10. Hukuk Dairesi 2023/4093 E. , 2024/9108 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3048 E., 2023/18 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/360 E., 2022/618 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Böl…
**10. Hukuk Dairesi 2023/4093 E. , 2024/9108 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3048 E., 2023/18 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/360 E., 2022/618 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda,; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şoför yardımcısı olarak işe başladığını, 13.09.2012 tarihinde %49 oranında maluliyete sebebiyet veren iş kazası geçirdiğini, iş kazası sonrasında müvekkiline total kalça protezi takıldığını, bu iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin tek taraflı kusurlu olduğunu, müvekkilinin şoför yardımcısı olarak hiçbir eğitime tabi tutulmadığını, dosya kapsamında adli yardım taleplerinin bulunduğunu beyan ederek, davanın kabulü 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili şirkette çalıştığı süre boyunca dava dilekçesinde belirtildiği gibi bir kazaya maruz kalmadığını, davacının böyle bir iş kazasına maruz kalmadığının, davacının, müvekkili şirket aleyhine açmış olduğu 17. İş Mahkemesinin 2015/662 Esas sayılı dava dosyasındaki beyanlarından da anlaşılabileceğini, davacının kötü niyetli olarak davayı açtığını beyan ederek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "... Adli Tıp İkinci Üst Kurulu raporunda; kişinin dava konusu olay tarihinde başvurduğu Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 13.09.2012 tarihli tıbbi evrağında; iş kazası düşme sonrası muayene ve gözleme alındığı, beyin ve sinir cerrahisi tarafından değerlendirildiği, servikal boyun ve beyin filmlerinin istendiği, normal sınırlarda incelemeler olduğu, dava konusu olaydan 3 sene sonra sağ kalça total protez operasyonu yapıldığı, davacının sağ kalça protezi ameliyatının dava konusu 13.09.2012 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası ile illiyet bağının bulunmadığı, olay tarihinde yürürlükte olan 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği hükümlerine göre Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 18.03.2016 tarih ve 1028 sayılı kararında çalışır tarihi olarak bildirilen 20.09.2012 tarihinden itibaren kişinin meslekte kazanma gücü kaybı raporunda %0 olduğuna oy birliği ile karar verildiği ve 04.06.2018 tarihli Op. Dr. ... tarafından sunulan bilirkişi raporunda davacının geçirmiş olduğu sağ kalça protezi ameliyatının 13.09.2012 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası ile illiyet bağının olmadığı, davacının bu iş kazasından kaynaklı maluliyetinin %0 olduğu, davacının geçirmiş olduğu sağ kalça protezi ameliyatı ile ilgili davalının sorumluluğunun bulunmadığı tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davaya konu edilen olay nedeniyle davalı işverenin herhangi sorumluluğunun bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporları,adli tıp raporları ile davacı müvekkilin geçirdiği kazanın hemen sonrasında yani olayın sıcağı sıcağına iken sayısız muayeneden geçerek konusunda uzman kişilerden oluşan araştırma hastanelerinden almış olduğu raporlar arasında çelişki bulunmakta olup çelişki giderilemeden karar verildiğini, bilirkişi raporları arasında çelişki olması durumunda çelişki giderilmeden karar verilmemesi gerektiğini, Mahkemeye sunulmuş olan ve kaza tarihinde ve hemen sonrasında alınmış olan ve müvekkilime her seferinde %49 oranında maluliyet oranı veren ve bu oranı da müvekkilim tepeden tırnağa muayene edilerek alınmış olan bu raporlar yerine kazadan 8-10 yıl sonra, müvekkilime muayene adı altında uzaktan bakılarak verilen atk raporunun hükme esas alınmasının kabulünün mümkün olmadığını, gerek hükme esas alınan çelişkili bilirkişi raporunda gerek gerekçeli kararda müvekkile atfedilen kusur oranının hangi kriterlere göre belirlendiğine değinilmediğini, bu sebeplerle de Mahkemenin hukuki dayanaktan yoksun olarak verilen kararının bozulması gerektiğini, ortada vuku bulmuş bir iş kazası varken ve davalıya %90 oranında kusur, davacı müvekkile %49 oranında maluliyet biçilmişken kazadan hemen sonra araştırma hastanelerince verilen raporlarda müvekkilimin yaşadığı kayıp gözler önüne serilmişken, yalnızca kazadan 10 yıl sonra verilen atk raporuna dayanarak müvekkilim aleyhine verilen Mahkeme kararının şüphesiz ki üst Mahkemenizce bozulması gerektiğini beyan etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.