3. Hukuk Dairesi 2024/2843 E. , 2025/1967 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/795 E., 2024/1043 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/1388 E., 2022/454 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırl…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2843 E. , 2025/1967 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/795 E., 2024/1043 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/1388 E., 2022/454 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili, müvekkillerinin bir çocuklarının dünyaya geleceğini öğrendiklerinde davalı hastanede muntazam kontrollere geldiklerini ve muayeneleri yaptırdığını, bu süre zarfında tüm kontrollerin davalı doktor tarafından yapıldığını, hamilelik seyrinin normal olduğu ve herşeyin yolunda gittiğini, bundan dolayı da normal doğum yapılmasının doktor tarafından tavsiye edilince müvekkilleri tarafından kabul edildiğini, fakat doğum öncesi yapılan çatı muayenesinde çatının çok dar olduğunun söylendiğini, bundan dolayı doğumda bir sıkıntının olacağına dair herhangi bir uyarıda bulunulmadığı gibi, bundan ötürü sezeryan ile doğum yapılması gerektiğinin de söylenmediğini, doktor kontrolünün olduğu 03.12.2014 tarihinde doğum sanıcısı yok iken, suni sancı verilerek ve ağrı hissetmemesi için epiural anestezi uygulanmak sureti ile doğum işleminin başlatıldığını, doğumun uzun sürmesi ve gerçekleşmemesi neticesinde mesai saati bitince başka hemşirelerin doğuma geldiğini, doğumun bir türlü gerçekleşmemesi karşısında bir başka doktorun da müdahale için geldiğini, ilk başta sorun olması halinde sezeryana dönüleceği söylendiği halde böyle bir işleme geçilmediğini, müvekkiline de eziyet edilerek bebeği normal doğum ile doğurtmaya çalıştıklarını, doğum gerçekleştiğinde bebeğin kafasında kanamalar ve şişlikler olduğunu, kafasının uzun bir şekilde doğduğunu, müvekkilinin bebeğini 13 gün boyunca küvez içinde görebildiğini, doğum esnasında yapılan hatalı müdahaleler ve yapılması gereken diğer işlemlerin yapılmaması nedeniyle müvekkillerinin ... ismini verdikleri bebeklerinin bugün özürlü bir çocuk olarak hayatına devam etmek durumunda kaldığını ileri sürerek; öncelikle doğum nedeni ile maluliyetin tespiti ile çocuğun doğum sonrasındaki tedavileri için harcanan ve bundan sonra da harcanacak olan doktor ve hastane masrafları, bu tedavi süresince yaptığı ve yapacağı yol giderleri, ilaç ücretleri, bakımı için gerekli malzemelerin ücretleri için bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek miktarlardan şimdilik 100,00TL maddi tazminatın, doktor hatası nedeniyle özürlü ... bebekleri müvekkillerin yaşadığı elem, keder ve üzüntü nedeniyle, bebek ...'in de birey olarak bundan sonraki yaşamında mahrum kalacağı duyguları yaşayamayacağından dolayı müvekkillerin her biri için ayrı ayrı 100.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın, doğum tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; gebeliğin 40. hafta 1. Günü olan 03.12.2014 tarihinde davalı hekim tarafından muayene edildiğini, yapılan ultrasyon muayenesinde bebeğin ağırlığının 3300 gr olarak ölçüldüğünü, tüm muayene ve testlerden sonra doğum salonuna yatırıldığını ve yatış öncesi aileden imzalı normal doğum için onam formu alındığını, doğum anı için hazırlıklar yapılırken fetal kalp atımında beklenmeyen düşüşler olduğunu, davalı hekimin kalp atışlarındaki düşüşlerin dirençli olduğunu görünce doğum operasyonunu hızlandırmaya karar verdiğini, annenin ıkınması için teşvik edildiğini, ancak annenin bebeği kuvvetli itemediğini, bunun üzerine hekimin bebeğin çıkımına yardımcı olmak için tıbbın öngördüğü manevraları gerçekleştirdiğini, bu manevranın başarılı olmaması durumunda hastanın sezeryana alınmasının planlandığını, hekimin bu müdahalesi ile bebeğin dünyaya geldiğini, hekimin hastanın dikişlerini gerçekleştirdiğini ve doğar doğmaz bebeği doğum odasında hazır bekleyen Çocuk Hastalığı ve Sağlığı Uzmanına teslim ettiğini, bebeğin doğumundan sonraki süreç Pediatri ve yeni ... ekibinin kontrolüne geçtiğini ve davalı hekimin bu aşamadan sonra sürece dahil olmadığını,müvekkili hekimin ilk andan itibaren özenle ve dikkatle hareket ettiğini, hastanın başında bulunduğu ve müdahaleleri bizzat gerçekleştirdiğini, dava konusu olayda tıbbi uygulama hatası bulunmadığını, hastada sezeryan endikasyonunu gerektirecek bulguların mevcut olmadığını, doğum sonrası bebekte herhangi bir kanama oluşmadığını, davalı hekim uygulamaları ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağı kurulamayacağını, davalı hastanenin sözleşmeden ... tüm borçlarını özellikle de özen borcunu yerine getirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu ve ATK raporuna göre, taraflar arasında vekalet sözleşmesi gereğince vekalet görevini ifa eden davalı doktora kusur atfedilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekillinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporları kapsamına göre, davacılara uygulanan tedavi ve takip işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekilinin temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; müvekkilinin ilk doğumunun olması nedeni ile yaşanabilecek olan korkularını paylaştığını, bu nedenle sezeryan doğumu düşündüğünü bildirdiğini; ancak davalı doktorun normal doğumda herhangi bir sıkıntı olmayacağını, olursa da hemen sezeryana geçeceklerini söyleyerek müvekkilini ikna ettiğini, Mahkemece alınan raporlarda gerçekleri yansıtmayan hususlara değinildiğini, hasta ile ilgili olarak hastaneye başvurusundan, doğum sonuna kadar yapılan tüm işlemlerin gereği gibi değerlendirilmediğini, Mahkemenin de gerekçesinde tamamen eksik değerlendirmeleri içeren raporları dikkate alarak hüküm kurduğunu, çocuk yoğun bakımında geceleri yoğun bakım uzmanının bulunmadığı, normal servis doktorlarının kaldığı ve bu süreçte yapılacakları yönlendirmelerin uygun şekilde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmediğini, kayıtların düzgün tutulmadığını, bilirkişi raporlarında ve Mahkemece, hastane ve doktorun her ikisinin de vermiş oldukları dilekçelerindeki çelişkinin dikkate alınmadığını, bu hususun normal doğuma başladıktan sonra herhangi bir anormal durumda sezeryanla doğumun gerçekleştirileceğine ilişkin beyanları olduğunu, böyle bir girişim ve eylemin de gerçekleşmediğini, muhtemelen doğumhanede mesai saatlerinin bitimine denk gelmesi nedeni ile, o anda sezeryan işlerini yapabilecek personelin bulunmaması ya da doğumhanede buna ilişkin ekipmanın bulunmayışı nedeni ile hemen sezeryan operasyonu ile doğumun gerçekleştirilmesinin sağlanamadığını, mesai sonuna denk zaman dilimi içerisinde müvekkilinin ve bebeğin durumunda meydana gelen sıkıntılar üzerine, daha öncesinde 2-3 defa doğumhaneye uğramış olan davalı doktor tarafından doğumun normal yollarla gerçekleştirilmesine çalışıldığını, çocuğun ve annenin durumunun tam ve düzenli olarak takip edilmediğinden dolayı son olarak meydana gelen rahatsızlığın fark edilmesi üzerine apar topar doğumun gerçekleştirildiğini, apar topar doğumun gerçekleştirilmesine çalışılırken, doktor ve yanındakilerin yeterli olmaması nedeni ile diğer doktorun çağrıldığını, diğer doktor geldikten sonra da annenin kemikleri zorlanarak açılarak çocuğun zorla çekilerek çıkarıldığını, bu arada geçen süre zarfında çocuğun havasız kalması ve doğum yaptırılmasındaki müdahale başarısızlıkları ile zararın meydana geldiğini, bilirkişi raporlarında ve Mahkeme tarafından, diğer doktorun çağrılmasına ve onun geliş süresine kadar geçen zaman dilimi nedeni ile meydana gelebilecek zararların dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıya davalı hastanede davalı hekim tarafından normal yolla doğum yaptırılması sırasında bebeğin özürlü doğması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karara esas alınan ATK raporu ve bilirkişi raporunda; kişinin normal doğuma alınmasının uygun olduğu, küçükte gelişen hipoksik iskemik ensefalopati ve serebral palsi tablosunun prenatal (doğum öncesi), perinatal (doğum sırasında) ve postnatal (doğum sonrası) nedenlerle oluşabileceği, NST'den de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulguları olduğunun tıbben bilindiği, daha erken dönemde bebekte mevcut hipoksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuvar veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, serebral palsi hastalığının nedeninin tam olarak bilinemediği, doğum takibinin obstetrik kurallara tamamen uygun olduğu, hatalı bir tibbi uygulama veya davalı doktorun ihmal ve hatasının tespit edilemediği, doğumdan sonra yatırıldığı yenidoğan yoğun bakımda yapılan muayene, uygulanan tedavi ve takip işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmiştir. Gerek maddi gerekse manevi tazminata hükmedilebilmesi için ortada hukuka aykırı bir ..., bir zarar, bu zarar ile ... arasında illiyet bağı ve kusur bulunmalıdır. Hemen belirtmek gerekir ki tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için sadece eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli olmayıp, ... sonucunda bir zararın da doğmuş olması ve zararla ... arasında uygun illiyet bağının da bulunması gereklidir. Somut olayda davacıya doğum sırasında ve sonrasında yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu tespiti dikkate alındığında, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.