyla dağılacak şekilde, kapalı yerlerdeki toplantılar ise saat 00’e kadar yapılabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün gece vaktinin başlamasından sonra devam edeceği hususu, geçerli neden gösterilerek bildirilmiş ise vatandaşların huzur ve sükûnet içinde istirahatini aşırı ve katlanılamaz derecede zorlaştırmamak ve kamu düzeni ve genel asayişin bozulmasına neden olmamak şartıyla, açık yerlerde yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin dağılma saati mahallin en büyük mülki amirinin kararıyla en geç saat 00’e kadar uzatılabilir." 2911 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “...b) (Değişik: 30/7/1998 - 4378/1 md.) Ateşli silahlar veya patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt ve topluluklara ait amblem ve işaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyilerek veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç saydığı nitelik taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu nitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak,c) 7 nci madde hükümleri gözetilmeksizin, ...g) Kanunların suç saydığı maksatlar için......Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri Kanuna aykırı sayılır.” 2911 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur." 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun maddesinin (B) bendinin ilgili kısmı şöyledir:"...Aşağıda yazılı hallerde; Kanunsuz toplantı veya kanunsuz yürüyüşleri dağıtmak veya suçluları yakalamak için...... Yukardaki maddeler dışında diğer kanunlarda istisnai olarak zabıtanın sözlü emirle yapmaya mecbur tutulduğu haller için, Yetkili amir tarafından verilecek sözlü emirler derhal yerine getirilir. Bu emirlerin yazılı olarak verilmesi istenilemez. Bu hallerde emrin yerine getirilmesinden doğabilecek sorumluluk emri verene aittir."