Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek meslekten ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının, tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkemede yargılamanın yapılması ve yargılamalarda hukuka aykırı delil kullanılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; ahlaki durum gerekçe gösterilerek meslekten ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının, tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkemede yargılamanın yapılması ve yargılamalarda hukuka aykırı delil kullanılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/6/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde psikiyatri uzmanı tabip subay olarak görev yapan başvurucu hakkında TSK'da görevli başka bir subay olan E.İ. tarafından ileri sürülen iddialar doğrultusunda iki disiplin amirinin teklifiyle idari tahkikat başlatılmıştır. İdareye 4/4/2014 tarihinde sunulan şikâyet dilekçesinde E.İ.; askerî hastanenin psikiyatri kliniğinde sivil memur (hemşire) olarak çalışan eşi Y.İ. ile aynı klinikte görev yapan ve evli olan başvurucu arasında bir süredir devam eden, meslek etiğine uymayan, yüz kızartıcı ve TSK'nın itibarını sarsacak düzeyde gayriahlaki bir ilişkinin bulunduğunu ileri sürmüş ve eşinin telefon kayıtlarını delil olarak göstermiştir. TSK Sağlık Komutanlığınca oluşturulan tahkikat heyeti; başvurucunun, sivil memur Y.İ.nin ve bir kısım personelin ifadelerine başvurmuştur. Bu kapsamda Y.İ. ile başvurucu arasında geçtiği belirtilen söz konusu telefon mesaj kayıtları incelenmiş ve buradan elde edilen çeşitli bilgiler teyit edilerek 10/6/2014 ve 21/5/2014 tarihlerinde idari tahkikat raporları düzenlenmiştir. Söz konusu raporlarda; başvurucunun makam ve memuriyet nüfuzunu kullanarak Y.İ. ile mesai arkadaşlığının ötesinde bir ilişki kurmak için çaba sarf ettiği, Y.İ.nin eşinin uzun süreli görevlere gitmesinden faydalandığı, bu girişimlerden sonra gayriahlaki ilişkinin başladığı, farklı tarihlerde muhtelif otellerde birlikte olduklarının anlaşıldığı, başvurucu ile Y.İ.nin nöbetlerini birlikte tutma gayretinde oldukları belirtilmiştir. Y.İ.nin 19/1/2014 tarihinde nöbetini değiştirdiği ve 25/2/2014 tarihinde başvurucu ile birlikte nöbet tuttukları ifade edilmiştir. Raporlarda; 10/2/2014-17/2/2014 tarihleri arasında başka bir ilde görevlendirilen başvurucunun sivil memur Y.İ.nin eşiyle Ankara Sıhhiye Orduevinde kaldığını öğrendikten sonra görevlendirildiği garnizondan izinsiz olarak 14/2/2014 tarihinde Ankara'ya gittiği, eşi ile birlikte kalan Y.İ.yi eşi uyurken kendi odasına davet ettiği ve başvurucu ile Y.İ.nin aynı tarihte birlikte uçak bileti aldığı yönünde tespitlerde bulunulmuştur. Ayrıca söz konusu ilişkinin Y.İ. ile başvurucu tarafından da kabul edildiği belirtilmiştir. İdari tahkikat neticesinde başvurucu ahlaki zayıflık şeklinde düzenlenen disiplin suçunu işlediği iddiasıyla Genelkurmay Başkanlığı Hava Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna (Yüksek Disiplin Kurulu) sevk edilmiştir. Başvurucuya 18/8/2014 tarihinde yapılan tebliğle hakkındaki isnatlarla ilgili hususlar bildirilmiş ve mevzuatta öngörülen süreler içerisinde yazılı savunmasını sunması gerektiği konusunda ihtarda bulunulmuştur. Savunma için ek süre talebinde bulunan başvurucunun bu isteği karşılanmış ve başvurucu 28/8/2014 tarihinde yazılı savunmasını sunmuştur. Savunmasında başvurucu; mesaj kayıtlarının gerçek dışı olduğunu, eklemeler yapıldığını, düzmece ve sahte delil mahiyetinde olduğunu, Y.İ.nin psikiyatrik bozukluğunun bulunduğu süreçte alınan ifadesine itibar edilmemesi gerektiğini, arkadaşlıktan öte bir ilişkisinin bulunmadığını belirtmiş ve iddiaları kabul etmemiştir. 21/10/2014 tarihinde gerçekleştirilecek Yüksek Disiplin Kurulu toplantısında sözlü olarak da savunma yapabileceği hususu başvurucuya 1/10/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Söz konusu toplantıda sözlü savunmada bulunan başvurucu vekili; telefon mesajlarının başvurucunun iç dünyasını yansıttığını, başvurucu tarafından içeriği kabul edilen bazı mesajların hasta-hekim ilişkisi içinde olduğunu, otel kayıtlarının ve mesajların delil olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Yüksek Disiplin Kurulu, elde edilen delillerden başvurucunun ahlaki zayıflık disiplin suçunu işlediğinin anlaşıldığını belirterek 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun maddesi gereğince başvurucu hakkında TSK'dan ayırma cezası vermiştir. 21/10/2014 tarihli kararda; her askerin ahlaki anlayışının kusursuz ve lekesiz olması gerektiği, ahlak olgusunun arzu edilir değil görevin başarıyla icra edilebilmesi için şart olduğu vurgulanmıştır. Askerî personelin eşi olan ve bu olay nedeniyle eşi tarafından hakkında boşanma davası açılan Y.İ. ile başvurucu arasındaki gayriahlaki ilişkinin varlığının tespit edildiği ifade edilmiştir. Yüksek Disiplin Kurulunun anılan kararı Hava Kuvvetleri Komutanı ile Millî Savunma Bakanlığı tarafından da onaylanmış ve 15/12/2014 tarihinde ayırma süreci tamamlanmıştır. Başvurucu, TSK'dan ayırma işlemine karşı 22/1/2015 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; hakkındaki karara dayanak olarak gösterilen kayıtlarda hukuka aykırılıklar bulunduğunu, disiplin soruşturmasının konusunun mesleğine değil özel hayatına ilişkin olduğunu, iddia edilen ilişkinin var olduğu bir an kabul edilse dahi bu ilişkinin mahremiyet alanında gerçekleştiğini, mesleğine hiç bir şekilde yansımadığını ve bu hususun ortaya konulamadığını ileri sürmüştür. Delillere erişiminin engellendiğini ve özel hayatına ilişkin eylemler esas alınarak verilen cezanın ölçüsüz olduğunu belirten başvurucu, bahse konu TSK'dan ayırma cezasının iptal edilmesini talep etmiştir. Davalı idare tarafından sunulan 27/3/2015 tarihli savunma dilekçesinde, başvurucunun eylemlerinin TSK'nın itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici ve toplumun genel ahlak yapısı ile meslek etiğine uymayan düzeyde gayriahlaki nitelikte olması nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemin yetki, sebep, konu, şekil ve amaç yönlerinden hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. AYİM Başsavcılığının 23/6/2015 tarihli düşünce yazısında ise başvurucunun, kendisiyle aynı klinikte hemşire olarak görev yapan Y.İ. ile uzun süredir devam eden ve olağan sınırların ötesine geçen ilişkinin TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte olduğu, eylemlerin dış aleme yansıdığı ve tahkikat sürecinde başvurucuya savunma imkânının sağlandığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde değerlendirmelerde bulunulmuştur. AYİM Birinci Dairesinin 23/2/2016 tarihli ara kararıyla dava dosyası kapsamında bulunan gizlilik dereceli belgelerin başvurucu tarafından incelenebileceğine karar verilmiştir. Bu karar doğrultusunda başvurucu vekili tarafından 6/4/2016 tarihinde söz konusu belgeler incelenmiş ve 12/4/2016 tarihinde yazılı beyanda bulunulmuştur. AYİM Birinci Dairesi, 27/4/2016 tarihli kararıyla davanın reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinde; askerî personelin ahlaki anlayışının kusursuz ve lekesiz olması gerektiğine ilişkin açıklamalarda bulunulmuş ve TSK mensubu bir subay olan başvurucunun yine başka bir TSK mensubu personel ile evli olan ve kendisiyle aynı klinikte görev yapan Y.İ. ile yaşadığı ilişkilerin niteliği ve niceliği dikkate alındığında eylemlerin özel hayatın kapsamını aştığı ve mesleki faaliyet alanına yansıdığı yönünde değerlendirmelere yer verilmiştir. Söz konusu kişilerin nöbetlerini birlikte tutma, seyahat edip buluşma gayreti içinde oldukları ve muhtelif tarihlerde aynı otelde konakladıkları belirtilmiştir. Kararda, iddia edildiği gibi telefon mesaj kayıtları ve dökümlerde herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapıldığına ilişkin kanıt ya da bilginin olmadığı ifade edilmiştir. Başvurucunun sosyal ve aile yaşantısına zarar vererek TSK'nın itibarını sarsacak şekilde ahlaki zayıflıkta bulunduğu, ayırma cezasının objektif ölçütlerle, hizmet gereklerine uygun, kamu yararı birey yararı dengesi gözetilerek ve ölçülü şekilde kullanıldığı belirtilmiş ve işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Karar düzeltme yoluna başvurulmadan kesinleşen söz konusu karar 27/5/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine dayanak oluşturan mevzuata (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkin uluslararası hukuka (Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir. 6413 sayılı Kanun'un "Silahlı kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"... b) Ahlaki zayıflık: Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olmak veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmaktır. ..." 6413 sayılı Kanun'un "Takdir hakkının kullanımı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bu Kanunla disiplin cezası vermeye yetkilendirilmiş kişi ve kurullar, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar. (2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak kullanılır. (3) Takdir hakkı kullanılırken;a) Disiplinsizliğin işleniş biçimi,b) Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer,c) Disiplinsizliğin askeri hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı,ç) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı,d) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı,e) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumu,f) Disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık,gibi hususlar göz önüne alınır. ..." 6413 sayılı Kanun'un "Disiplin soruşturması ve yetkiler" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapar. (2) Disiplin soruşturmacısı olarak tek bir kişi görevlendirilebileceği gibi en az üç kişiden oluşan bir heyet de görevlendirilebilir. (3) Disiplin soruşturması, Genelkurmay Başkanınca gerek görülmesi hâlinde, Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde bu amaçla kurulmuş birimde görevli personel eliyle de yürütülebilir.... (5) Heyet başkanı hariç olmak üzere gerek görülmesi hâlinde, hakkında disiplin soruşturması yapılacak kişiden rütbe veya kıdemce daha aşağıda heyet üyeleri görevlendirilebilir. (6) Disiplin soruşturmacıları ve heyeti, kendilerini görevlendiren disiplin amiri adına; disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, savunma alma, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme, keşif yapma, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere her türlü inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisini haizdir." 6413 sayılı Kanun'un "Disiplin cezaları" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"... Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası yüksek disiplin kurulları tarafından verilir." 6413 sayılı Kanun'un "Silahlı kuvvetlerden ayırma cezası" kenar başlıklı maddesinin (3), (5) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:"(3) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası; disiplin amirlerinden en az ikisinin teklifi üzerine yüksek disiplin kurulları tarafından verilebileceği gibi, eldeki bilgi ve belgelere göre yüksek disiplin kurulları tarafından resen de verilebilir. Genelkurmay Başkanı veya Milli Savunma Bakanının eldeki bilgi ve belgelere ya da gerekli görmesi üzerine yaptırdığı disiplin soruşturması sonucuna göre hakkında bu cezanın verilmesine kanaat getirdiği personelin dosyaları bir karar verilmek üzere doğrudan yetkili yüksek disiplin kuruluna sevk edilir. (5) Yüksek disiplin kurulları; gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili birlik, kurum ve karargâhlardan bilgi almaya, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere her türlü inceleme yaptırmaya, tanık ve bilirkişi dinlemeye, keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. (6) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının verilmesine ilişkin sürecin; disiplin amirlerinin teklifi ile başlatılması hâlinde süreci başlatan disiplin amiri tarafından, diğer durumlarda ise yetkili komutanlıklar vasıtası ile yüksek disiplin kurulları tarafından hakkında karar verilecek personelin savunması alınır. Yazılı savunma haricinde, yüksek disiplin kurulu tarafından gerek görülmesi veya personelin talepte bulunması hâlinde personel sözlü olarak da ifade vermeye çağrılabilir. Firar ve izin tecavüzü gibi ilgilinin bulunamaması nedeniyle savunma almayı imkânsız hâle getiren zorunlu hâller (…) (2) gereğince verilecek Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasında savunma alınmaz."