Başvuru, idarenin hizmet kusuru sonucu ölümlü bir trafik kazası meydana gelmesi ve bu olaya ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idarenin hizmet kusuru sonucu ölümlü bir trafik kazası meydana gelmesi ve bu olaya ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/10/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun 1970 doğumlu kardeşi Ş.S. 29/6/2014 tarihinde saat 50 sıralarında Samsun'un Kavak ilçesinde geçirdiği tek taraflı bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirmiştir. Aynı kazada Ş.S.nin eşi ve oğlu da hayatını kaybetmiştir. Kazanın Kavak Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi üzerine Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda olay yeri incelemesi yapılmış, olay yerinin krokisi çizilmiş ve fotoğrafları çekilmiştir. Kazadan sonra ayrıca Cumhuriyet savcısının da katılımıyla ölü muayene işlemleri gerçekleştirilmiştir. Olay Yeri Tespit Tutanağına göre kaza Samsun-Ankara kara yolunun Üçhanlar köyü mevkiinde meydana gelmiştir. Tutanağa göre Ş.S.nin kullandığı araç Üçhanlar köyü mevkiine geldiğinde bir anda yoldan çıkarak gidiş istikametine göre yolun solunda, orta refüjde bulunan su kanalına düşmüş; daha sonra orta refüj başlangıç bordür taşlarına çarpmıştır. Kavak Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu kazaya sürücü Ş.S.nin sebep olduğunu, ancak Ş.S.nin de bu kazada yaşamını yitirdiğini belirterek 4/7/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, 23/7/2014 tarihinde yetkili Cumhuriyet Başsavcılığından kaza yerindeki su kanalının gerekli olup olmadığının araştırılmasını, bu konuda bir kusur varsa ortaya çıkarılmasını talep etmiştir. Başvurucu, su kanalının yapımında ve trafik işaretlerinde kusur olduğunu iddia etmiştir. Kavak Cumhuriyet Başsavcılığı aynı olay hakkında 4/7/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu karara itiraz edilmediğini, yolun orta bölümüne su kanalı yapılmasında herhangi bir kusur olup olmadığının tespitiyle ilgili olarak başvurucunun hukuk veya idare mahkemelerinde dava açma serbestisinin bulunduğunu belirterek 19/8/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bu karar, başvurucunun itirazı üzerine Samsun Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/10/2014 tarihli kararıyla kaldırılmıştır. Samsun Sulh Ceza Hâkimliği bu kararında, başvurucunun hukuk veya idare mahkemelerinde dava açma hakkı bulunmakla birlikte bu durumun olayda kusuru bulunan kişi ya da kişilerin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, somut olayda kazanın meydana geldiği yolun yapımında kusur bulunup bulunmadığı hususunda ceza soruşturması kapsamında yeterli bir araştırma yapılmadığını ifade etmiştir. Bu karar üzerine Kavak Cumhuriyet Başsavcılığı, kazanın meydana geldiği yolun yapımının teknik şartlara uygun olup olmadığının tespiti için bilirkişi raporu almıştır. İş Güvenliği Uzmanı B.Ç., İş Güvenliği Bilirkişisi K.A. ve Trafik Bilirkişisi R.A. tarafından hazırlanan 5/6/2015 tarihli bu raporda; kazanın meydana geldiği yolun yapım ve bakımından sorumlu olan kuruluşun bir kusurunun bulunmadığı, araç sürücüsü Ş.S.nin olayda asli kusurlu olduğu ifade edilmiştir. Kavak Cumhuriyet Başsavcılığı 19/6/2015 tarihinde anılan bilirkişi raporu doğrultusunda kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Samsun Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/8/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar 28/9/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Taksirle öldürme" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kişinin yaşamına ve vücut bütünlüğüne yönelen ancak ihmal suretiyle meydana gelen olaylara ilişkin etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara tek başına ya da bir ceza soruşturmasıyla birlikte hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Vo/Fransa [BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, § 90; Mastromatteo/İtalya [BD], B. No: 37703/97, 24/10/2002, §§ 90, 94, 95; Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], B. No: 32967/96, 17/1/2002, § 51; Anna Todorova/Bulgaristan, B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan Bozkurt/Türkiye, B. No: 20620/10, 23/6/2015, § 59; Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye, B. No: 3648/04, 2/2/2016, § 114; Fatih Çakır ve Merve Nisa Çakır/Türkiye, B. No: 54558/11, 5/6/2018, § 42). AİHM trafik kazası sonucu meydana gelen bir ölüm olayı ile ilgili olarak ceza soruşturması yolu tüketildikten sonra yapılan bir bireysel başvuruda, tazminat yoluna başvurulmadığına özellikle vurgu yaparak kabul edilemezlik kararı vermiştir (Emine Demir ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 58200/10, 13/10/2015).