Başvurucu, 1/12/1998 tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve tescil davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, 1/12/1998 tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve tescil davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 15/8/2013 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 14/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığı 19/9/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1/12/1998 tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde, P. aleyhine açtığı tapu iptali ve tescil davasında, Kızıltepe ilçesi Aşağı Azıklı köyünde bulunan bir kısım taşınmazların muvazaalı olarak davalıya satıldığını ileri sürmüş, söz konusu taşınmazların davalı adına kayıtlı tapularının iptalini ve taşınmazların murisi olan babası adına tapuya tescilini talep etmiştir. Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesi, 15/9/2009 tarih ve E.1998/288, K.2009/612 sayılı kararı ile dinlenen tanık beyanları, yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler doğrultusunda, ispatlanamayan davanın reddine karar vermiştir. Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Hukuk Dairesi, 14/7/2010 tarih ve E.2010/5153, K.2010/8228 sayılı ilâmında, dava konusu taşınmazlarda iştirak hâlinde mülkiyet söz konusu olduğu için tüm mirasçılar tarafından davanın takibi veya miras şirketine temsilci atanması gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararını bozmuştur. Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesi, bozma ilâmına uyarak, E.2010/1091 sayılı dava dosyasında yargılamaya devam etmiştir. Yargılama devam ederken başvurucu, davaya ilişkin talebini daraltarak, miras payı oranında tapu iptal ve tescil istediğini beyan etmiş, bu talebi Mahkemece kabul edilmiştir. Yargılama sonunda Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesi, 5/12/2012 tarih ve E.2010/1091, K.2012/1113 sayılı kararı ile dosya kapsamındaki deliller doğrultusunda davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu, 15/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi, 30/4/2014 tarih ve E.2013/20641, K.2014/9057 sayılı ilâmı ile bozma kararı vermiştir. Bu karar taraflara tebliğ aşamasındadır.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tâbidir.” 4721 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir”. 11/1/2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır.Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.” 22/12/1934 tarih ve 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Mülkiyete, mülkiyetin gayrı ayni haklara ve müşterek bir arzın hissedarları veya birbirine muttasıl gayrimenkullerin sahipleri arasında bunlardan birinin veya bir kaçının o gayrimenkul üzerinde mevcut veya inşa edilecek binanın, muayyen bir katından veya dairesinden yahut müstakillen istimale elverişli bir bölümünden munhasıran istifadesini temin gayesiyle Medeni Kanunun 753 üncü maddesi hükümlerine göre irtifak hakkı tesisine veya tesisi vadine mütedair resmi senetler tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından tanzim edilir.”