T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/277 Esas KARAR NO : 2025/1337 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/10/2023 NUMARASI : 2021/653 E. - 2023/618 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 3…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/277 Esas KARAR NO : 2025/1337 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/10/2023 NUMARASI : 2021/653 E. - 2023/618 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının bir dönem duygusal birliktelik yaşadıklarını, müvekkilinin henüz 23 yaşında olduğu ve davalının müvekkilinin işvereni olarak nüfus sahibi olduğu bir dönemde davalının zorlaması neticesinde önce baba kız ilişkisi gibi başlayan bu birlikteliğin, yaşandığı dönemde tarafların ayrılması ile sonuçlandığını, her ikisinin de bekar olduğu taraflar arasında birliktelik yaşandığı dönemde taraflar arasındaki büyük yaş farkının müvekkilinin babasız olması ve annesi ve ağabeyinin yüksek korumacı tavrı nedeniyle bu durumun müvekkilinin ailesinden ve sosyal çevresinden saklandığını, davalının bu durumu özellikle teşvik ettiğini, tarafların ayrıldığı ve her ikisinin de kendi özel hayatların sürdürdüğü uzunca bir dönemden sonra davalının müvekkiliyle tekrar irtibat kurmak istediğini, müvekkilinin iş hayatını sona erdirmekle tehdit ettiğini, müvekkilinin üzerine sürekli baskılar kurmaya ve psikolojik şiddet uygulamaya başladığını, sürekli gelgitler yaşayan davalı tarafından müvekkiline silah gösterildiği, müvekkilinin korku ve dehşete kapıldığını, müvekkilinin kendisini rahat bırakmasının temini için davalının bizzat kendi el yazısı ile doldurduğu sözleşmeye ve bonoya imza attığını, sözleşmenin 6. Maddesinde davacının medeni halinde değişiklik olması halinde senet ile olan yükümlülük ve ödeme taahhüdünün devam edeceği şeklinde bir maddenin bulunduğunu, her ne kadar senedin ikrah ve tehdit altında imzalatıldığı belli olsa da müvekkilinin davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, ilişkilerinin devamı sırasında müvekkiliyle geçirdiği zamanlar ait harcamaları ona aldığı ufak tefek kısım hediyeleri, kendi kazancıyla aldığı küçük bir ev ve araba için yaptığı küçük destekleri, davalının birlikte yedikleri yemekleri kendi kafasında oluşturduğu zahiri rakamlarla fahiş haline getirdiğini ve müvekkilini yıldırıp borçlu hale getirdiğini, müvekkilinin evini kredi ile satın aldığını belirterek 15/10/2020 düzenleme tarihli 200.000,00 USD bedelli bononun ikrah ve tehdit altında alınması nedeniyle hükümsüzlüğünün tespit edilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinden baskı ve tehdit gördüğünü ve bu şekilde senedi ve sözleşmeyi imzaladığını iddia ettiğini, bu iddiaların maddi ve hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının müvekkilini savcılık makamına şikayet etmek yoluyla senedin suça konu eylemlerle elde edildiğini ileri sürmediğini, müvekkilinden kurtulmak için savcılığa şikayet etmek yerine neden senet imzalamak suretiyle müvekkiline teslim edildiğini, davacının iddia ettiği baskı ve tehdit eylemlerine maruz kalıp senet düzenlendikten sonra kendisine yönelik iş bu eylemleri gerçekleştiren şahıs ile iletişim kurup ticaret yapmaya devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının kendisine silah gösterildiğini ileri sürerek, müvekkilini suç eğilimli bir karakter olarak göstermeye çalıştığını belirterek davanın reddine, icra takibinin devamına, alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...Dosya kapsamına göre taraflar arasında, iş ilişkisiyle başlayan tanışıklığın, duygusal birlikteliğe dönüştüğü, bu birliktelik süresince, ev, araba alımında davacı tarafça davalıya ekonomik olarak yardımcı olunduğunun iddia edildiği, tarafların bir süre sonra ayrıldığı, bu ayrılıktan sonra davalının, davacıyla ilişkiyi devam ettirmeye yönelik, yoğun whatsApp yazışmalarında, davacının ilişkinin devamına yönelik duygusal ve ekonomik baskı kurmaya çalıştığı, ayrılığın devamı halinde, yaptığı ekonomik yardımlar yüzünden, ilişki süresince kullanıldığı hissinin kendisinde oluştuğu, bu hissiyatını engellemenin yolu olarak davacıya yaptığı yardımlarına karşılık senet imzalatmak istediği, davacının bu talebe karşı uzun süre direndiği, en sonunda dava konusu senedi imzaladığı, fakat bu senedin davalı tarafından davacıya verilmiş bir borcun karşılığı olmaktan öte, yukarıda da belirtildiği üzere, ilişki sırasında davalı tarafça yapılan harcamalar karşılığı olduğu, kaldıki yapılan harcamaların miktarının belli olmadığı, bu anlamda senet bedelininde varsayımsal olduğu, senedin davacıya karşı, başka biriyle evlenmesi, ya da ilişki kurmaması için baskı aracı kullanıldığı, 15.10.2020 tarihli sözleşmenin ; “..., Medeni halinde değişiklik olması(evlilik, soyadı değişimi) halinde senet ile olan yükümlülük ve ödeme taahhüdü devam edecektir.” şeklindeki 6. Maddesi ile aralarındaki yazışmalar bütününün bu kanaati uyandırdığı, dava konusu bono tarihi ile sözleşme tarihinin de aynı olduğu görülmektedir.Davalı hakkında, suçun "şantaj" "özel hayatın gizliliği" olan Anadolu 25.Asliye Ceza Mahkemesi 2023/142 sayılı dosyasının, Anadolu 44.Asliye ceza mahkemesinin 2022/42 E.sayılı tehdit ve cinsel taciz suçlarından yargılaması yapılan dosyasıyla birleştirildiği, dosyaların derdest olduğu, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği hususu değerlendirilirken, hukuk mahkemesinin mahkumiyetle bağlı olduğu ve bu dosyaların mahkumiyetle sonuçlanması halinde zaten senedin bedelsizliğinin sübuta ereceği, hukuk mahkemesinin beraat kararıyla bağlı olmadığı, dosyadaki deliller çerçevesinde bağımsız olarak yapılacak değerlendirme sonucu dosya kapsamına göre senedin bedelsizliğine ilişkin karar vermekte muhtariyetinin söz konusu olduğundan cihetle, ceza mahkemesi kararının bekletici mesele yapılmasına gerek görülmeyerek yargılamaya devam olunmuştur.Sonuç olarak taraflarında kabulünde olduğu üzere, birlikte duygusal ilişki yaşadıkları, davalının birlikte yaşadıkları sürede yaptığı harcamalara karşılık davacıdan takibe konu senetleri aldığı, senetlerin veriliş amacının herhangi bir alacak- borç ilişkisinden kaynaklanmadığı, taraflar arasında bu senedin düzenlenmesine dayanak her hangi bir ticari ilişki yada somut bir ödünç verme ilişkisine dair dosyada kanıt bulunmadığı, öte yandan yukarıda yapılan açıklamalar, aralarındaki telefon mesajları, sözleşmenin ilgili maddeleri karşısında, davacı tarafça senedi ve dayanak sözleşmeyi kendi serbest iradesiyle imzaladığının kabul edilemeyeceği, yaşanan bu ilişki sırasında yapılan harcamalara karşılık olarak alınan senedin geçerli olmadığı, davalının, davacıyla birliktelikleri dönemde yaptığı masrafların Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere, hediye niteliğinde olduğu, istenemeyeceği, tüm bu nedenlerden dolayı alınan, senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine kanaat getirilmiş, yapmış olduğu harcamaların somut bir karşılığı ve alacaklı olduğu zannıyla davacı tarafça senedin takibe konmasının kötü niyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmış,1-Davanın KABULÜNE, dava konusu 15/10/2020 düzenleme tarihli, 200.000,00 USD bedelinde borçlusu ..., alacaklı ... olan senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine,-Şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE, " Şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili katılma yoluyla sunmuş olduğu istinaf isteminde; kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair kararın yerinde olmadığını, kötü niyet tazminatı talebimizin reddi gerekçesini, “..yapmış olduğu harcamaların somut bir karşılığı ve alacaklı olduğu zannıyla davalı tarafça senedin takibe konulmasının kötü niyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmış…” şeklinde açıklanmış ise de, gerekçeyi kabul etmediklerini, kararın bu yönden çeliştiğini, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Senede karşı yazılı belge sunamayan davacının davasının reddi gerektiğini, davacının imzanın kendisine ait olmadığı yönünde bir iddiası da olmaıdğını, delil ibraz edemediğini, senette nakden kaydıolduğunu, senedin korku ve tehdit ile imzalatıldığı iddiası olduğunu, davanın hak düşürücü sürede ikame edilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla- ocak 2020'deki tehditin etkisinin 10 ay sürdüğü ve bu nedenle de ocakta vuku bulan tehditin ekim ayında senedin imzalanmasına sebep olduğunu düşünmek de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,Davacının İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı huzurunda verdiği ifadesinde; davalı müvekkil tarafından kendisine tehdit eyleminin 2019 yılının Kasım veya Aralık ayında ila 2020 yılının Ocak ayında gerçekleştiği iddia edildiğini, ancak müvekkilin tehdit suçunu işlemediği sabit olduğundan müvekkİl hakkında beraat kararı verildiğini, Dava konusu senedin tanzim tarihinin ise 15.10.2020 olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla- davacının iddiası doğrultusunda hareket edilse dahi son tehdit eylemi 2020 Ocak ayında olduğunu, davanın tarihi ise 15.10.2021 olup iddia edilen tehdit olayından yaklaşık 2 sene sonra işbu dava ikame edildiğinden davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, ... tarafından tanzim edilen 10.04.2023 tarihli hukuki mütalaada da "davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçeleri ile belirtildiğini,Yerel Mahkeme'nin gerekçesinde yer alan "davalının davacıya senet imzalatmak istediği, davacının bu talebe karşı uzun süre direndiği" hususunda davacı iddiasının olmaıdğını, Yerel Mahkemenin tarafsızlığından ve bağımsızlığından şüpheye düşüldüğünü,Bekletici mesele yapılan İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesi 2022/42 E. Sayılı dosyada 22.06.2023 tarihinde müvekkil hakkında şantaj ve silahla tehdit suçları bakımından verilen beraat kararının dikkate alınmadığını, dosyadaki davacının borç ikrarını hiçe sayarak davanın kabulüne karar verildiğini, davacının müvekkiline göndermiş olduğu yazışmalarda; "Ben o sana ödeyeceklerim kağıdını senle iyiyken doldurdum. Sana verdiğim sözlerden bağımsız doldurdum.", "Sana verdiğim sözü para için vermedim. O gün seni kırdım diye özür dilerken ay aramı iyi tutayım da benden istemesin diye düşünmedim.", "Ben seni paraları geri vermemek için idare ediyomuşum lafından ötürü nefes alamıyorum. O gün elden veririm sana senedi. İşlerimin durumu belli olunca da bi ödeme planı yaparım sana." şeklindeki beyanların dikkate alınmadığını, beyanın ikrar mahiyetinde olduğunu, sadece davacı ... tarafından imzalanan adi yazılı sözleşmenin 6. Maddesi ;"..., medeni halinde değişiklik olması halinde ( evlilik-soyadı değişimi ) halinde senet ile olan yükümlülük ve ödeme taahhüdü devam edecektir." şeklinde olduğunu, davacı ve davalının hukuk eğitimi almamış kişiler olup soyadı değişimi durumunda da senedin ödeneceğini ifade etmeye çalıştıklarını, 6 nolu hükmün kesin hükümsüz olduğu kabul edilse dahi senedin ve dayanak sözleşmenin geçerliliğine halel getirmeyeceğini, mahkemenin değerlendirmesinin yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 1. 2. Ve 3. Hükmünün; "1. ...'a ... tarafından 2010-2019 tarihleri arasında borç olarak toplam verilen tutar 200.000 ( ikiyüzbin Amerikan doları)dır. 2. Bu tutar karşısında ..., ... lehine 15 Ekim 2020 tarihinde düzenlenmiş Ekte'ki senedi vermiştir.3. ... Ekte'ki senedi kendi serbest iradesi altında hiçbir baskı ve tesir altında kalmadan verdiğini, imzaladığını kabul ve taahhüt etmiş olup, ileri bir tarihte bu senet tutarı ve içeriği ile imza itirazında bulunmayacağını kabul ve taahhüt eder..." şeklinde olduğunu, davalı müvekkil tarafından davacıya ödenen toplam tutarın 200.000 USD olduğu konusunda taraflar mutabık olduklarını, tanık dinlenmesine rağmen tanık beyanları nazara alınmamış ve gerekçeli kararda değerlendirme yapılmamış olduğunu,Davacının İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesi 2022/42 E. Sayılı dosyasındaki beyanı; "Sanığa hediye gönderdim. Ben sanığa bahsi geçen ürünlerden öncelikli olarak hediye gönderdim daha sonra beğenirse benden satın alırsın dedim." şeklinde olduğunu, söz konusu ilişkinin normal bir şekilde devam ettiği, davacının müvekkiline kendi şirketi üzerinden ürün satışı yaptığı, tarafların hediyeleştikleri, davacının defalarca müvekkilinin evine geldiği dosyada mübrez yazışmalardan, tanık anlatımlarından ve davacının ceza davasındaki bizzat kendi beyanından anlaşılmakta olduğunu, bononun baskı ve tehdit ile alınmadığı hem yazışmalardan hem de olaya bizzat tanıklık yapmış olan kişilerin beyanlarından açıkça anlaşıldığını, kararın gerekçesinin hukuka uygun olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. G E R E K Ç E : Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekili istinafında; davacının iddiasına göre son tehdit eyleminin Ocak 2020'de gerçekleştiğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını ileri sürmüş ise de, dava konusu senedin 15.10.2020 Tarihli olduğu, takibin 30.09.2021'de başlatıldığı, davanın 15.10.2021'de açıldığı anlaşılmaktadır. Hak düşürücü süre, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayacağından davanın süreden reddine gerektirir bir husus görülmemiş, davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf istemine gelince; taraflar arasındaki mesaj kayıtları, senet ve senet ile aynı tarihte düzenlenen 15.10.2010 Tarihli borç ödeme sözleşmesinin 6.maddesindeki; "... medeni halinde değişiklik olması (evlilik soyadı değişimi) halinde senet ile olan yükümlülük ve taahhüdü devam edecektir" şeklindeki hüküm, tüm dosya kapsamı ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince senedin veriliş amacının herhangi bir alacak borç ilişkisinden kaynaklanmadığı, senedin ve sözleşmenin davacının serbest iradesiyle imzalandığının kabul edilemeyeceği yönündeki kabulün yerinde olduğu, davalı hakkında ceza mahkemesinde tehdit ve şantaj suçundan verilen beraat kararının "atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter derecede delil bulunmadığı" gerekçesi ile CMK 223(2-e) maddesine dayalı olarak verildiği, dosyada mevcut deliller ve sözleşme kapsamı dikkate alındığında kararın bekletici mesele yapılmamasının yerinde olduğu kanaatine varılmakla mahkemece neticeten menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi yerinde görülmüştür. Mahkemece davalının, taraflar arasındaki beraberlik sırasında yapılan harcamaların somut karşılığı olduğu zannıyla senedi takibe koyduğu, ancak yaşanan ilişki sırasında yapılan harcamalara karşılık alınan senedin geçerli olmayacağı gerekçesi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, neticeten taraf vekillerinin istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenle; ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf istemi ile davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalıdan alınması gereken 125.280,54 TL nispi harçtan peşin alınan 31.320,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 93.960,41 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 3,75 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 1,875TL'sinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 230,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 118,12 TL'sinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.