Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/9080 E. , 2024/7013 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/9080 Karar No : 2024/7013 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı - ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Hastane İşletmeciliği A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/9080 E. , 2024/7013 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/9080 Karar No : 2024/7013 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı - ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Hastane İşletmeciliği A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının tespit edildiğinden bahisle 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tekerrür hükmü de uygulanmak suretiyle kiracı olan davacı şirkete 7.514.556,12-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Ataşehir Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... kararda; Mahkemelerince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; yapı tatil tutanağına konu inşai faaliyetlerin keşif esnasında yerinde belirtildiği şekilde var olduğu, aykırılığın taşınmazın emsalini artırıcı nitelikte olduğu, ancak taşınmazın bulunduğu parsele ilişkin geçerli imar planında parselin emsalinin (KAKS) 1,8 ve arsa yüzölçümünün 3.380,00 m² olduğu ve bu haliyle de parselde 6.084,00 m² emsal büyüklüğünde bir bina yapılabileceği bu durumda onaylı projesine göre 6.083,17 m² emsal alanının kullanılmış olması nedeniyle parselde daha fazla emsal oluşturacak inşai faaliyet yapılamayacağından aykırılıkların ruhsata bağlanmasının teknik açıdan mümkün olmadığı, bunun yanında aykırılıklar sonucunda iskan alınmadan önce binanın üzerinde onaylı projesinde görülmeyen 2 kat daha eklenmesi niteliğinde olan aykırılığın binanın taşıyıcı sistemini doğrudan etkilemesi nedeniyle mutlaka binanın tamamının yeni durumunu yansıtan statik projesi ve hesaplamaların bulunması ve bunun yanında da uygulamanın ilgili belediyesi ve/veya yapı denetim şirketi denetiminde yapılması gerektiği, ancak ilgili belediyesinin gözetim ve denetiminde yapıldığına ilişkin bilgi ve belge de görülmediğinde aykırılıkların bu haliyle de ruhsata bağlanmasının mümkün olmadığı, yapı tatil tutanağında belirtilen aykırılıkların tek bir bağımsız bölümden oluşan hastane işlevli binanın (iskan alınmadan önce) tesisat katı niteliğindeki 13. katının hastane işlevli olacak şekilde değiştirilmesi ve 14. normal kat ile onun da üstünde bir çatı katı eklenmesi niteliğinde ve keşif esnasında söz konusu bu katların da hastane işlevli olduğu görüldüğünden aykırılıktan etkilenen alanın mevcut hastanenin yapı kullanma izin belgesinde görülen brüt kullanım alanı ile aykırı olarak eklenen katlarının alanının toplamı olması gerektiği, ancak davalı idare tarafından davacının menfaatine olacak şekilde, hatalı ve eksik olarak, sadece aykırılığa konu alan ((ç) bendi ile tanımlanan) yüzölçümü olduğu değerlendirilen 1.275,15 m²’nin aykırılıktan etkilenen alan olarak alındığı, yapı sınıfı ve grubu ile (a) bendi uyarınca birim alan başına ceza miktarının doğru bir şekilde belirlendiği, (a) bendi uyarınca hesaplamanın hesaplama tekniği yani çarpma işlemi uyarınca doğru bir şekilde yapıldığı, (c) bendi uyarınca artırımların uygun olduğu, aykırılığa konu alanın doğru bir şekilde belirlendiği, (ç) bendi uyarınca cezanın hesaplama tekniği yani çarpma işlemi açısından doğru bir şekilde yapıldığı, binaya ilişkin davalı idare tarafından 11/03/2021 tarihli yapı tatil tutanağının tutulduğu, binada inşai faaliyetlerin devam ettirilmesi üzerine bu davanın konusu olan ... tarihli ve ... numaralı yapı tatil tutanağının düzenlendiği, uydu fotoğraflarının incelenmesi sonucunda yapı tatil tutanağına konu aykırılıkların Haziran 2020 tarihinde tamamlanmış olduğu ve söz konusu bu aykırılıkların 27/11/2020 tarihli yapı kullanma izin belgesinin alınmasından önce yapılmış aykırılıklar olduğunun tespit edildiği, bunun yanında uydu fotoğraflarının incelenmesi sonucunda yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiği 27/11/2020 tarihinden önce olacak şekilde Haziran 2020 tarihinde yapının çatısının keşif esnasında görülen seviyeye yükseltilmiş durumda olmasına ilişkin hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemede olduğu yönünde tespit ve görüşlere yer verildiği, dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile anılan bilirkişi raporundaki tespitlerin birlikte incelenmesinden, uydu fotoğraflarının incelenmesi sonucunda yapı tatil tutanağına konu aykırılıkların Haziran 2020 tarihinde tamamlandığı, söz konusu bina için 27/11/2020 tarihinde yapı kullanma izin belgesinin alındığı, dolayısıyla yapıda yapılan aykırılıkların binanın iskan belgesi alınmasından önce yapım aşamasında gerçekleştiğinin anlaşıldığı, yapıya ait yapı kullanma izin belgesinin geçerliliğini koruduğu ve söz konusu aykırılıkların yapı kullanma izin belgesi alınmadan önce yapıldığının tespit edildiği hususları dikkate alındığında, taşınmaza ait geçerli bir yapı kullanma izin belgesi bulunduğu sürece yapı kullanma izin belgesi bulunan kısımlar için 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesine göre işlem tesis edilemeyeceği, ancak yapı kullanma izin belgesi düzenlendikten sonra yapılan bir imalat var ise buna ilişkin olarak işlem tesis edilebileceği açık olduğundan; yapı kullanma izin belgesi düzenlenmeden önce yapılan imalatlar için düzenlenen para cezasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 27/11/2020 tarihinde yapı kullanma izin belgesi verilen yapıda, “onaylı mimari projesine aykırı olarak, projesinde çatı arası tesisat katı ve merdiven kule katı olarak gösterilen katların normal kat ebadına getirildiği, 13. ve 14. normal katların oluşturulduğu ve üzerine çekme kat yapıldığı"nın sabit olduğu, bilirkişi raporunda, uydu fotoğraflarının incelenmesi sonucunda, ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağına konu aykırılıkların Haziran 2020 tarihinde tamamlanmış olduğu ve söz konusu aykırılıkların yapı kullanma izin belgesinin alınmasından önce yapılmış aykırılıklar olduğunun tespit edildiği, projeye aykırı imalatların davacı tarafından mı yoksa müteahhit tarafından mı yapıldığı hususundaki belirsizliği ortadan kaldırmaya elverişli nitelikte açık ve somut bir tespitin ise davalı idare tarafından yapılmadığı, öte yandan, yapının inşası bitirilip yapı kullanma izin belgesi alınarak taşınmazın teslimiyle müteahhidin sorumluluğunun sona ermeyeceği, "ruhsata aykırılıkları yapan" kişi imar para cezasının muhatabı olacağından, ruhsatsız yapının yapımından sorumlu olanın açık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti yapılmaksızın, mal sahibi olduğundan hareketle, kiracı olan davacıya imar para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, para cezasının iptali yolunda verilen Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki yapıda yapı tatil tutanağı ile tespit edilen aykırılıkların; “Haziran 2020 tarihinde tamamlanmış olduğu, 27/11/2020 tarihinde yapı kullanma izin belgesi alınmadan önce bahse konu kusurların mevcut olduğu” yönündeki tespitin hukuki, maddi ve teknik gerçekliğe tümüyle aykırı olduğu, bilirkişi raporundaki hatalı yorumun görüntüler arasındaki yükseklik farkından değil görüş açısı farkından kaynaklandığı, yapı kullanma izin belgesi düzenlendiği esnada yapının tasdikli mimari projesine uygun olduğu ve herhangi bir kat ilavesi bulunmadığı, bu hususun sadece belediye teknik personelince değil farklı resmi kurumlarca ve lisanslı teknik personelce de tespit edildiği, nitekim, bilirkişi raporunda belirtilen Google Earth fotoğraflarının Belediye teknik elemanları tarafından incelenmesinde, Mayıs 2020 tarihindeki görüntü ile Haziran 2020 arasındaki görüntülerin farklı açılardan çekilmiş görüntüler olduğunun, ancak iki görüntü arasında herhangi bir fark olmadığının, 2020 Mayıs ile 2020 Haziran arasında binada herhangi bir yapılaşma olmadığının, Nisan 2021 görüntülerinde ise 23/08/2021 tarihli yapı tatil tutanağındaki kusurların varlığının açıkça görüldüğü, bilirkişi raporunda, yapı tatil tutanağı ile fiili durumun birbirine uygun olduğunun tespit edildiği, temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalı yanında müdahil tarafından, 15/04/2016 tarihli kira sözleşmesi ile müdahilin, inşaatı kısmen tamamlayıp taşınmazı davacıya teslim etmeyi; kiracının ise teslim tarihinden itibaren 8 ay içerisinde kendisine düşen inşaatı tamamlayarak yapı kullanma izin belgesi alınabilecek seviyeye getirmeyi taahhüt ettiği, taşınmazın 05/06/2020 tarihli teslim tutanağı ile davacıya teslim edildiği ve taşınmazın tesliminden sonra davacı tarafından inşai faaliyetlerin devam ettirildiği ve taşınmazda onaylı ruhsat projesine aykırı işlemler gerçekleştirildiği, bilirkişi raporundaki mayıs 2020 ve haziran 2020 tarihli uydu fotoğraflarına ilişkin tespit ve değerlendirmelerin aksine, binada herhangi bir seviye yükselmesinin olmadığı, bilirkişi raporunun somut gerçekliğe aykırı olduğu, herhangi bir teknik incelemeye ihtiyaç duyulmaksızın çıplak gözle bakıldığında dahi yapının çatı kısmının aynı seviyede olduğunun görüleceği, bilirkişi raporunda hem Mayıs 2020 tarihi itibarıyla herhangi bir çatı yükselmesinin söz konusu olmadığı (binanın projesine uygun olduğunu) hem de çatının bu tarihten itibaren yükseltilmeye başlandığı; bir yandan çatı yükseltilmesi işlemlerinin Mayıs 2020 ile Nisan 2021 tarihleri arasında gerçekleştirildiği, diğer yandan çatının yükseltilmesi işlemlerinin Haziran 2020 tarihinde tamamlandığı ifade edildiğinden çelişkili olduğu, davacı tarafından dava dilekçesinde çatı yükseltme işleminin kendisi tarafından yapıldığının ikrar edildiği, temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Müdahil ... Sanayi ve Ticaret A.Ş., uyuşmazlığa konu taşınmazın malikidir. Davacı şirket ile taşınmaz sahibi olan müdahil arasında 15/04/2016 tarihli kira sözleşmesi imzalanmıştır. Taşınmaz sahibi olan müdahil tarafından bina, 05/06/2020 tarihinde davacı şirkete teslim edilmiş ve anılan taraflar arasında teslim tutanağı ve ek protokol imzalanmıştır. Uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin, davalı belediye tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı yapı kullanma izin belgesi bulunmaktadır. Davalı belediye görevlileri tarafından düzenlenen 11/03/2021 tarihli yapı tatil tutanağı ile; projeye aykırı olarak 1. bodrum katta sol yan cephede kış bahçesi yapıldığı, (7) akstan itibaren otopark alanının tamamının hastane odası ve ofis alanlarına dönüştürüldüğü, zemin katta (5) ve (8) akslar arasında açık alanın kapatılarak ofis ve hasta kabul alanı haline getirildiği, 8 aksında itibaren olan motosiklet otoparkı alanının ise yine ofis ve hasta kabul alanı haline getirildiği, (5) ve (8) aks arasındaki alanın kapatılarak ek bölüm oluşturulduğu tespit edilmiştir. 11/03/2021 tarihli yapı tatil tutanağına istinaden ... tarih ve ... sayılı Ataşehir Belediye Encümeni kararı ile, 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca taşınmaz sahibi olan müdahile 6.077.470,56 TL idari para cezası verilmiştir. Davacı şirket tarafından davalı belediyeye verilen 30/04/2021 tarihli dilekçe ile, 11/03/2021 tarihli yapı tatil tutanağı ile tespit edilen imara aykırılıkların sorumluluğunun kendilerine ait olduğu belirtilerek, yakın zamanda gerçekleşecek imar planı tadilatı sonrasında düzenlenecek tadilat projesinin onaylanmak üzere ibraz edileceği ve bu tadilat projesinin onaylanması halinde aykırılığın giderilmiş olacağı, yakın zamanda gerçekleşecek olan imar planı tadilatının beklenmesi ve başkaca bir işlem tesis edilmemesi talep edilmiştir. Bunun üzerine, ... tarih ve ... sayılı Ataşehir Belediye Encümeni kararı ile, taşınmaz sahibi olan müdahile verilen 6.077.470,56 TL para cezası iptal edilerek anılan para cezasının kiracı olan davacı şirkete verilmesine dair düzeltme kararı alınmıştır. Davalı belediye görevlileri tarafından düzenlenen 23/08/2021 tarihli yapı tatil tutanağı ile; BK + ZKve 1.NK'larında incelemeleri yapılan iskanlı hastane binasının mahallinde yeniden yapılan tetkikinde; tasdikli projesinde çatı arası tesisat katı ve merdiven kule katı olarak gösterilen katların, normal kat ebatlarına getirilerek 13. ve 14. normal katların oluşturulduğu ve üzerine krokide gösterilen ebatlarda çekme kat yapıldığı tespit edilmiştir. 23/08/2021 tarihli yapı tatil tutanağına dayanılarak dava konusu ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararı ile, taşınmazda ruhsat ve eki mimari projeye aykırı şekilde yapı yapıldığının tespit edildiğinden bahisle 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca 1.275,15 m² aykırılıktan etkilenen alan için yapı grubu olarak 5/B grubu esas alınarak c/5, 10 ve 12. alt bentleri uyarınca arttırım ve tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle kiracı olan davacı şirkete toplam 7.514.556,12-TL para cezası verilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. Davacı şirket ile taşınmaz sahibi olan müdahil arasında imzalanan 15/04/2016 tarihli kira sözleşmesinin 3.5. maddesinde “3.5. KİRALAYAN, KİRALANAN'ı Ek 2'deki prensiplere ve onaylı projelere göre inşa edecek ve Ek 2'de belirtilen işlerin tamamlanmasıyla, bina inşa etme taahhüdünü yerine getirmiş olacaktır." şartına, 3.8. maddesinde "3.8. KİRACI, KİRALANAN'I SÖZLEŞME'ye uygun olarak teslim alması veya KİRALANAN'ın 3.7. maddenin son cümlesi uyarınca teslim edilmiş sayılması tarihinden itibaren en geç 8 (sekiz) ay içerisinde, KİRALANAN'da kalan inşaat ve dekorasyon işlerini anlaşacağı taşeronlar vasıtasıyla tamamlayarak SÖZLEŞME konusu faaliyetine başlayacaktır." şartına, 3.10. maddesinde "3.10. 3.8. madde uyarınca, KİRALAYAN, bina inşaatını Ek 2'deki seviye ve sınırlarda İnşa edeceğinden Ve bu seviye ve sınırın ötesinde kalan inşaat, tesisat, dekorasyon ve yerleşme gibi diğer tüm İşleri KİRACI bizzat yapacağından; yapı kullanım izin belgesinin alınması için gerekli şartların sağlanması yükümlülüğünün bir kısmı KİRALAYAN'a, bir kısmı ise KİRACI'ya aittir ve yapı kullanım belgesi alınmasına kendi yükümlülüğünü yerine getirmediği için engel olan taraf bunun sonucundan diğer tarafı sorumlu tutamayacaktır.” şartına, 9.4., 9.5. ve 9.6. maddelerinde "9.3. KİRALAYAN, KİRALANAN'ın inşaatını tasdikli projesine uygun olarak inşa etmediği takdirde bu aykırılığın yazılı olarak kendisine bildirilmesi ile makul sürede gidermeyi, bu aykırılığın giderilememesi halinde KİRACI'nın uğrayacağı her türlü zararı tazmin etmeyi beyan, kabul ve taahhüt eder. İlgili mevzuattan kaynaklanan sebeplerin ortaya çıkması ve KİRACI'nın talep etmesi neticesinde onaylı mimari projedeki toplam inşaat alanının m2'sinin artması halinde, KİRALAYAN'ın fazla m2'yi zemin kat üzerinde kullanma hakkı saklıdır. 9.4. KİRACI, 3.4. ve 3.8. maddeler gereği kendisi tarafından yapılması gereken işleri tasdikli projeye göre ve Sosyal Güvenlik kurumu nezdinde işçi dosyası açtırmak suretiyle yapmayı, buna aykırılık halinde, aykırılığın yazılı olarak kendisine bildirilmesi ile makul sürede gidermeyi, aksi takdirde tüm sorumluluğun kendisine ait olacağını ve KİRALAYAN'ın uğrayacağı her türlü zararı tazmin etmeyi beyan, kabul ve taahhüt eder. 9.5. KİRALAYAN, SÖZLEŞME süresince KİRALANAN'da KİRACI tarafından bina statiğine zarar vermeyecek şekilde, imar mevzuatına ve SÖZLEŞME'ye uygun olarak yapılacak tadilata şimdiden muvafakat eder. Bu tadilatlara ilişkin masraflar KİRACI'ya aittir. KİRALAYAN, bu konuda gerekebilecek muvafakat ve/veya vekâletnameleri KİRACI tarafından isimleri bildirilecek kişilere vermek zorundadırlar." şartına yer verilmiştir. Davacı şirket ile taşınmaz sahibi olan müdahil arasında imzalanan 05/06/2020 tarihli teslim tutanağı ve ek protokolün 1.4. ve 1.5. maddelerinde "Kiracı, 1.4-KİRALANAN'ı, bilgisine sunulan ve Ataşehir Belediyesi tarafından da onaylanan Sırasıyla 10.02.2017 tarihli C:02 S:15 numaralı yapı ruhsatı, 29.03.2019 tarihli C:03 8:21 numaralı tadilli yapı ruhsatı ve son olarak 01.08.2019 tarihli C:078:23 numaralı tadilli yapı ruhsatı ile bu yapı ruhsatlarının ekleri olan mimari, statik, elektrik, mekanik projelerine uygun olarak inşa ettiğini, söz konusu onaylı yapı ruhsatı ve projelere kendisinin de muvafakati olduğunu, 1.5- Yukarıdaki maddede belirtildiği üzere KİRALANAN'I onaylı yapı ruhsatı ve onaylı projelerine uygun inşa ettiğinden, gerek işbu teslim tutanağı ve ek protokolün imzalanmasından öncesine gerekse sonrasına ilişkin olarak herhangi bir imara aykırılığın söz konusu olması halinde, buna ilişkin sorumluluğun kendisine ait olduğunu, bu sebeple KİRALAYAN'ın zarara uğraması ya da herhangi bir idari/cezai yaptırım ile karşılaşması halinde KİRALAYAN'ın zararını hiçbir ihtara lüzum olmaksızın tazmin edeceğini," şartına, 5. maddesinde "5- 15.04.2016 tarihli sözleşmenin 3.4. maddesi ile KİRACI'ya inşaatın her safhasında inşaat sürecini takip etme hak ve yükümlülüğü tanınmış olup; bu kapsamda KİRACI, KİRALAYAN tarafından yürütülen inşaat faaliyetini başından sonuna kadar denetlemiştir. Dolayısıyla KİRACI, KİRALANAN 'a ilişkin olarak, açık ayıp veya eksik iş söz konusu olmadığı gibi gizli ayıbın da söz konusu olamayacağını kabul ve beyan eder. Tüm bu açıklamalar ışığında KİRACI, KİRALAYAN'ı gerek 15.04.2016 tarihli sözleşme ve ekleri ile 12.09.2019 tarihli protokolün “eser meydana getirme” taahhüdü yönünden, gerekse KİRALANAN'ı hukuka ve tarafların anlaşmasına uygun teslim borcu yönünden 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 132. maddesi kapsamında gayrikabili rücu ibra ettiğini, anılan hususlarda KİRALAYAN'dan herhangi bir hak ve alacağının, sözleşmeye aykırılık iddiasının olmadığını, buna ilişkin tüm haklarından 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. Maddesi kapsamında feragat ettiğini kabul ve beyan eder." şartına, 7. ve 8. maddelerinde "KİRALANAN, KİRALAYAN tarafından kendi üzerine düşen inşa faaliyeti onaylı ruhsat ve projelere uygun olarak tamamlanarak, yapı kullanım izin belgesi alınmasına herhangi bir engel bulunmayan şekilde KİRACI'ya teslim edilmiştir. İşbu teslim tutanağı ve ek protokol ile Taraflar, KİRALANAN'a ilişkin yapı kullanım izin belgesi başvurusu yapılarak, söz konusu iznin alınmasına ilişkin her türlü iş/işlemin yerine getirilmesi ve iznin alınması sorumluluğunun tamamen KİRACI'ya ait olduğu hususunda mutabık kalmışlardır. KİRALAYAN yapı kullanım izin belgesinin alınmasına ilişkin resmi mercilerdeki imza sorumluluğunu yerine getirecektir. 8- KİRACI, işbu protokol'ün Ek-2'sinde yer alan tadilat projesi kapsamında onaylı yapı ruhsatında ve eki projelerinde değişiklik yapmak istemektedir. KİRALAYAN, Ek-2'de yer alan yapı ruhsatı ve eki projelere ilişkin tadilat projesine muvafakat ettiğini, bu tadilat projesinde belediye tarafından talep edilecek değişikliklerin yapılmasına da muvafakat ettiğini kabul ve beyan eder. KİRACI, mevcut onaylı yapı ruhsatı ve onaylı projelerde bunun dışında bir değişiklik yapmak isterse, bu hususta KİRALAYAN'a bilgi vermekle ve KİRALAYAN'ın onayını almakla yükümlüdür.” şartına yer verilmiştir. Kiracı tarafından, delil tespiti talebinde bulunulması üzerine ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... D. İş sayılı dosyasında 25/06/2020 tarihinde mahallinde yaptırılan keşif üzerine düzenlenen bilirkişi raporunun 25. sayfasında "Mekanik makine ve tesisat sistemi için mevcut durum tespitinde 13. Kat ve -6. Katlar ve ara katlarda kolon şaftları görülerek değerlendirme yapılmıştır.” ve 26. sayfasında yer alan “Mevcut durumda 13. Kat çatısının bulunmadığı görülmüştür. .... çatı ve ana şaft kapanmadığı için 13. Kattan su gelmektedir.” tespitine yer verilmiştir. Taşınmaz sahibi olan müdahil tarafından kiralanının tahliyesi talebiyle ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, mahallinde yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun 46. sayfasında “Dava konusu taşınmaza ilişkin Mayıs 2020, Haziran 2020 ve Nisan 2021 tarihli uydu fotoğraflarının incelenmesinden; -Mayıs 2020 tarihi itibari ile yapının Onaylı Mimari Projesi'ne uygun olacak şekilde tamamlanmış olduğu, -Haziran 2020 tarihi itibari ile yapının... tarihli ve ...numaralı Yapı Tatil Tutanağı'nda belirtildiği şekilde merdiven kulesinin üzerine kadar yükseltilmiş olduğu, - Nisan 2021 tarihi itibari ile yapının merdiven kulesinin yükseltilmiş olduğu ve keşif günü gözlemlenen haline getirildiği değerlendirilmiştir.” ve 49. sayfasında “… Dolayısıyla tacir olan taraflarca imzalanmış 05.06.2020 tarihli Teslim Tutanağı ve Ek Protokolden, davalı kiracı şirkete teslim edildiğinde kiralanan taşınmazda herhangi bir projeye aykırılık bulunmadığı, tamamen projesine uygun olarak inşa edilip teslim edildiği anlaşılmaktadır. Zaten davalıya teslimden hemen önceki Mayıs 2020 tarihi itibari ile uydu fotoğraflarının incelenmesinden de yapının Onaylı Mimari Projesi'ne uygun olacak şekilde tamamlanmış olduğu tarafımızca tespit edilmiştir. Dolayısıyla mevcut aykırılıkların bizzat davacı tarafından yapıldığına yönelik davalı savunması kanaatimizce yerinde değildir. Hatta davalı 18.07.2022 tarihli cevap dilekçesinde, mevcut aykırılıkları kendisinin yaptığını açıkça kabul etmiş ve ancak davacının muvafakatıyla yaptığını iddia etmişken, sonradan sunduğu beyan dilekçesiyle bu defa mecurda mevcut olan aykırılıkların davacı tarafından yapıldığını ileri sürmüştür. Halbuki davalı kiracı şirket tarafından, Ataşehir Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğü'ne yazılan 20.04.2021 tarihli talep yazısında, projeye aykırılıklar yüzünden düzenlenen yapı tatil tutanağı ve buna bağlı olarak 25.03.2021 tarihinde düzenlenen Encümen Kararı ile davacı adına 6.077.470,56 TL tutarında kesilen para cezası ve söz konusu yapı tatil tutanağı ile tespit edilen imara aykırılıkların sorumluluğunun kendisine ait olduğunu açıkça Belediye'ye de bildirilmiştir. Belediye Encümen kararıyla da, “...mevzuata aykırı inşaatı yapan kişi tespit edilerek (taşınmaz maliki, kiracı, intifa hakkı sahibi vs.) ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıyı yapan kişi adına 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42.maddesine göre Encümen Kararının düzenlenebileceği...” gerekçesiyle para cezasının muhatabının davalı kiracı olarak değiştirilmesine karar verilmiştir.” ve 50. sayfasında “Taraflar arasındaki 05.06.2020 tarihli protokolün imzalanmasından sonrasına ait 19.10.2020 tarihli onaylı tadilat projesinin de bulunduğu; protokolde bahsedilen davacının muvafakati olan projenin Belediye tarafından onaylanmış 19.10.2020 tarihli proje olabileceği, ancak davalının bu projeye de aykırı imalatlar yapmış olduğu tespit edilmiştir. Zira 19.10.2020 tarih C:10 S:07 sayı ile tadilat yapı ruhsatı verilmiş onaylı mimarı projesi incelendiğinde, binada 12 normal kat, 12'nci normal katın üzerinde kırma çatı bulunduğu, çatı arasını gösterir mimari planda +49.78 kotunda asansör holü ve teknik alanların bulunduğu, asansör makine dairesini gösterir mimari planda +53.46 kotunda asansör makine dairesi bulunduğu görülmesine rağmen, tasdikli projesinde çatı arası tesisat katı ve merdiven kule katı olarak gösterilen katların normal kat ebadına getirildiği ve 13 ve 14 Normal katların oluşturulduğu ve üzerine çekme kat yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla davacı kiraya verenin ek protokol 8.maddesiyle, imara, ruhsata, projeye tamamen aykırı bu değişikliklere muvafakat ettiğinin kabulü kanaatimizce mümkün değildir.” değerlendirmesine yer verilmiştir. İş bu dosyada, mahallinde yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen 04/02/2023 tarihli bilirkişi raporunun 7. sayfasında “Dava konusu taşınmaza ilişkin açık kaynaklı uydu fotoğrafı yayın servisi uygulaması (Google Earth) üzerinde yapılan incelemelerde taşınmazın Mayıs 2020 tarihinde merdiven kulesi 13'üncü katının (tesisat katı) üzerine çıkacak şekilde (projesine uygun olacak şekilde) tamamlanmış durumda olduğu, Haziran 2020 tarihinde ön tarafta çatının merdiven kulesinin üzerine çıkacak şekilde yükseltildiği (tutanakta belirtilen hale getirildiği), Nisan 2021 tarihinde ise merdiven kulesinin de yükseltilmiş çatının seviyesine çıkarılarak keşif esnasında görülen duruma getirildiği görülmektedir (Şekil Ya, 9b, 9c). Bu haliyle Dava konusu aykırılıkların Mayıs 2020 tarihi ile Nisan 2021 tarihi arasında bir tarihte vapılarak tamamlandığı tespit edilmiştir.” ve 11. sayfasında “uydu fotoğraflarının incelenmesi sonucunda bu Davanın konusu edilen aykırılıkların Haziran 2020 tarihinde var olduğu tespit edilmiş ve 27.11.2020 tarihinde de binaya yapı kullanma izin belgesi düzenlenmiştir.” ve 12. sayfasında “ve 26/38 numaralı yapı tatil tutanağı düzenlenerek (uydu fotoğraflarının incelenmesi sonucunda yapı tatil tutanağına konu aykırılıkların Haziran 2020 tarihinde tamamlanmış olduğu tespit edilmiş ve söz konusu bu aykırılıkların 27.11.2020 tarihli yapı kullanma izin belgesinin alınmasından önce yapılmış aykırılıklar olduğu tespit edilmiştir) encümen kararı alınmış ve buna göre Davalı idare tarafından İmar Kanunu'nun 42'nci maddesinin 6'ncı fıkrası uyarınca (a) ve (c) bentleri uyarınca verilen para cezası kadar para cezası eklenmiş olmasına ilişkin hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, bunun yanında uydu fotoğraflarının incelenmesi sonucunda yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiği 27.11.2020 tarihinden önce olacak şekilde Haziran 2020 tarihinde Dava konusu yapının çatısının keşif esnasında görülen seviyeye yükseltilmiş durumda olmasına ilişkin hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemede olduğu” değerlendirmesine yer verilmiştir. Diğer taraftan dosya içeriğinde uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin 29/03/2019 tarihli, 01/08/2019 tarihli ve 19/10/2020 tarihli tadilat projelerinin bulunduğunun belirtildiği görülmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, bin Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı; (a) bendinde; Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için idari para cezası verileceği, bu miktarların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkate alınmak suretiyle artırılaracağı; (b) bendinde ise; mevzuata aykırılığı yapı inşaat alanı üzerinden hesaplanması mümkün olmayan, yapının cephelerini ve diğer yapı elemanlarını değiştiren veya yapı malzemesi için öngörülen gereklere aykırı bulunan uygulamalar için, Bakanlıkça yayımlanan ve aykırılığa konu imalatın tespiti tarihinde yürürlükte bulunan birim fiyat listesine göre ilgili idarece belirlenen bedelin % 20’si kadar idari para cezası verileceği düzenlenmiş, (c) bendinde ise artırım sebepleri sayılmış, söz konusu maddenin 6. fıkrasında ise; yukarıdaki fıkralarda belirtilen fiil ve hallerin, yapının inşa edilmesi süreci içinde tekrarı halinde, idari para cezasının bir kat arttırılmak suretiyle uygulanacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: "Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi" vardır ( AYM, Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 30). AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımının başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve başvurucuların temel şikâyetlerini incelemekten kaçmaya neden olması hâlinde Sözleşme'nin 6. maddesi davanın düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85)." (AYM, Erkan Akış ve diğerleri, B. No: 2013/6133, 13/4/2016, § 50) "Ayrıca bir davaya ilişkin olarak iddia ve savunmanın dayanağını teşkil eden taraflarca usulüne uygun ileri sürülmüş maddi vakıaların ve bu vakıalara ilişkin delillerin doğru olup olmadığının usulünce araştırılarak tespit edilmesi mahkemelerin görevidir. Özellikle yapılan bir yargılamada çözümü hukuk dışında özel, teknik bir bilgi ve inceleme gerektiren hususların yeterince açıklığa kavuşturulması gerekir (Hasan Rahmi Özgenç, B. No: 2013/2418, 16/12/2015, § 54). Nitekim AİHM de uyuşmazlığın çözümünde önemli bir etkisi olabilecek bir delilin toplanmamasının bir bütün olarak yargılamanın adil olmaması sonucuna yol açacağını belirtmektedir (Elsholz/Almanya, B. No: 25735/94, 13/7/2000,§§ 66, 67)." (AYM, Erkan Akış ve diğerleri, B. No: 2013/6133, 13/4/2016, § 58) "Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) mahkemelerin davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir." (AYM, Rafet Batman, B. No: 2020/16624, 2/5/2024, § 17) "Diğer taraftan bu ihlal kararının davanın sonucuyla ilgili herhangi bir değerlendirme içermediği vurgulanmalıdır. Zira gerekçeli karar hakkı, taraflara yargılama sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmelerine imkân sağlayan bir hak olup yargılama sonucuna yönelik bir teminat sağlamaz. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirttiği ihlal gerekçelerini gözeterek ve söz konusu iddiayla ilgili olarak yeniden bir değerlendirme yaparak gereken kararı vermek yine yargılama mercilerinin takdirindedir." (AYM, Rafet Batman, B. No: 2020/16624, 2/5/2024, § 21) "Anılan kurallar uyarınca ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varmada kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açık bir keyfîlik olmaması ve makul bir gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (İbrahim Ataş, B. No:2013/1235, 13/6/2013, § 23)." "(AYM, (Fatma Nakçi, B. No: 2021/33217, 20/12/2023, § 35) "Derece mahkemelerince gerçekleştirilen araştırma ve incelemeler neticesinde tespit edilen hususların hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini temin edecek ve keyfî uygulamaların önüne geçecek şekilde somut olayın özelliği dikkate alınarak gerekçeli kararda ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda sadece şeklî anlamda bir gerekçenin varlığı yeterli değildir, aynı zamanda gerekçenin makul olması şartı aranmaktadır. Makul gerekçeden anlaşılması gereken mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini ortaya koymasıdır" (AYM, (Fatma Nakçi, B. No: 2021/33217, 20/12/2023, § 39) "Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesi de dikkate alındığında kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Tarafların uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazlarının mahkemesince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekir. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan iddia ve itirazların bu defa kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar." (AYM, Hakim İpkıran ve diğerleri, B. No: 2021/36291, 18/9/2024, § 26) Yargı merciilerince, tarafların yargılama esnasında ileri sürdükleri uyuşmazlığın esasına ilişkin maddi olaylar incelenerek, yargılama esnasında somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususların araştırılarak maddi olayın açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; davalı idare tarafından Mayıs 2020 tarihindeki görüntü ile Haziran 2020 arasındaki görüntülerin farklı açılardan çekilmiş görüntüler olduğunun, ancak iki görüntü arasında herhangi bir fark olmadığının, 2020 Mayıs ile 2020 Haziran arasında binada herhangi bir yapılaşma olmadığının, Nisan 2021 görüntülerinde ise 23/08/2021 tarihli yapı tatil tutanağındaki kusurların varlığının açıkça görüldüğü, bilirkişi raporundaki yanlış yorumun görüntüler arasındaki görüş açısı farkından kaynaklandığı ve ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... D. İş sayılı dosyasında yaptırılan keşif üzerine düzenlenen bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı gerektiği gerekçeleriyle iş bu davaya ilişkin bilirkişi raporuna itiraz edildiği, taşınmaz sahibi olan ve işbu dosyada müdahil tarafından binanın, 05/06/2020 tarihinde davacı şirkete teslim edildiği ve anılan taraflar arasında teslim tutanağı ve ek protokol imzalandığı, davacı şirket tarafından taşınmaz teslim alındıktan sonra inşai faaliyetlerde bulunulduğu, davacı şirketin tadilat projesi kapsamında onaylı yapı ruhsatında ve eki projelerinde değişiklik yapmak istediği, uyuşmazlığa konu yapıya ilişkin delil tespiti talebinde bulunulması üzerine ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... D. İş sayılı dosyasında 25/06/2020 tarihinde mahallinde yaptırılan keşif üzerine düzenlenen bilirkişi raporunun ve kiralanının tahliyesi talebiyle ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, mahallinde yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun bulunduğu, taşınmaz sahibi olan ve işbu dosyada müdahil tarafından bilirkişi raporunda hem Mayıs 2020 tarihi itibarıyla herhangi bir çatı yükselmesinin söz konusu olmadığı, hem de çatının bu tarihten itibaren yükseltilmeye başlandığı; bir yandan çatı yükseltilmesi işlemlerinin Mayıs 2020 ile Nisan 2021 tarihleri arasında gerçekleştirildiği, diğer yandan da çatının yükseltilmesi işlemlerinin Haziran 2020 tarihinde tamamlandığı yönünde değerlendirmelere yer verildiğinden çelişkili olduğunun ileri sürüldüğü, dosyada bulunan belgelerde uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin 29/03/2019 tarihli, 01/08/2019 tarihli ve 19/10/2020 tarihli tadilat projelerinin bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Davalı idare ve müdahil tarafından ileri sürülen iddiaların, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı iddia olduğu görüldüğünden, uyuşmazlığa konu aykırılıkların kiracı mı yoksa taşınmaz sahibi mi tarafından yapıldığının tespit edilmesi bakımından değerlendirilmesi gereken esaslı iddialar olduğu sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlıkta; 15/04/2016 tarihli kira sözleşmesi ile 05/06/2020 tarihli teslim tutanağı ve eki protokol hükümlerinin, taşınmaza ilişkin 29/03/2019 tarihli, 01/08/2019 tarihli ve 19/10/2020 tarihli tadilat projelerinin belediyeye kim tarafından sunulduğu sorulmak suretiyle istenilerek incelenmesi, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... D. İş sayılı ve ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyalardaki bilirkişi raporlarının, taşınmaza ilişkin uydu resimlerinin, davalı idare ve müdahil tarafından ileri sürülen iddiaların değerlendirilmesi suretiyle aykırılıkların hangi tarihte yapıldığının ve binanın davacı şirkete teslim edildiği 05/06/2020 tarihinden önce mi yoksa sonra mı yapıldığı hususunun açıklığa kavuşturulması hakkaniyete uygun bir yargılama bakımından önem taşımaktadır. Bakılan davada, yargılamanın sonucu bakımından önemli nitelikte olan anılan hususlarla ilgili hukuki irdeleme ve değerlendirme yapılmadığı, maddi olaylara dair yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda, yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, davalı idare ve müdahil tarafından ileri sürülen iddiaların, kira sözleşmesi ile teslim tutanağı ve eki protokolün, tadilat projelerinin, anılan bilirkişi raporlarının, taşınmaza ilişkin uydu resimlerinin değerlendirilerek, uyuşmazlığa konu aykırılıkların 05/06/2020 tarihinden önce mi yoksa sonra mı yapıldığı hususunun açıklığa kavuşturulması amacıyla yeni bir bilirkişi heyetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle düzenlenecek bilirkişi raporunun incelenip değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, yargılamanın sonucu bakımından önemli nitelikte olan anılan hususlarla ilgili değerlendirme yapılmadan eksik inceleme sonucu verilen temyize konu İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı ile davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.