(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/15517 E. , 2009/2443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.07.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 28.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağ
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/15517 E. , 2009/2443 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.07.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 28.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ..., ... merkez, Kalanlar mahallesinde bulunan 530 ada 10, 11, 516 ada 15, 16, 514 ada 2, 3, 646 ada 5, 646 ada 6, 7, 415 ada 1, 2, 4, 136 ada 3, 5, 6, 8, 9, 10, 321 ada 80, 621 ada 1, 2, 3, 5, 7, 8 parsel sayılı taşınmazların evveliyatının mera olduğunu, imar planı içinde kalması nedeniyle mera vasfını yitiren taşınmazların Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı ..., davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu 530 ada 10, 11, 516 ada 15, 16, 514 ada 2, 3, 646 ada 5, 6, 7, 415 ada 1, 2, 4, 136 ada 3, 5, 6, 8, 9, 621 ada 1, 2, 3, 5, 7, 8 parsel sayılı taşınmazların Hakem sıfatıyla bakılan davalar neticesinde öncesinin mera olduğunun ve Hazineye ait olduğunun tespitine karar verildiği ve bu kararlar neticesinde, Belediye adına olan tapu kayıtlarının kapatılarak mera kütüğüne yazıldıkları gerekçesi ile, 321 ada 80 parsel sayılı taşınmazda ise 4342 sayılı Yasanın geçici 3. maddesinde yazılı koşulların davalı yararına gerçekleştiği gerekçesi ile bu parseller yönünden davanın reddine, 136 ada 10 sayılı parselin ise imar planı sınırları dışında kaldığı gerekçesi ile bu parsel yönünden davanın kabulü ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir. Dosya kapsamına, toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazların 26.09.1970 tarihinde mera vasfı ile davalı adına tescil edildiği, Hazinenin, davalı ... aleyhine açmış olduğu ve Hakem sıfatıyla bakılan davalar neticesinde “taşınmazların öncesinin mera olduklarının tespitine ve arsa vasfına dönüşen bu taşınmazların devleti temsilen Maliye Hazinesine ait olduğunun tespitine” karar verildiği, bu karardan sonra tapu kayıtları kapatılarak mera kütüğüne kaydedildikleri, ancak dava konusu taşınmazlardan 321 ada 80 parsel sayılı taşınmazın 31.7.1989 tarihinde ıslah-imar uygulamasına tabi tutularak 1404 ada 9, 10, 11, 14, 17, 19, 22, 23, 25 numaralı parsellere ifraz edildiği, bu parsellerin de 14.4.1994 tarihinde 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesi uyarınca yapılan imar uygulamasında 321 ada 80 no’lu parselden gelen hisselerinin 2625 ada 9, 2628 ada 7, 8, 9,13, 14, 15, 2652 ada 11, 12, 13, 2660 ada 14 no’lu parsellere gittiği, bu parsellerdeki belediye hisselerinin bir kısmının ise belediye tarafından dava dışı üçüncü kişilere satıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için meraların hukuki niteliğinin saptanması, meralık vasfının ne şekilde değişeceğinin belirlenmesi ve imar planı kapsamında kalan meraların hukuki durumu üzerinde durulması gerekmektedir. 4342 sayılı Mera Kanununda, hayvan otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri kullanılan taşınmazlar (m. 3/a) mera olarak tanımlanmış ve kullanım hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olan meraların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilmiştir. (m. 4/1) Ayrıca meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceği de yasada düzenlenmiştir. (m. 4/3) 3194 Sayılı Yasanın 11. maddesi yine anılan Yasa ile değiştirilmiş, imar planı sınırları içindeki kadastrol yollar ile meydanların, imar planının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek onaylanmış imar planı kararı ile getirilen kullanım amacına konu olacağı belirtilmiştir. (m. 35.) Böylece mera sözcüğü 3194 Sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamından çıkarılmış ve meraların belediyeler tarafından imar planı kapsamına alınarak bu vasfını yitirmesinin önüne geçilmiştir. Mera Kanunun yürürlüğe girdiği 28.02.1998 tarihinden önceki uygulamada da, 3194 sayılı yasanın 11. maddesi uyarınca imar planı kapsamına alınan meraların Danıştay 1.Dairesinin 10.02.1989 tarih 1988/326-1989/19 sayılı kararı uyarınca “... imar planı sınırları içindeki meraların, planın onayı ile birlikte hukuki bakımdan meralık niteliğini yitireceği, bu yerlerden genel hizmetlere ayrılanların belediye veya özel idareye bedelsiz terkinin gerekeceği, genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek bir amaca ayrılan yerlerin onaylanmış imar planıyla getirilen kullanım amacına konu ve tabi olacakları, ancak bu durumun meralardan elde edilen yerlerin belediyeler adına tescilini gerektirmeyeceği” öngörülmüştür. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü de Danıştay kararı doğrultusunda çıkarttığı 01.05.1989 tarihli ve 1498 sayılı Genelgesinde “...imar planında meydan, yol, ..., yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu, terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerler dışında kalan ve konut, sanayi ve ticaret alanı gibi özel mülkiyete konu olan kısımların arsa vasfıyla artık belediyeler adına değil, Maliye Hazinesi adına tescil edileceği” şeklinde düzenleme getirmiştir. Görüldüğü üzere, imar planı içindeki meraların planın onayı ile birlikte hukuki bakımdan mera vasfını yitireceğinden, imar planında genel hizmetlere ayrılanların (yol, ..., yeşil saha, meydan, otopark, terminal gibi) belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerekeceğinden tapunun beyanlar hanesine ancak imar planında yazılı genel hizmet amacıyla kullanılabileceğine dair şerh verilerek belediye adına, bunun dışındaki özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi ve ticaret alanında kalanların ise Hazine adına tescil edilmesi gerekir. Belediye adına tescili gerekmeyen yerler belediye adına veya üçüncü kişiler adına tescil edilmiş ise “Yolsuz tescil” olacağından Hazine her zaman bu iddia ile dava açabilir. Ne var ki başlangıçtaki tescil işlemi yolsuz tescil olsa da 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi hükmü bu tür tescil işlemlerinin davalı ... adına devam etmesi olanağı sağladığından, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi şartları üzerinde durulması gerekir. Anılan madde uyarıca işlem yapabilmesi için; a)Mera, 4342 sayılı kanunun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle Belediye ve mücavir alan sınırları içersinde bulunmalıdır. Zira bu tarih itibariyle köy sınırları içersinde bulunan veya bu tarihten sonra Belediye ve mücavir alan sınırları içersine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur. b)Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içersinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içersine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Yasa hükmünde geçen "imar planından" maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani nazım, uygulama veya mevzi imar planıdır. c)Meranın, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce var olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz. Bu maddenin uygulanmasında "yerleşim yeri" kavramı konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri ve benzeri amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşmış veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir, kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşik alanlarını ifade etmektedir. d)Diğer bir koşul da; meranın, mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır. Yukarıda belirtilen şartların varlığı duraksamaksızın saptanmadan Belediye, diğer kamu kuruluşları ile gerçek kişiler adına tescil edilmiş meraların mülkiyeti belediye, diğer kamu kuruluşları ve gerçek kişilere bırakılamaz. Bu ilkeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında; Davacı ... dava konusu taşınmazların evveliyatının mera olduğunu, imar planının onayı ile mera vasfını kaybettiklerini ileri sürerek Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, 321 ada 80 parsel sayılı taşınmaz dışındaki diğer parsellerde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. 321 ada 80 parsel yönünden yapılan araştırma ise hüküm kurmaya yeterli değildir. Bu durumda mahkemece yerinde şehir plancısı, zirai bilirkişi, harita mühendisi ve inşaat bilirkişisi bulundurulmak koşulu ile dava konusu tüm taşınmazlar üzerinde yeniden keşif yapılmalı, ıslah- imar planı ve 3194 sayılı yasanın 18. maddesi uygulama haritaları belediyeden sağlanmalı ayrıca 01.01.2003 tarihinden önce çekilen ... fotoğraflarından yararlanılmak suretiyle, öncesi mera olan dava konusu taşınmazların yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere mera vasfını yitirip yitirmedikleri, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesinde yazılı koşulların oluşup oluşmadığı ve özellikle yerleşim, işgal ve yapılaşmanın 01.01.2003 tarihinden önce var olup olmadığı incelenmeli, HUMK.nun 366. maddesi hükmü gereğince keşfi izlemeye olanak sağlayacak sayıda fotoğraf çekilerek dosyaya konulmalı, böylelikle ortaya çıkacak sonuca uygun bir hüküm kurulmalıdır. Tüm bu yönler bir yana bırakılarak yetersiz araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.