10. Hukuk Dairesi 2012/10330 E. , 2013/6466 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi Dava, geçirdiği iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan ölüm geliri ve cenaze gideri nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı ve davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşı…
**10. Hukuk Dairesi 2012/10330 E. , 2013/6466 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi Dava, geçirdiği iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan ölüm geliri ve cenaze gideri nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı ve davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir. 1479 sayılı Kanunun 63. maddesinde, üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurumun, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapacağı, ancak, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere ve diğer sorumlulara rücu edeceği belirtilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Davaya konu somut olayın, dava dışı ... ın arazisinde bulunan kavak ağaçlarının kesimi için sigortalı ile birlikte diğer davalılarla anlaştıktan sonra ağaçları keserken sigortalının ağaca bağlanan iple, kesildikten sonra düşeceği yere kontrollü düşmesi için müdahalesi sırasında yanlış müdahale nedeniyle ağacın iple tutan sigortalının üzerine düşmesi sonucu vefatı şeklinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de;verilen kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu verildiği anlaşılmaktadır. Zira Mahkemece vefat eden sigortalının ve diğer davalılar ile birlikte dava dışı ... ’ın şahsi dosyası getirtilmemiş, sigortalının ve diğer davalıların kendi adlarına veya dava dışı ...’nın yanında çalışıp çalışmadıkları hususu araştırılmamış, alanında ve iş güvenliği hususunda uzman bilirkişileren olaya uygun kusur raporu alınmamış ve dava dışı ...’ya karşı açılmış bir dava olup olmadığı araştırılmamış ve açılmış ise birleştirilmesi gereği üzerinde durulmadan karar verilmiştir. Mahkemece yapılan açıklamalar çerçevesinde dava dışı Mustafa’nın ve diğer işçilerin kurumdaki dosyaları getirtildikten sonra, kendi nam ve hesabına mı yoksa dava dışı ... adına mı iş yapıldığı araştırılarak ve kesinleşen Ceza Mahkemesi kararındaki maddi olguların bağlayıcı olduğu hatırda tutularak, yeniden bilirkişi kurulundan rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum avukatı ile davalılar ... ve ...'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılara iadesine, 01.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. ÜÇ.