11. Ceza Dairesi 2025/4532 E. , 2026/663 K. "" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/376 E., 2024/319 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararın…
11. Ceza Dairesi 2025/4532 E. , 2026/663 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/376 E., 2024/319 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.09.2024 tarihli ve 2024/376 Esas, 2024/319 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-l, 168/2, 52, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 2.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükme yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 24.09.2025 tarihli ve 2025/8583 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.10.2025 tarihli ve KYB-2025/113308 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.10.2025 tarihli ve KYB-2025/113308 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-l, 168, 62... /2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 2.240,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına ilişkin Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/06/2022 tarihli ve 2021/171 esas, 2022/379 sayılı kararının 08/09/2022 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 25/11/2023 tarihinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l, 168, 62... /2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 2.240,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/09/2024 tarihli ve 2024/376 esas, 2024/319 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, sanık hakkında Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/06/2022 tarihli kararı ile nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 08/09/2022 tarihinde kesinleştiği, yine sanık hakkında inceleme dışı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan açılan davada Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/04/2024 tarihli ve 2024/29 esas, 2024/227 sayılı kararı ile değişen suç vasfı nedeniyle uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi üzerine, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan ihbar üzerine, hükmün açıklanarak sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de denetim süresi içerisinde işlendiği iddia edilen sonraki suç hakkında neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, dolayısıyla söz konusu kararın mahkumiyet hükmü niteliğinde olmaması sebebiyle hükmün açıklanamayacağının gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. UYAP üzerinden yapılan incelemede; sanığın 10.12.2024 havale tarihli dilekçesi ile hakkında kurulan mahkumiyet hükmünü istinaf ettiği, bununla birlikte; İlk Derece Mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 276. maddesi gereği verilen bir karar olmadığı gibi, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesince de değerlendirilmediği, bu nedenle inceleme konusu hüküm yönünden olağan kanun yolu sürecinin tamamlanmadığı anlaşılmıştır. 3. İnceleme konusu hükmün, bu haliyle olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2026 tarihinde karar verildi.