TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR MURAT TÜRK BAŞVURUSU (5) (Başvuru Numarası: 2016/2826) Karar Tarihi: 20/9/2018 Başvuru Numarası Karar Tarihi Başkan Üyeler Raportör Başvurucu Vekili : 2016/2826 : 20/9/2018 İKİNCİ BÖLÜM KARAR Engin YILDIRIM Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ RecaiAKYEL Ali KOZAN Murat TÜRK Av. Ramazan DEMİR I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya gönderilen mektuba el konulması nedeniyle haberleş
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR MURAT TÜRK BAŞVURUSU (5) (Başvuru Numarası: 2016/2826) Karar Tarihi: 20/9/2018 Başvuru Numarası Karar Tarihi Başkan Üyeler Raportör Başvurucu Vekili : 2016/2826 : 20/9/2018 İKİNCİ BÖLÜM KARAR Engin YILDIRIM Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ RecaiAKYEL Ali KOZAN Murat TÜRK Av. Ramazan DEMİR I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya gönderilen mektuba el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. il. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvuru 5/2/2016 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir . 5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir . 6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur . 111. OLAY VE OLGULAR 8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 2 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2016/2826 : 20/9/2018 9. Başvurucu, hükümlü olarak Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. 10. Başvurucuya Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (Demek) tarafından 23/6/2015 tarihinde bir mektup gönderilmiştir. İki sayfalık mektup muhataba yöneltilen sorular ile Amaçları, İlkeleri ve Çalışma Metodları başlıkları altında Derneği tanıtan bir yazıdan oluşmaktadır. 11. Mektubun ilgili kısımları şöyledir: "Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği(CİSST) cezaevlerinde yaşanan her türlü sorunla ilgilenmeye çalışan bağımsız bir dernektir .. Hasta mapusların sorunlarım, doktorlarla, .. cezaevi çalışanları ile .. tartışarak daha iyi tedavi edilmelerini sağlayacak çozum önerileri oluşturmaya çalışıyoruz .. Hiçbir soruyu cevaplamak zorunda değilsiniz .. cevapları kitap olarak,internette veya medyadan yayınlamak istiyoruz ... bilgileri paylaşmamızda bir sakınca olup olmadığını ayrıca belirtirseniz . .yayınlanmasını istemediğiniz takdirde bilgileriniz kimseyle paylaşılmayacaktır... Kendinizi tanıtır mısımz?(kendinizi istediğiniz gibi tanıtabilirsiniz .. .).. Ne zamandır Cezaevindesiniz? .. Hastalığınız var mı? .. Cezaevinde revire çıkmakta,doktorla görüşmekte sıkıntınız oldu mu? .. Cezaevinde olduğunuz için hastalığınızın teşhisi ve tedavisinde herhangi bir aksama oldu mu? .. Sağlık çalışanlarından olumsuz bir tavırla karşılaştını2 mı .. Hasta haklarını biliyor musunuz? ... " ''AMAÇLARI ... Türkiye'de hapishanelerin şartlarını uluslararası standartlara ulaştırmak için sivil toplumun mobilize edilmesi. Hapishanelerin şeffaflaştırılması ... Mapusların haklarının ve özgürlüklerinin korunması .. Yazılı ve görsel medya ile sosyal medyanın ve internetin etkin kullanımı yoluyla hapishaneler konusunda farkında/ık ve hassasiyet yaratılması .. .İLKELERİ. .. Sözel,fiziksel ve psikolojik her türlü şiddetı reddeder .. Tarafsızdır. Çalışma alam,risk altındaki grupların,ayrım yapmaksızın tüm tutuklu,hükümlü ve tahliye sonrası desteğe ihtiyacı olan eski hümlülerin,ceza infaz kurumunda çalışan personelin hak,sorun ve ihtiyacını kapsar .. ÇALIŞMA METODLARI ... Ceza İnfaz Sistemi iyileştirme çalışmalarına sivil toplum desteğini güçlendirmek. .. kurumlara arası koordinasyonu sağlamak ... sivil toplum örgütleri için Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürlüğü ile diyaloga öncülük etmek. .. Ceza İnfaz Sistemi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve biliçlendirmek. Kamuoyıuna bülten ve başka yayınlar ile ceza infaz reformu,insan hakları, uluslararası, ulusal ve yerel kurum ve derneklerin aktiviteleri hakkında tarafsız ,doğru ve net bilgi iletmek. .. " 12. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu) 23/6/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla posta yoluyla gönderilen mektubun alıkonulmasına karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, mektubun 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre sakıncalı olduğu belirtilmiştir. 13. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararına karşı Bolu İnfaz Hakimliğine (İnfaz Hakimliği) yapılan itiraz 10/7/2015 tarihli kararla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, hükümlü ve tutukluların hak ihlalleri veya benzeri olumsuz bir durum ile karşılaştıkları takdirde şikayet ve başvuru mercilerinin kanunda düzenlendiği belirtilmiştir. Ayrıca Derneğin hükümlülere ait kişisel bilgiler hakkında ve ceza infaz kurumunda hak ihlali olup olmadığı hususlarında bilgi isteme,almış oldukları bilgileri yayınlama yetkisinin bulunmadığına vurgu yapılmıştır. 3 Başvuru Numara sı Karar Tarihi : 2016/2826 : 20/9/2018 14. Başvurucu tarafından İnfaz Hakimliğinin kararına karşı Bolu Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 16/9/2015 tarihli kararla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, İnfaz Hakimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer verilmiştir. 15. Anılan kararın başvurucuya tebliğ edilmemesi üzerine başvurucu İnfaz Hakimliğinin kararına karşı tekrar itiraz etmiştir. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi 5//1/2016 tarihinde, yapılan itiraz hakkında daha önce karar verildiğini belirterek karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. 16. Nihai karar 12/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. 1 7. Başvurucu 5/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. IV. İLGİLİ HUKUK 18. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesine dayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, 16-20). V. İNCELEME VE GEREKÇE 19. Mahkemenin 20/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü 20. Başvurucu; mektubun göndericisinin yasalara uygun örgütlenmiş ve ceza infaz kurumlan alanında çeşitli çalışmalar ve projeler yapan bir Dernek olduğunu, mahkumlarla ilgili çalışmalara devam edebilmek için en pratik yol olan mektuplaşmanın kullanıldığını ifade etmiştir. Başvurucu somut gerekçelere dayanılmadan mektubun alıkonulmasına karar verilmesinin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü bir müdahale olmadığını, mektup içeriğinin sakıncalı olmadığını ve uygulamanın keyfi olduğunu, yapmış olduğu itirazların da yeterli gerekçe belirtilmeden reddedildiğini belirterek Anayasa'nın 13., 20., 22. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 21. Bakanlık görüşünde; İnfaz Hakimliğinin kararına atıf yaparak mektupların alıkonulması için ilgili ve yeterli gerekçe sunulduğunu, el koyma kararının yasanın uygulaması niteliğinde olduğunu belirtilmiştir. Aynca uygulamanın Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı veya açık bir keyfilik içermediği, demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. 22. Başvurucu vekili Bakanlık görüşüne karşı beyanında, Bakanlık görüşünün başvuru dilekçesinde ileri sürdükleri iddialan karşılamadığını, mektubun dernekler kanununa göre kurulmuş ve ceza infaz kurumlan üzerine çalışan bir Dernek tarafından gönderildiğini, Derneğin çalışmalarına devam edebilmesi için de mektuplaşmanın gerekli olduğunu belirtmiştir. Aynca mektup içeriğindeki hangi sözlerin sakıncalı olduğu belirtilmeden, soyut gerekçeler ile haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğini vurgulamıştır. 4 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2016/2826 : 20/9/2018 B. Değerlendirme 23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucunun iddialarının özü, kendisine gönderilen mektubun Disiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201, 20/5/2015 , 22; Akif İpek, B. No: 2013/9456, 24/6/2015, 23; Ramazan Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015, 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden 24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir. 2. Esas Yönünden 25. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Haberleşme hürriyeti" kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz ... İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." 26. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz ( 28-34) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir. Buna göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak söz konusu müdahale meşru bir amaca dayanmalı,demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır. 27. Disiplin Kurulu, başvurucuya gönderilen mektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek el konulmasına karar vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır. 28. Anılan müdahale, Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. 5 Başvuru Numara sı Karar Tarihi : 2016/2826 : 20/9/2018 Bu nedenle sınırlamanın, Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, 36). 29. Anayasa Mahkemesi Ahmet Temiz ( 37-46) kararında, somut olayda da uygulanan 5275 Kanun'un 68. maddesinin, hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespitini yapmıştır Öte yandan haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hakim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumlan, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, 74-76). 30. Somut olayda Disiplin Kurulunca mektubun alıkonulma sebebi olarak 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre mektup içeriğinin sakıncalı olması gösterilmiştir. İlgili Kanun maddesinde "Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların" hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda başvurucuya gönderilen mektubun Disiplin Kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz, 47-51). 31. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz ( 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer verilmiştir.Buna göre demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir. 32. Aynca mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarak ceza infaz kurumu yetkilileri , dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkumlara yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (Musa Kaya (2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, 66). 33. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, 35). Bu kapsamda 6 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2016/2826 : 20/9/2018 mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alan ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en az birini içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından da yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda da mektubun içeriği ile ilişkilendirilek göndericinin hususi olarak hangi sözlerinin neden sakıncalı olduğu gerekçede gösterilmek zorundadır. 34. Somut olaya konu iki sayfalık mektubun, bir sayfasının Derneğin amaçlarını, ilkelerini ve çalışma metodlannı açıklayan metinden, diğer sayfasının ise Derneğin kısa bir tanıtımı ile muhataba yöneltilen sorulardan ve bu sorulara ilişkin açıklamalardan oluştuğu görülmektedir. Cevaplandırılması zorunlu tutulmayan soruların bir kısmının mahpusun sağlık durumuna ilişkin kişisel bilgilere yönelik olduğu , bir kısmının ise ceza infaz kurumunda sağlık nedenine bağlı varsa yaşanılan sorunlar ve aksaklıklar ile hasta haklarına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Aynca Demek, anket şeklindeki sorulara verilecek cevapların yayınlanması için muhatap mahpustan izin talep etmekte ve izin verilmemesi halinde kişisel bilgilerin paylaşılmayacağını da mektupta belirtmektedir (bkz. 11 ). 35. Söz konusu mektupta Demek, kendisini ceza infaz kurumlarında yaşanan her türlü sorunla ilgilenmeye çalışan tarafsız, bağımsız ve yasal bir kuruluş olarak tanımlamaktadır . Aynca Derneğin hapishanelerin şeffaflaştırılması, şartlarının uluslararası standartlara ulaştırılması ve mahpusların haklarının korunması gibi amaçlar çerçevesinde, yazılı ve görsel medyayı da kullanarak , ceza infaz sistemi ve burada yaşanan sorunlar hakkında kamuoyunun bilgilendirmesine ve ceza infaz sisteminin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak üzere kurulduğu belirtilmektedir (bkz. 11 ). 36. Mektubun alıkonulmasına yönelik Disiplin Kurulu kararında, başvuruya konu mektup içeriği hakkında herhangi bir somut değerlendirme yapılmamış sadece 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre sakıncalı olduğu belirtilmiştir. İnfaz Hakimliği ise Derneğin hükümlülere ait kişisel bilgiler hakkında ve ceza infaz kurumunda hak ihlali olup olmadığı hususunda bilgi isteme ve almış oldukları bilgileri yayınlama yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Disiplin Kurulu ve ilk derece mahkemeleri, mektup içeriğindeki hangi sözlerin muhatabına ulaştırılmasının ne suretle sakıncalı olduğunu belirtmedikleri gibi Derneğin mahpuslardan kişisel bilgileri ve ceza infaz kurumunun şartlan hakkında bilgi isteme ve bu bilgileri yayınlama yetkisinin olmadığına dair gerekçenin yasal dayanaklarına ilişkin de bir açıklama yapmamışlardır. Aynca mahpusun kendisine ya da ceza infaz kurumuna dair verdikleri bilgilerin yayınlanmasının mahpusun iznine bağlı olduğu, mektubun göndericisinin derneklerle ilgili mevzuata uygun olarak kurulmuş ceza infaz sistemi alanında faaliyet gösteren bir demek olduğu ve cevaben Derneğe gönderilecek mektupların ise ilgili mevzuat çerçevesinde denetlenebileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, mektubun alıkonulmasına dair karar gerekçelerinde mektupla ilişkili, somut bilgilere dayalı ve yeterli bir gereklilik ortaya konulmadığı anlaşılmıştır. 3 7. Öte yandan gerek Disiplin Kurulu kararında gerekse ilk derece mahkemelerinin kararlarında, anılan mektubun alıkonulmasını gerektirecek boyutta ceza infaz kurumunda düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan, kişi ve kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgilerin aktarılmasını sağlayan koşulların bulunduğuna dair herhangi bir gerekçeye de yer verilmemiştir. Bu kapsamda başvuruya konu mektuba yönelik yapılan müdahalede, mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulmadığı sonucuna varılmış; başvurucuya gönderilen mektuba el konulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlanan hedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız 7 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2016/2826 : 20/9/2018 olduğu ve bu bağlamda demokratik toplumda gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. 38. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: etmiştir. "(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir ... (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." 40. Başvurucu 50.000 TL manevı tazminat verilmesine karar verilmesini talep 41. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. 42. Başvuruya konu mektubun yazıldığı tarihten itibaren aradan uzunca bir süre geçtiği gozonune alındığında yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır. 43. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. 44. 1.980 TL vekalet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. 45. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Bolu İnfaz Hakimliğine ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; 8 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2016/2826 : 20/9/2018 A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE , C. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, D. 1 .980 TL vekalet ücretinden oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE, E. Ödemenin , kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına , ödemede gecikme olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA , F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bolu İnfaz Hakimliğine GÖNDERİLMESİNE , G. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının giderilmesi için Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Üye Başkan Engin YILDIRIM Recep KÖMÜRCÜ Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Celal Mümtaz AKINCI Üye Recai AKYEL 9