Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 31/3/2019 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimi sonucunda Halkların Demokratik Partisinden (HDP) Batman belediye başkanı seçilen başvurucu hakkında PKK/KCK terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatmıştır. Başvurucu, İçişleri Bakanlığının 23/3/2020 tarihli kararıyla PKK ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle görevden uzaklaştırılmıştır. Başvurucu anılan soruşturma kapsamında 21/7/2020 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu ifadesinde; örgütle herhangi bir iltisakının bulunmadığını, hakkındaki iletişim dinleme kararlarının hukuka aykırı olduğunu, kendisine atfedilen telefon görüşmelerinin herhangi bir suç unsuru içermediğini ve PKK/KCK terör örgütüyle bağlantılı olduğu belirtilen Demokratik Toplum Kongresi (DTK) yapılanmasına yönelik olarak Başsavcılıkça yapılan soruşturmada ele geçirilen belgede delege sıfatıyla isminin geçmesinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Hâkimlik, DTK'ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında bir binada yapılan aramada başvurucu adına düzenlenmiş delege kartı ile başvurucunun isminin yer aldığı delege listesinin ele geçirildiği ve iletişimi denetlenen başvurucunun "...evet doğrudur. Bu ayın 5 ve 6 sında Batman'da Kürdistan Sağlık Kongresi KCD (Demokratik Toplum Kongresi) altında gerçekleştiriyoruz. Üçüncü kongreye kürdistanın dört parçası, Avrupa ve bütün dünyadan bu duyguya sahip insanlarımız bir katkı vermek için katılacaklar." şeklinde görüşme kayıtlarının olduğu gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara itirazı Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 6/8/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 15/8/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/9/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başsavcılık 27/8/2020 tarihli iddianame ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede, başvurucunun PKK/KCK'nın DTK yapılanmasıyla bağlantılı olduğu ve bu yönde faaliyette bulunduğu iddia edilmiştir. İddianamede suçlamalara esas alınan temel olgular özetle şöyledir:i. Başsavcılık tarafından DTK'ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında bir binada yapılan aramada "DTK 2017 AMED BÖLGE VE KURUM DELEGE LİSTESİ" başlıklı belge bulunduğu ve anılan belgede "MEHMET DEMİR - AMED- .." şeklinde başvurucunun isminin geçtiği, ayrıca başvurucu adına tanzim edilmiş DTK delege kartının da ele geçirildiği ifade edilmiştir. ii. Başvurucunun T. isimli bir kişi ile PKK/KCK'nın Suriye yapılanması olan PYD kontrolündeki bölgeye yardım gönderme hususunda telefon görüşmesi yaptığı ve görüşmede toplanan yardımların KCK Sözleşmesi'ne bağlı olarak yapılandırılan mahalle meclislerine teslim edileceğini belirttiği ileri sürülmüştür. Başvurucunun ismi tespit edilemeyen bir şahısla yaptığı telefon görüşmesinde ise DTK adına Sağlık Kongresi düzenleyeceğini söylediği vurgulanmıştır.iii. Başvurucunun 1/1/2019 ile 18/2/2020 tarihleri arasında toplam 172 numara ile telefon görüşme kaydının olduğu, bu numaraları kullananlardan 275'inin terör örgütü üyeliği suçlamasıyla adli kaydının bulunduğu belirtilmiştir. iv. Başvurucunun başkanı olduğu Batman Belediyesine ait binada yapılan aramada ele geçirilen dokümanlardan -KCK Sözleşmesi'nin "Altıncı Bölüm - Şehir, Kasaba ve Mahalle Örgütlenmesi- Madde 23 Özgür Toplum Meclisleri, Şehir, Kasaba ve Mahalle Yürütmeleri" başlıkları altındaki hususlar doğrultusunda- Batman'ın Barış, Demokrasi, Özgürlük, Emek ve Kardeşlik olmak üzere toplam beş ayrı bölgeye ayrıldığının ve örgütsel faaliyetlerin bu bölgeler üzerinden yürütüldüğünün tespit edildiği ifade edilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi iddianamenin kabulüne karar vermiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır. Devam eden süreçte Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamaya konu suçun Batman'da işlendiği gerekçesiyle yetkisizlik kararı vererek dosyayı Batman Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) göndermiştir. Mahkeme 12/2/2021 tarihli duruşma sonunda başvurucunun tahliyesine ve hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve haftanın belirli günü kolluk birimine imza verme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Başvurunun inceleme tarihi itibarıyla başvurucu hakkındaki dava ilk derece mahkemesi aşamasında derdesttir. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 20/1/2020 tarihli ve E.2019/5611 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...16-22 Mayıs 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilen PKK/KONGRE-GEL terör örgütünün Genel Kurulunun sonuç bildirisinde ilan edilen KCK'nın, silahlı terör örgütünün elebaşısı Abdullah Öcalan’ın örgütün amacı doğrultusunda tabana yayılmasını sağlamak amacıyla ortaya koyduğu 'Kent Meclisleri, Demokratik Siyaset Akademisi, Demokratik Toplum Kongresi ve Kooperatifler Hareketi' şeklindeki dört ayaklı bir paradigmadan oluştuğu, bu paradigmanın üçüncü ayağı olan Demokratik Toplum Kongresinin, sözde kurucu meclis işlevi gören bir yapılanma olduğu ve Kuzey Kürdistan Parlamentosu/Meclisi olarak nitelendirildiği, terör örgütünün hedefi olan demokratik özerklik stratejisini hayata geçirmek için örgüt elebaşısının talimatları doğrultusunda kurulduğu, KCK/TM parlamento yapısını oluşturan sözde yasama organı olduğu, genel kurul, daimi meclis, başkanlık divanı, yürütme kurulu ve komisyonlar gibi organlarının bulunduğu, çalışma usulüne ilişkin sözde iç tüzüğünün olduğu, demokratik özerkliği gerçekleştirmek amacıyla siyasi parti, dernek, sendika ve sivil toplum kuruluşlarını örgütleyerek konferans ve çalıştaylar düzenlediği, örgütlenme yapısı itibarıyla KCK ile özdeşlik gösterdiği, bileşenlerinin KCK yapılanması içinde yer alan sözde kent meclisleri, ilçe meclisleri, mahalle meclisleri ve köy komünlerinin olduğu, delege ve üyelerinin anılan bu sözde meclis üyeleri ile bazı milletvekilleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri olduğu, yaptığı kongre ve konferanslar sonucunda 14 Temmuz 2011 tarihinde demokratik özerlik ilan edildiği ve 27 Aralık 2015 tarihinde demokratik özerk bölgelerin oluşturulmasının istendiği ve ayrıca öz yönetim ilanlarına sahip çıkıldığı..." Diğer ilgili ulusal hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 64-89; Ayhan Bilgen [GK], 2017/5974, 21/12/2017, §§ 48-