(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/341 E. , 2008/6559 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar vekili, davacı ...'in eşi, diğer davacıların babası olan ...'ın davalı doktor tarafından gırtlak kanseri nedeniyle diğer davalı
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/341 E. , 2008/6559 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar vekili, davacı ...'in eşi, diğer davacıların babası olan ...'ın davalı doktor tarafından gırtlak kanseri nedeniyle diğer davalı şirkete ait hastahanede ameliyat edildiğini, bu tür ameliyatlar sonrası boğazda biriken balgamın aspire edilmesi gerekirken edilmemesi nedeniyle ...'ın solunum sıkıntısı yaşamaya başladığını ve akabinde şuurunu kaybedip bitkisel hayata girdiğini, bu olaylar nedeniyle hastahane masraflarının arttığını, ...'ın aile şirketi niteliğinde bulunan şirketin başında olmaması nedeniyle işlerin bozulduğunu, davalı hastahanede kalınan sürede dışarıdan özel hemşire tutulup bakım yapıldığını, daha sonra Çapa Tıp Fakültesi Hastahanesine alınan hastanın devamlı bakım hastası olarak taburcu edildiğini, manevi yöndende zor günler yaşadıklarını ileri sürerek her bir davacı için ayrı ayrı 10.000.00 er YTL manevi tazminat ile fazlası saklı kalmak üzere 10.000.00 er YTL maddi tazminatın tahsilini istemiştir. Davalılar, ortaya çıkan sonucun hekim kusuruna veya ihmaline dayanmayan komplikasyon olduğunu, hastada daha önce var olan kronik obsturiktif akciğer hastalığı nedeniyle tüm önlemlerin alınmasına rağmen bu komplikasyonun geliştiğini olayda kusur ve ihmallerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, alınan bilirkişi kurulu raporu benimsenmek suretiyle, doktora ve hastahaneye atfedilebilecek kusur olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Bir davada dayanılan maddi olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini bulmak ve uygulamak HUMK'nun 76.maddesi gereği doğrudan hakimin görevidir. Dava, davacılardan ...'in eşi, diğer davacıların babası olan hastanın tedavisini üstlenen davalı doktor ve hastahanenin tedavi sırasındaki kusurları nedeniyle oluşan zararın giderilmesine ilişkindir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. (BK 386-390.maddeleri) Vekil vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1 md.) O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir ... gören doktor olan vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacılar, davalı doktorun yaptığı ameliyatın başarısız olmasına değil, ameliyat sonrasında yapılan tedavi ve bakımın yetersiz olmasına dayanmışlardır. Yapılan ameliyatın başarılı olduğu ve teknik ve tıbbı yönden hatanın bulunmadığı davacılarında kabulündedir. Davacıların iddiası, bu tür ameliyat sonrasında hastanın boğazındaki birikmiş olan balgamın temizlenmesi gerekirken temizlenmemesi nedeniyle hastanın nefes alamaması, müdahalede geç kalınması sonucu hastanın şurunu kaybedip bitkisel hayata girdiğine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporunda, ameliyat sonrasında gelişen olayların komplikasyon olduğu, davalılara atfı kabil kusur bulunmadığı bildirilmiş isede, davacıların iddiasına ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece öncelikle, hasta ...'a ait gerek davalı hastahanede ve gerekse sevkedildiği üniversite hastahanesinde bulunan tüm tıbbı kayıtlar getirtilerek, tanık beyanlarıdanda yararlanmak suretiyle hastanın nefes alamamasının boğazındaki balgamdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, bu tür ameliyatlar sonrasında hastanın boğazında balgam birikip birikmediği, birikiyor ise bu balgamın dışarıdan müdahale ile temizlenmesinin gerekip gerekmediği, temizlenmediği takdirde böyle bir sonuca yol açıp açmayacağı, hastanın boğazındaki balgamın kayıtlara göre temizlenip temizlenmediğinin belirlenmesi, hastada daha önce var olduğu iddia edilen akciğer hastalığının böyle bir sonuç üzerinde etkisinin olup olmayacağının, ameliyat sonrası uygulanın tedavi ve yöntemlerin tıbben yeterli ve uygun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması için Üniversitelerden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulundan, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.