10. Hukuk Dairesi 2025/5420 E. , 2025/16862 K. "" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/693 E., 2023/1307 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi SAYISI: 2013/571 E., 2021/1200 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ... Eğitim A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... …
10. Hukuk Dairesi 2025/5420 E. , 2025/16862 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/693 E., 2023/1307 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi SAYISI: 2013/571 E., 2021/1200 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ... Eğitim A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili, davalılar ... Yapı Ltd. Şti. ve ... Eğitim Vakfı aleyhine açtığı asıl davada, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 5.000 TL maddi tazminat, 5.000 TL iktisadi geleceğinin tehlikeye düşmesinden dolayı uğradığı zarar sebebiyle tazminat, 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.03.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, ... Eğitim Sağlık Kurumları A.Ş. aleyhine açtığı birleşen davada, 10.000 TL maddi tazminat (bakıcı, tedavi, geçici ve sürekli iş göremezlik) ve 5000 TL manevi tazminatın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kaza tarihinden faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Davacı vekili talep artırım dilekçesi ile yargılama sırasında hükmedilen 30.000 TL geçici ödemeyi hesaplanan zarar miktarından tenzil ederek, asıl davada davalı ... Vakfından 5.000,00 TL maddi tazminat, 5.000 TL iktisadi geleceğin tehlikeye düşmesinden dolayı maddi tazminat olmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile işbu davalıdan tahsiline, Davalı ... Yapı Malz. ve İnşaat Taah. Ltd. Şti.'den 46,00 TL bakıcı gideri tazminatı, 50,00 TL tedavi gideri tazminatı, 304,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 811.860,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının diğer davalı ... Eğitim Sağlık Kurumları A.Ş. ile müştereken ve müteselsilen; 5.000,00 TL iktisadi geleceğin tehlikeye düşmesinden kaynaklı tazminatın yalnızca ... Yapıdan olmak üzere toplam 817.260,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte işbu davalıdan tahsiline, Birleşen davada 46,00 TL bakıcı gideri tazminatı, 50,00 TL tedavi gideri tazminatı, 304,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 811.860,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı olmak üzere 812.260,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar ... Eğitim Sağlık Kurumları A.Ş. ve ... Yapı Malz. ve İnşaat Taah. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ederek talebini arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Asıl dava ve birleşen dava yönünden; 1- 812.260,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 30.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Yapı Malz. ve İnş. Taah. Ltd. Şti. ve birleşen davanın davalısı ... Sağlık Eğitim Kurumları A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... Yapı Malz. ve İnş. Taah. Ltd. Şti.'ne karşı (5.000,00 TL talepli) iktisadi geleceğin tehlikeye düşmesinden kaynaklı tazminat talebinin reddine, 2- 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Yapı Malz. ve İnş. Taah. Ltd. Şti. ve birleşen davanın davalısı ... Sağlık Eğitim Kurumları A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, 3- a- Davalı ... Vakfına karşı açılan maddi tazminat davasının reddine, b-Davalı ... Vakfına karşı açılan manevi tazminat davasının reddine, 4- Fazlaya dair talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... Eğitim Sağlık Kurumları A.Ş. tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Eğitim Sağlık Kurumları A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, şirketin iştigal konusunun eğitim olduğunu, bu nedenle asıl alt işveren ilişkisi kabul edilerek müştereken sorumlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, şirket ile diğer davalı arasında akdedilen sözleşmenin eser sözleşmesi mahiyetinde olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işbu davaya konu uyuşmazlık nedeniyle Bodrum İş Mahkemesinin 2016/442 E. sayılı dosyası ile müvekkili şirket ve vakfa rücuan tazminat davası açılmış olup, yapılan yargılama esnasında bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda müvekkili şirket ve vakfın asıl işveren sıfatına haiz olmaması nedeniyle kusuru olmadığına kanaat getirildiğini belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir Mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre, bir Mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (Mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst Mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK.’ya Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasanın 141. maddesi gereğince bütün Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulunun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.20 12... /10-726 E, 2012/57 K; 28.09.20 12... /3-444 E, 2012/638 K; 16.03.20 12... /2-97 E, 2012/203 K. sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği Kanun koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. Bütün Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasanın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK.’nın 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek Mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında 02.09.2021 tarihli ek bilirkişi raporuna göre iş kazası nedeniyle davacının maruz kaldığı nihai zararının 842.165,15 TL olarak tespit edildiği ve bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmiştir. Davacı vekili, bu zarar tutarına öncelikle dava dilekçesinde talep ettiği 46,00 TL bakıcı gideri tazminatı, 50,00 TL tedavi gideri tazminatını ekleyip daha sonra yargılama sırasında ara kararla hükmedilen 30.000 TL geçici ödemeyi mahsup ederek talebini 812.260,00 TL olarak belirlemiştir. Mahkemece, yukarıda yazılı şekilde, davacının 5.000,00 TL talepli iktisadi geleceğin tehlikeye düşmesinden kaynaklı tazminat talebinin reddine karar verilmiş, 812.260,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 30.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Yapı Malz. ve İnş. Taah. Ltd. Şti. ve birleşen davanın davalısı ... Sağlık Eğitim Kurumları A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davanın, talep arttırımı gibi kabul edildiği görülmesine rağmen, davacının dava ve talep arttırım dilekçesinde talep ettiği bakıcı gideri, tedavi gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik kalemlerinden hangilerinin ve hangi tutarların reddedildiği gerekçe ve hüküm bölümünde açıkça belirtilmeksizin "fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verildiği görülmektedir. Dolayısıyla 812.260,00 TL zarar tutarı içerisinde bulunan tedavi gideri ve bakıcı giderinin talep arttırım dilekçesi kapsamında kabul edilmekle birlikte, bu kabulün dayanağı bilgi ve belge gösterilmeksizin gerekçesiz olarak karar verildiği, öte yandan Mahkemece hüküm bölümünde fazlaya ilişkin talebin reddedildiği belirtilerek çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, dava dilekçesi ile talep arttırım dilekçesine konu edilen taleplerin her biri yönünden hüküm tesis etmek ve bunun gerekçelerini açıklamak suretiyle yukarıda açıklanan çelişkiyi giderecek infaza elverişli bir karar vermekten ibarettir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.