10. Hukuk Dairesi 2011/13104 E. , 2012/22657 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :626-459 Dava, vergiye kayıtlı olan dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan…
**10. Hukuk Dairesi 2011/13104 E. , 2012/22657 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :626-459 Dava, vergiye kayıtlı olan dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. İnceleme konusu somut olayda;Davacı, bildirge, tescil veya prim ödemesi bulunmayan vergiye kayıtlı olduğu, 28.11.1988 ile 30.11.1991 tarihleri arasında bakkaliye işi nedeniyle, 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir. Mahkemece, davacının prim tevkifatına dayalı olarak 01.07.1995 tarihinde 2926 sayılı Yasa kapsamında tescil edilmiş olması karşısında, 1479 sayılı Yasa'nın geçici 18. maddesi kapsamında tescil koşulunun gerçekleştiği ve buna göre vergiye kayıtlı olunan 28.11.1988 ile 30.11.1991 tarihleri arasındaki dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu kabul edilmiş ise de, bu kararın yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanağını teşkil eden 1479 sayılı Kanuna 4956 sayılı Kanunun 47. maddesiyle eklenen geçici 18. madde hükmüne göre; bu kanun kapsamında sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacaktır. Diğer taraftan, aynı geçici maddede; "bu kanunun (4956 sayılı Kanun) yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde (05.02.2004 tarihine kadar) Kuruma yazılı olarak başvuran sigortalıların, 20.04.1982 ile 04.10.2000 tarihi arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen sürelere ilişkin olarak 49. ve ek 15. maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemeleri kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği" hükmüne yer verilmiştir. Bu yönde; geçici 18. madde hükmünde yer alan, "Kuruma yazılı olarak başvuru" koşulu 02.08.2003 tarihi öncesinde Bağ-Kur'a kayıt ve tescili olmayan, ancak, vergi mükellefiyetine dayalı olarak sigortalılık niteliği taşıyanların, bu çalışma sürelerini sigortalılık süresi olarak değerlendirmeleri konusunda, geçerlik şartı olmayıp, bu yöndeki sigortalı iradesinin Kuruma karşı ortaya konması bakımından, ispat şartıdır. Kaldı ki, yasa koyucu, borçlanma konusunda Kuruma yazılı başvuruyu, herhangi bir şekil şartına da bağlamamıştır. Açıklanan bu esaslar yanında, sosyal güvenlik hakkının, anayasal güvenceye sahip, vazgeçilemez nitelikli temel insan haklarından biri olduğu da gözetildiğinde, sigortalıların, 04.10.2000 tarihi öncesindeki vergi kaydına dayalı çalışmalarını, primlerini ödemek kaydıyla, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirme yönündeki iradelerini, 05.02.2004 tarihine kadarki süre için de, herhangi bir şekilde Kuruma karşı ortaya koymaları halinde, anılan madde kapsamında Kuruma yapılmış, geçerli bir başvurunun varlığı kabul edilmelidir. Şüphesiz, borçlanma konusu sürelerin, sigortalılık süresi olarak değerlendirilebilmesi, ancak, bu sürelere ilişkin olarak anılan madde çerçevesinde belirlenmiş primlerin Kuruma ödenmesi halinde mümkün olabilecektir. Dava konusu somut olayda; davacının, 6 aylık yasal süre içinde, yani 05.02.2004 tarihine kadar vergiye kayıtlı olduğu sürelerin, sigortalılık süresi olarak değerlendirmesi iradesini Kuruma karşı ortaya koyduğunu gösteren, tescil talebi, prim ödemesi veya yazılı talebinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca da, davacının, geçici 18.madde kapsamında yasal süresi içinde Kuruma yazılı başvurusunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde davanın kabulüne karar verillmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.11.2012 gününde karar verildi