11. Ceza Dairesi 2022/4344 E. , 2023/5958 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/2645 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : Asil Palabıyık Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2021 tarihli ve 2020/16195 Soruşturma, 2021/5304 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Manisa 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.08.2021 tarihli ve 2021/2645 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 …
**11. Ceza Dairesi 2022/4344 E. , 2023/5958 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/2645 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : Asil Palabıyık Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2021 tarihli ve 2020/16195 Soruşturma, 2021/5304 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Manisa 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.08.2021 tarihli ve 2021/2645 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 06.08.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 19.04.2022 tarihli ve 2021/22021 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2022 tarihli ve KYB-2022/61347 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2022 tarihli ve KYB-2022/61347 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; müştekinin, şüphelilerin sahibi olduğu Okoğulları Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden 14/04/2019 tarihinde 11.400,00 Türk lirası tutarında tohum alarak borçlandığı, sonraki bir tarihte 4.600,00 Türk lirası tutarında tohum alması nedeniyle toplam borcu olan 16.000,00 Türk lirasına karşılık boş senet düzenleyerek şüphelilere vermesine rağmen bankadan gelen 17/09/2020 tarihli protestoda şüphelilerin anlaşmaya aykırı olarak senetteki bedeli 122.300,00 Türk lirası olarak sonradan doldurarak borcundan fazlasının kendisinden talep edildiğinin iddia edildiği somut olayda, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca, kriminal raporda senedin ön yüzündeki borçlu ismi, tc nosu, tarih ve imzanın müştekinin eli ürünü olduğu ancak diğer yazıların müşteki veya şüphelilerin eli ürünü olup olmadığının belirlenemediğinin belirtildiği, müştekinin şüphelilere gerçekten ne miktarda borcu olduğuna dair veya borcunun bir kısmını veya tamamını ödediğine dair herhangi bir yazılı delil sunmadığı, senetteki imzanın müştekiye ait olması sebebiyle senette herhangi bir sahteciliğin bulunmadığı, senedin müşteki ve şüpheliler arasında alacak-borç ilişkisine aykırı olarak doldurulduğunun ancak yazılı delil ile ispatı gerektiği, bu sebeple ne resmi belgede sahtecilik ne de açığa atılan imzanın kötüye kullanma suçunun oluştuğuna dair yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; taraflar arasında mal alım satımından kaynaklanan bir ticari ilişkinin mevcut olduğu ve senedin bu ilişki kapsamında müşteki tarafından şüphelilere imzası atılı, meblağ kısmı boş vaziyette verildiği hususu tartışmasız olup, anlaşmazlığın bu senedin borç dışında farklı bir meblağ ile müştekinin rızası dışında doldurulup doldurulmadığı hususuna ilişkin olduğu, müştekinin ifadesinde, şüphelilerden iki kez ürün aldığını belirterek, 11.400,00 Türk lirası tutarındaki ilk alıma ilişkin olarak 04/04/2019 tarihli veresiye fişini delil olarak dosyaya sunduğu, ancak diğer alıma ilişkin olarak herhangi bir belge ibraz edememesi ve şüphelilerin savunmalarında ürün satımına ilişkin olarak faturaların muhasebede bulunduğunu belirtmesi de gözetilerek tarafların borç ilişkisinin tespiti bakımından şirket ticari defter ve kayıtlarının getirtilerek bilirkişiye tevdii sonrası rapor alınması sonucu şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, şüphelilerin yetkilisi olduğu Okoğulları Tarım Ürünleri San.ve Tic. Ltd.Şti.den 11.400 TL ve 4.600 TL'lik zirai tohum aldığı, bunun karşılığında boş bir bononun imzalanarak şüphelilere verildiği, ancak bu bononun üzerinin borç miktarından çok daha fazla olacak şekilde ve şikâyetçinin bilgi ve rızası dışında 122.300 TL olarak doldurulmak suretiyle İş Bankasına tevdiine müteakip, ilgili banka tarafından şikâyetçiye ödememe protestosu gönderildiğinde duruma vakıf olunduğunun iddia olunması, şikâyet dilekçesi ekinde 11.400 TL tutarındaki veresiye fişinin ibraz edilmesi, şüphelilerin alınan ifadelerinde de; şikâyetçiye satılan mal tutarının 122.300 TL olduğunun, buna ilişkin fatura düzenlendiğinin ve bu faturanın gerek şikâyetçiye, gerekse muhasebe bölümüne ve vergi dairesine verildiğinin beyan edilmesi karşısında; şirketin ticari defter, belge ve kayıtlarının getirtilerek, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tespitine yönelik bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdirleri gerekirken, eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Manisa 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.08.2021 tarihli ve 2021/2645 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.