4. Hukuk Dairesi 2009/6918 E. , 2010/2901 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı Maliye Hazinesi'ne izafeten ... Mal Müdürlüğü aleyhine 28/08/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetk…
**4. Hukuk Dairesi 2009/6918 E. , 2010/2901 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı Maliye Hazinesi'ne izafeten ... Mal Müdürlüğü aleyhine 28/08/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince kusursuz sorumlu olan Devletten alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, adına tapulu olan 302 ada 6 parsel sayılı taşınmazın, davalı Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı saptanarak tespit dışı bırakılmasına karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini belirterek, tapulu taşınmazının elinden çıkması nedeniyle uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı ise, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, yapılan keşifte alınan bilirkişi raporunda, dava konusu edilen taşınmaz üzerinde bina bulunduğu, arsa değerinin 138.580,25 TL, bina değerinin ise 54.798,66 TL olduğu belirlenmiş, davacı vekili, 06.03.2009 günlü dilekçesi ile taşınmaz üzerinde bina olduğunu bilmediklerini belirterek bina değeri yönünden istemini ıslah etmiş, davalı ise süresi içinde ıslah edilen tutara karşı zamanaşımı def'i ileri sürmüştür. Yerel mahkemece, arsa ve bina değeri toplamı olan 193.378,91 TL tazminat tutarından % 10 oranda indirim yapılarak 174.041,00 TL'nin davalı Hazine'den alınmasına karar verilmiştir. Borçlar Yasasının 60/1. maddesi uyarınca haksız eylemden doğan zararlar için öngörülen zamanaşımı süresi, haksız eylemin ve eylemi gerçekleştirenin öğrenilmesinden itibaren 1 yıldır. Davalı tarafından davacı adına kayıtlı taşınmaz tapusunun iptali istemi ile 29.05.2005 günü açılan dava sonunda davacı adına oluşan tapusunun iptaline karar verilmiştir. İptal kararının Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 17.05.2007 günlü kararı ile onanması üzerine davacı karar düzeltme yoluna gitmiş ve karar düzeltme istemi de 24.09.2007 gününde reddedilmiştir. Davacının en geç 24.09.2007 günü uğradığı zararı ve zarar vereni öğrenmiş olup eldeki dava 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde ve 28.08.2008 gününde açılmış ise de 06.03.2009 günü ıslah edilen bölüm yönünden zamanaşımı süresi dolmuştur. Yerel mahkemece açıklanan yönler ve davacının taşınmaz üzerinde bina olduğunu bilmediğine ilişkin iddiasının dinlenemeyeceği gözetilerek, ıslah edilen bölümün zamanaşımı nedeni ile reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. b)Dosya içeriğinden, davacının taşınmazı 23.09.1998 tarihinde satın alma yolu ile edindiği anlaşılmaktadır. Taşınmaz ile ilgili sicilin tutulması ve taşınmaz ile ilgili sınırlama var ise bunları tapu siciline yazdırması gereken davalı Hazine, tapu kaydında böyle bir sınırlama ve açıklama (şerh) bulunmadığı halde davacı adına tapu düzenleyip bir süre sonra aynı yerin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, düzenlediği tapuyu iptal ettirmiştir. Hiçbir kusuru olmadığı halde tapusu iptal edilen davacı, taşınmazın değeri kadar zarara uğramışlardır. Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince, tapu kaydının tutulmasından doğan tüm zararlardan, tapu kaydını yöntemine uygun tutmayan, özel mülkiyete konu olamayacak yere tapu düzenleyen Hazine verdiği zarardan sorumlu olduğundan, yerel mahkemece Hazine'nin sorumlu tutulmuş olması doğrudur. Ancak, indirim oranı somut olayın özelliklerine, zararın haksız eylemden değil, karşılıklı hak ve adaletin korunması ilkesinden kaynaklanmasına, taşınmazın gerçek değerinin karşılanmasının gerekmemesine göre takdir edilmelidir. Açıklanan olgular gözetildiğinde, zarar kapsamı belirlenirken taşınmazın gerçek değeri üzerinden yapılan indirim azdır. Daha üst düzeyde indirim tapılmak üzere karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a ve b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davalının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine 16/03/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.