3. Ceza Dairesi 2023/14812 E. , 2025/9602 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/155 Değişik İş SUÇ : Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet Sanık hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 32/1 ve 33/1. maddeleri uyarınca yapılan yargılama neticesinde 6352 sayılı Kanun'un geçici madde 1 uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiği, sanık müdafii tarafından söz konusu karara karşı yapılan itiraz üzerine merci Mardin 3. Ağır Ce…
**3. Ceza Dairesi 2023/14812 E. , 2025/9602 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/155 Değişik İş SUÇ : Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet Sanık hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 32/1 ve 33/1. maddeleri uyarınca yapılan yargılama neticesinde 6352 sayılı Kanun'un geçici madde 1 uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiği, sanık müdafii tarafından söz konusu karara karşı yapılan itiraz üzerine merci Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2022 tarih ve 2022/155 değişik iş sayılı Kararı ile kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Sanık müdafiinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 94660652-105-47-20599-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve 2023/63712 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'ın mahkûmiyetine dair Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/09/2014 tarihli ve 2011/56 Esas, 2014/480 sayılı Kararının Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09.11.2017 tarihli ve 2017/2093 Esas, 2017/5254 Karar sayılı ilâmı ile sanığın eylemini örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek anılan suç yönünden kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasını müteakip, yeniden yapılan yargılama neticesinde sanığın 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddenin b fıkrası uyarınca üzerine atılı suçlar yönünden kovuşturmanın ertelenmesine dair Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli ve 2016/169 Esas, 2018/516 sayılı Kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2022/155 değişik iş sayılı Kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 29/05/2019 tarihli ve 2018/5402 Esas, 2019/3377 Karar sayılı ilamında yer alan "...sanığa yüklenen suçun...7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihinden itibaren merciince verilen karar tarihine kadar bu sürenin dolmuş olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında dava zamanaşımının dolmuş olması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekçesiyle... kararının bozulması istenmiştir... Suçun işlendiği 07.10.2003 tarihinden itiraz merciinin inceleme tarihine kadar olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığı... bozulmasına..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı 18.02.2008 tarihinde işlediği suç sebebiyle hakkında kovuşturmanın ertelenmesine dair karar verilmesini müteakip, anılan karara karşı yapılan itirazın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca sanığın üzerine atılı suçtan dolayı olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu nazara alındığında, suç tarihi olan 18.02.2008 tarihi ile bahse konu erteleme kararına karşı yapılan itiraz üzerine merciince verilen 21.04.2022 tarihli karara kadar söz konusu sürenin dolduğunun anlaşılması karşısında, mercii mahkemesince itirazın bu yönden kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Hukuki Süreç 1. Sanık ...'ın 01.05.1989 Kızıltepe doğumlu olduğu, kendi beyanına göre inşaat işlerinde düzensiz olarak çalıştığı anlaşılmıştır. 2. Sanığın, 18.02.2008 tarihinde Kızıltepe ilçesinde düzenlenen yasadışı gösteriye katıldığı, güvenlik güçlerine taş attığı, yüzünü kapattığı ve örgüt propagandası içeren slogan attığının tespiti üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. Madde yetkili) 03.11.2009 tarih 2009/1431 Esas sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır. 3. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin (CMK 250. Madde yetkili) 17.12.2010 tarihli ve 2010/725 Esas - 2010/887 Karar sayılı 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçları yönünden verilen görevsizlik kararı ile dosya Kızıltepe Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 4. Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.09.2014 tarihli ve 2011/56 Esas - 2014/480 sayılı Kararı ile sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğu kabul edilerek 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 32/1 ve 33/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5'er ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 5. Söz konusu kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 09.11.2017 tarihli ve 2017/2093 Esas - 2017/5254 sayılı Kararı ile görev yönünden ve ayrıca 6352 sayılı Kanun uyarınca kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği belirtilerek bozma kararı verilmiştir. 6. Bozma ilamı ve CMK 250 görevli ağır ceza mahkemelerinin kapatılması üzerine görevsizlik kararıyla dosyanın gönderildiği Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli 2016/169 Esas - 2018/516 sayılı Kararı ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 32/1 ve 33/1. maddeleri uyarınca açılan kamu davalarının 6352 sayılı Kanun'un geçici1/1-b maddesi uyarında kovuşturmalarının ertelenmesine, kararın verildiği tarihten itibaren 3 yıl içinde aynı kapsamda bir suç işlememesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilmesine, bu süre aynı kapsamda yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen kovuşturmaya devam olunmasına karar verilmiştir. 7. Söz konusu kararın sanık müdafiince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.02.2022 tarihli ve 2021/10696 Esas - 2022/942 sayılı Kararı ile 6352 sayılı Kanun kapsamında verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının durma kararı niteliğinde olduğu, 5271 sayılı CMK'nın 223/1. maddesinde sayılan hüküm niteliğinde kararlardan olmadığı, bu nedenle temyiz kanun yoluna değil itiraz kanun yoluna tabi olduğu belirtilerek bu suçlar yönünden dosyanın incelenmeksizin iadesine karar verilmiştir. 8. Dosyanın gönderiliği Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.04.2022 tarihli 2016/169 sayılı Kararı ile kovuşturmanın ertelenmesi kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek itirazın incelemek üzere merci Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 9. Merci Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2022/155 değişik iş sayılı Kararı ile Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli 2016/169 Esas - 2018/516 sayılı Kararı ile verilen kovuşturmalarının ertelenme kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. 10. Verilen karar karşı sanık müdafiinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 12.05.2023 tarihli ve 94660652-105-47-20599-2022-Kyb sayılı yazısı ile merci Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2022/155 değişik iş sayılı Kararının CMK 309. maddesi gereğince Kanun Yararına Bozulması talep edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve 2023/63172 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmiştir. C. İlgili Hukuk Konu ile ilgili yasal düzenlemeler 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 32/1 ve 33/1 maddeleri, 6352 sayılı Kanun Geçici Madde 1, 5237 sayılı TCK'nın 66 ve 67. maddeleridir. D. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın kapsamı; sanığın üzerine atılı suçların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ile kovuşturmanın ertelenmesi kararına karşı yapılan itirazın esastan reddine dair verilen merci kararında isabet bulunup bulunmadığına ilişkindir. Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinde, olağanüstü bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 11.12.2018 tarihli 2015/9-197 Esas - 2018/632 sayılı Kararı ile 20.11.2018 tarihli 2015/11-259 Esas - 2018/550 sayılı Kararlarında belirtildiği üzere, kanun yolu başvurusunun süresinde yapılmaması veya kararın kanun yolu konusu yapılamayacak nitelikte bulunması yahut başvuru yapanın buna hakkının olmaması nedenlerine bağlı olarak kanun yolu başvurusunun reddine karar verildiği durumlarda söz konusu karar kanun yolu incelemesinden geçmemiş bulunduğundan kanun yararına bozma incelemesine konu olabilir. (A. Aydın Kuyucu, Ceza Yargılaması Hukukunda Kanun Yararına Bozma, 2020, yetkin yayınları) 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun geçici madde 1'in birinci fıkrasında; 31.12.2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verileceği emredici şekilde düzenlemiştir. 6352 sayılı geçici madde 1'in ikinci fıkrasında ise; hakkında kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verileceği, bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen soruşturma veya kovuşturmaya devam olunacağı düzenlenmiştir. 6352 sayılı geçici madde 1'in dördüncü fıkrasında ise; bu madde hükümlerine göre cezanın infazının ertelenmesi hâlinde erteleme süresince ceza zamanaşımının duracağı; kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi hâlinde, erteleme süresince dava zamanaşımı ve dava sürelerinin duracağı belirtilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 66. maddesinde dava zamanaşımına ilişkin genel düzenlemeler; 67. maddesinde ise dava zamanaşımının durması ve kesilmesine ilişkin hükümler yer almaktadır. Buna göre; sanığın üzerine atılı olup 6352 sayılı Kanun gereğince kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 32/1 ve 33/1 maddelerinde 6008 sayılı Kanun'la lehe düzenleme yapıldığı, suç tarihine göre her iki suç için öngörülen yaptırımın 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası olduğu, bu nedenle anılan suçlar için öngörülen olağan dava zamanaşımı süresinin 8 yıl, olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu tespit edilmiştir. Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli 2016/169 Esas - 2018/516 sayılı Kararı ile kovuşturmalarının ertelenmesine karar verilmesi sırasında, hatalı olarak söz konusu karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulabileceği belirtilmiş; Dairemizin 24.02.2022 tarihli ve 2021/10696 Esas - 2022/942 sayılı Kararı ile kovuşturmanın ertelenmesi kararının durma kararı niteliğinde olduğu ve temyiz kanun yoluna değil itiraz kanun yoluna tabi olduğu belirlenerek dosyanın incelenmeksizin iadesine karar verildiği anlaşılmıştır. Yapılan UYAP sorgulamasında, sanığın kovuşturmanın ertelenmesi kararının verildiği 18.10.2018 tarihinden itibaren 3 yıl içerisinde aynı mahiyette yeni bir suç işlemediği tespit edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık hakkında verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararı itiraz kanun yoluna tabi iken mahkeme tarafından kanun yolunun yanlış gösterilmesi nedeniyle temyiz edilmiş ise de; Dairemizin 24.02.2022 tarihli ve 2021/10696 Esas - 2022/942 sayılı Kararı ile kovuşturmanın ertelenmesi kararına karşı başvurulabilecek kanun yolunun itiraz kanun yolu olduğu belirtilip dosyanın incelenmeksizin iadesine karar verildiği anlaşıldığından, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 11.12.2018 tarihli 2015/9-197 Esas - 2018/632 sayılı Kararı ile 20.11.2018 tarihli 2015/11-259 Esas - 2018/550 sayılı Kararında belirtildiği üzere, Kanun Yararına Bozma talebine konu edilen kararın 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi çerçevesinde istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlar niteliğinde olduğu ve kanun yararına bozma konusu yapılabileceği öncelikli olarak belirlenmiştir. Sanığın üzerine atılı suçların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve merci kararının hukuka aykırı olup olmadığına ilişkin yapılan incelemede; Davaya konu olayda suç tarihi 18.02.2008 tarihidir. 5237 sayılı TCK'nın 67/2-d maddesi gereğince zamanaşımını kesen son işlem ise 18.09.2014 tarihinde Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen sanığın mahkumiyetine dair karardır. Sanık hakkında hükmedilen mahkûmiyet kararları 6352 sayılı Kanun nedeniyle ertelenmemiş olsaydı, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi 18.09.2014 tarihinde asliye ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararına 8 yılın ilave edilmesi suretiyle bulunacak 18.09.2022 tarihi olacaktı; yine 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresi ise suç tarihi olan 18.02.2008 tarihine 12 yılın ilave edilmesi suretiyle bulunacak olan 18.02.2020 tarihi olacaktı. Fakat; 6352 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1 ve 2. fıkraları uyarınca kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesiyle, aynı maddesinin 4. fıkrası uyarınca dava zamanaşımı ve dava süreleri durmuş olmaktadır. UYAP üzerinden alınan kayıtlara göre sanığın söz konusu denetim süresi içerisinde aynı mahiyette yeni bir suç işlemediği anlaşıldığından, zamanaşımı sürelerinin hesabında, durma kararının verildiği tarihten itibaren başlayan 3 yıllık sürenin tamamının dikkate alınması ve zamanaşımının normalde dolacağı zaman ile durmadan sonra yeniden işlemeye başladığı zaman arasındaki farkın, süreler hesaplanırken asıl süreye eklenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla; 18.10.2018 tarihinde kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesiyle duran zamanaşımı süreleri üç yılın iyi halli olarak geçirilmesiyle 18.10.2021 tarihinde yeniden işlemeye başlayacaktır. Bu belirlemeler çerçevesinde; Sanığın üzerine atılı suçlar yönünden -durma süresinden kaynaklanan farklar da eklendiğinde- normal şartlarda 18.09.2022 tarihinde dolacak olan olağan zamanaşımı süresi ile zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı 18.10.2021 tarihi arasında 11 aylık fark bulunduğundan, bu fark süresinin eklenmesiyle birlikte olağan zamanaşımı süresinin 18.08.2023 tarihinde dolması gerektiği; yine normal şartlarda 18.02.2020 tarihinde dolacak olan olağanüstü zamanaşımı süresi ile zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı 18.10.2021 tarihi arasında 1 yıl 8 aylık fark bulunduğundan, bu fark süresinin eklenmesiyle birlikte olağanüstü zamanaşımı süresinin 18.06.2023 tarihinde dolması gerektiği tespit edildiğinden, merci Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2022/155 değişik iş sayılı itirazın esastan reddine dair kararının verildiği tarihte olağan veya olağanüstü zamanaşımı sürelerinin dolmadığı anlaşılmakla, kanun yararına bozma konusu yapılan merci Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2022/155 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik görülmediğinden, Kanun Yararına Bozma talebinin reddine, oy birliği ile karar verilmiştir. II.KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Kanun Yararına Bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, soruşturma dosyasının, merciine gönderilemek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2025 oy birliğiyle tarihinde karar verildi.