(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9415 E. , 2009/10898 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.10.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, kıyı olarak terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9415 E. , 2009/10898 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.10.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, kıyı olarak terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine, 3 ada 7 parselin 311,67 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını belirterek bu kısmın tapusunun iptali ile kıyı olarak terkinini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılar temyize getirmiştir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre çekişme konusu taşınmazın kadastro tesbitinin 05.03.1968 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 30.10.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. 25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir. Diğer taraftan, 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir. Anılan hükümler gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği (05.03.1968) tarihi ile davanın açıldığı (30.10.2008) tarihi arasında Kadastro Kanununun değişik 12. maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gereken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 14.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.