Başvuru, idari para cezasına ilişkin belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılan davada hakkaniyete aykırı gerekçesiz karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesi ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; idari para cezasına ilişkin belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılan davada hakkaniyete aykırı gerekçesiz karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesi ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 1/4/2019 ve 8/4/2019 tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Konularının aynı olması nedeniyle 2019/12877 ve 2019/11249 numaralı bireysel başvuru dosyalarının 2019/11213 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. İstanbul İdare Mahkemesinin E. 2013/1399 ve E. 2013/1444 Sayılı Dosyalarına İlişkin Süreç Başvurucular; tapu kayıtlarına göre İstanbul ili Maltepe ilçesi Girne Mahallesi Narlıdere Caddesi sınırlarında bulunan 7132 ada, 12 parsel sayılı gayrimenkulün hisseli malikidir. Söz konusu gayrimenkulde 5 adet ruhsatsız yapı bulunmaktadır. Maltepe Belediyesi Belediye Encümeninin (Belediye Encümeni) 16/4/2013 tarihli kararıyla başvurucuların hisseleri oranında aleyhlerine 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun maddesi uyarınca toplam 636,11 TL para cezası uygulanmıştır. Başvurucular, söz konusu cezanın iptaline karar verilmesi istemiyle 17/6/2013 ve 24/6/2013 tarihlerinde İdare Mahkemesinde dava açmıştır. İstanbul İdare Mahkemesinin E.2013/1399 sayılı dosyasında Belediye Encümeni kararının 146,34 TL'lik kısmının iptaline, 489,77 TL'lik kısmının reddine, İstanbul İdare Mahkemesinin E.2013/1444 sayılı dosyasında da Belediye Encümeni kararının 188,87 TL'lik kısmının iptaline, 447,24 TL'lik kısmının reddine karar verilmiştir. İdare Mahkemesi gerekçelerinde, 17/12/2009 tarihli ve 5940 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik 3194 sayılı Kanun'un maddesine göre yapılan tespit ve değerlendirme uyarınca Kanun'un yayımı tarihinden itibaren hâlen varlığını sürdüren tüm kaçak yapılar için belirlenen ölçüler için de para cezası verilebileceği konusunda tereddüt bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca başvurucuların hisse sahibi olduklarını ve taşınmazın hisseli maliki olmaları nedeniyle taşınmaz üzerinde kimin yaptığının ve kullandığının önemi olmaksızın kaçak imar faaliyetinden hisseleri oranında sorumlu olacakları vurgulanarak, İstanbul İdare Mahkemesinin E.2013/1399 sayılı dosyasında cezanıntoplam757/2400'lük (parsel üzerinde Ayşe Ülkü Akülger'in 87/2400, Rifat Akülger'in 87/2400, Hatice Yenice'nin 87/2400, İlhami Akülger'in 87/2400, Ömer Ali Akülger'in 87/2400 ve Hıdır Ercan'ın 322/2400 oranında hisse sahibi oldukları) kısmından sorumlu oldukları, İstanbul İdare Mahkemesinin E.2013/1444 sayılı dosyasında ise cezanın ise toplam 977/2400'lük (parsel üzerinde Yüksel Karayel'in 284/2400, Ali Tuğfan'ın 421/2400 ve İsmail Kaplan'ın 272/2400 oranında hisse sahibi oldukları) kısmından sorumlu oldukları belirtilmiştir. Başvurucular kararı temyiz etmiştir. Temyiz dilekçelerinde; para cezasının hatalı hesaplandığını, para cezası verilmesine dayanak alınan 3194 sayılı Kanun'un maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini ve yürürlüğe yeni giren 5940 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik 3194 sayılı Kanun'un maddesinden önce iptal edilen Kanun maddesi yürürlükte iken yapıların inşa edildiği gerekçesi ile artık bu fiillerinin cezalandırılamayacağını, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca da soruşturma zamanaşımı süresi dolduğundan eylemden dolayı ceza verilemeyeceğini belirterek kaçak yapıların 2004 yılından önce yapıldığını ve soruşturma zamanaşımı süresinin dolmasından dolayı idari para cezası verilemeyeceğini ileri sürmüştür. Danıştay Ondördüncü Dairesinin 18/9/2018 tarihli ilamlarıyla kararlar onanmış, karar düzeltme istemleri de aynı Dairenin 13/2/2019 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Nihai karar, başvuruculara 28/2/2019 ve 4/3/2019 tarihlerinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 1/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Başvurucu Abidin Meşe'ye Ait İstanbul İdare Mahkemesinin E.2016/30 Sayılı Dosyasına İlişkin Süreç Başvurucu, İstanbul İdare Mahkemesine (Mahkeme) 17/6/2013 tarihinde açtığı davada İstanbul ili Maltepe ilçesi Girne Mahallesi 7135 ada 30 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız yapı inşa edildiğinden bahisle Belediye Encümeninin 16/4/2013 tarihli ve 337 sayılı kararıyla verilen 583,74 TL tutarındaki para cezasının iptalini talep etmiştir. Dava dilekçesinde; ruhsatsız yapıldığı iddia edilen inşaatın para cezasının dayanağı olan 5940 sayılı Kanun ile değişik 3194 sayılı İmar Kanunu'nun maddesinin yürürlüğe girdiği 17/12/2009 tarihinden önce yapıldığını dolayısıyla bu Kanun maddesine dayalı olarak para cezası verilmesinin mümkün olmadığını iddia etmiştir. Mahkemece dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Mahkeme gerekçesinde; 5326 sayılı Kanun'un maddesinde elli bin Türk lirasından az idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunun hükme bağlandığı, para cezasının dayanağı 11/1/2013 tarihli yapı tatil tutanağında yapının 2004 yılından önce yapılmış olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından, soruşturma zamanaşımı süresi dolduktan sonra 5940 sayılı Kanun ile değiştirilen 3194 sayılı Kanun'un maddesi hükümleri geçmişe yürütülmek suretiyle verilen para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiğini belirtmiştir. Karar, idare vekili tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay Ondördüncü Dairesi 1/10/2014 tarihli kararıyla ruhsata aykırı yapı yapılması fiilinin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturduğu, 5236 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması hâlinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenle ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yapı yapılması hâlinde 5236 sayılı Kanun'un zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (6) numaralı fıkrasında dava zamanaşımının tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, kesintisiz suçlarda ise kesintinin gerçekleştiği günden itibaren işlemeye başlayacağı vurgulanmıştır. Gerekçede; 3194 sayılı Kanun'un maddesinde "imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren maddede yer alan idari müeyyidelerin uygulanacağı" şeklinde bir düzenlemeye yer verilerek, imar mevzuatına aykırılıkların süregelen niteliği gözetilerek idari müeyyidelerin uygulama süreci, imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hâllerin tespit edildiği tarihten itibaren başlayan bir süreç olarak kabul edilmek suretiyle, sürece ilişkin usul ve esasların belirlendiği, bu nedenle imar mevzuatına aykırılıkların süregelen niteliği dikkate alındığında imar kirliliğine neden olma suçunun kesintisiz suç niteliği taşıdığı, idarenin tespiti ile kesinti gerçekleştiğinden imara aykırılık hâllerinde idarece tespit yapılmadan zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu tarafından ileri sürülen ruhsatsız yapı inşa edildiğinin 11/1/2013 tarihli Yapı Tatil Tutanağı ile tespit edilmesi üzerine 16/4/2013 tarihli 337 sayılı Belediye Encümeni kararıyla verilen para cezasında, 5237 sayılı Kanun'da öngörülen sekiz yıllık zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkin iddianın kabulüne hukuken olanak bulunmadığı ifade edilerek temyize konu karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak 1/9/2016 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme gerekçesinde, dava konusu taşınmaz üzerinde ruhsatsız ve kaçak olarak üç katlı bina yapıldığı ve anılan bina için tesis edilen para cezasının mevzuata uygun olduğu ifade edilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 2/7/2018 tarihli kararıyla onanmış; karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 13/2/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 7/3/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.