DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2607 E. , 2024/402 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/2607 Karar No : 2024/402 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 12/02/2021 tarih ve E:2019/371, K:2021/271 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2607 E. , 2024/402 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/2607 Karar No : 2024/402 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 12/02/2021 tarih ve E:2019/371, K:2021/271 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve...... sayılı kararına yönelik yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/02/2021 tarih ve E:2019/371, K:2021/271 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilmiş olan beraat kararının istinaf yoluna başvurulmamak suretiyle 19/11/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün 2010 yılında HSK'da çoğunluğu ele geçirmesini müteakiben örgüt kontenjanından seçilen Yargıtay üyelerinin, aralarında davacının da bulunduğu kişileri ön plana çıkarmaya çalıştığına, 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde örgütün sözde bağımsız adayları lehine faaliyette bulunduğuna ve diğer hususlara yönelik tanık beyanlarının ve davacının tanık beyanına karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, hakkındaki ceza yargılamasının beraatle sonuçlandığı, staj dönemi de dahil olmak üzere 16 yıllık görev süresi boyunca unvanlı hiçbir göreve atanmadığı gibi, Bakanlık, HSK, AYM gibi üst yargı birimlerinde de görevlendirilmediği, dil puanı (2013 yılı YDS puanı 77,50; 2017 yılı YÖKDİL puanı 88,75) ve akademik çalışmalarıyla yeterli durumda olmasına rağmen, 2011-2013 yılları arasında Anayasa Mahkemesi raportörü olmak için yaptığı iki ayrı başvurunun kabul edilmediği, 2013 yılında yurt dışı dil eğitimi almak için HSYK'ya yaptığı başvurunun da reddedildiği, lehe olan tanık beyanlarının dikkate alınmadığı, dedikodu niteliğindeki kişisel kanaat ve yorumların delil olarak değerlendirildiği, Ö.Y. adlı tanık ile aynı Dairede görev yapmadıkları, tanığın, kendisinin görev yaptığı Daire hakkında bilgi sahibi olmamasına rağmen dedikodu şeklinde duyduğu konulara kendi kişisel ön yargılarını da ekleyerek iftira şeklinde beyanda bulunduğu, kendisiyle Yargıtayda aynı Dairede çalışan tetkik hakimlerinin, örgüt kontenjanından seçilen Yargıtay üyelerince korunduğuna ilişkin herhangi bir beyanı yok iken farklı Dairede çalışan tanığın beyanının dikkate alınmaması gerektiği, yargılandığı Ceza Mahkemesinde beyanlarına başvurulan ve kendisiyle aynı Dairede çalışan M.B., M.A. ve M.S. adlı tanıkların, anılan tanığın beyanlarını çürütecek şekilde lehine beyanda bulundukları; M.A. adlı tanığın beyanlarının, soyut ve dedikodu niteliğinde olduğu, anılan tanığın, kendisinin FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir irtibatı olmadığını çok iyi bildiği, bu nedenle tanığın 2014 yılında Akademi Başkanlığına atanmasının akabinde kendisini Türkiye Adalet Akademisine eğitici kadrosuna aldığı, hakkında herhangi bir şüphesi olsaydı eğitici kadrosuna alınması için çaba harcamayacağı, tanığın, seçim döneminde şahsında oluşan şüphenin etkisiyle gerçekle bağdaşmayan beyanlarda bulunduğu, tanığın kendisine 'cemaatten misin' ya da 'onlara yakın mısın' şeklinde bir sorusu olmadığı, 2013 yılında Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından 'Open World' adlı programa yabancı dil puanı olan yargı mensuplarının başvurabileceği ilan edilince görev yaptığı Yargıtay .... Ceza Dairesinde kendisi ile birlikte E. adlı hakimin anılan programa başvuru yaptığı, anılan programa başvuru yaptığını öğrenen tanığın odasına gelerek program hakkında sorular sorduğu ve 'bu programa katılan bazı kişiler cemaatçiymiş' dedikten sonra 'sen de mi giden gruptansın' şeklinde bir soru sorduğu, şahsının bu soruya 'evet' yanıtını verdiği; diğer tanıklardan M.A. adlı tanığın beyanlarında geçen mesajın kendisine ait olmadığı, tanığı tanımadığı, tanığın da kendisini tanımadığını ifade ettiği, tanığın beyanlarında geçen '... GRUBU' adlı grupta M.K. adlı şahsı öven herhangi bir mesaj paylaşmadığı, varlığı, içeriği ve kim tarafından gönderildiği bilimsel yöntemlerle tespit edilemeyen bir mesajın delil olarak sunulmasının hukuka aykırı olduğu; yeniden inceleme talebinin, meslekten çıkarma kararını veren kişiler tarafından reddedildiği ve her iki karara da Adalet Bakanı müsteşarı katıldığından bunun etkili bir yol olmadığı, KHK'da yer alan “mensubiyet, lltisak, irtibat” kelimelerinin, anlamları itibarıyla çok geniş ve içeriklerinin belirsiz olduğu, özel yaşamı ihlal eder nitelikte soyut değerlendirme içerdiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan ceza davasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf yoluna başvurulmamak suretiyle 19/11/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 12/02/2021 tarih ve E:2019/371, K:2021/271 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 28/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.